AKP’nin seçim öncesi en büyük rakibi olan Ana Muhalef Partisi’ne yine sık sık din ekseninde saldırı yaptığını görünce CHP’nin neden kendini “karaçarşaflı üyelere rozet takma”, “Kur’an kursu açma” gibi propagandalara mecbur hissettiğini anlamak mümkün...
“Anlamak” siyasette “din üzerinden oy toplama” gayretini onaylamak demek değil tabii... Hangi parti yaparsa yapsın insanların dinî duygularını, inançlarını siyaset adına istismar etmeleri onaylanamaz.
Ama tabloya baktığınızda Türkiye’de artık “bunu yapmadan oy alınamazmış gibi” bir noktaya gelindi. Bir parti kendini “dinin ve dindarların sahibi” zannedince veya öyle gösterince diğerleri de “neden sen” demek ve eleştirdikleri eylemlerden
kendileri de yararlanmak zorunda kaldılar.
Çünkü millet “Durun yahu, bugüne kadar dini bilmiyorduk da siz mi bize öğreteceksiniz? Memlekette yeterince Kur’an kursu da var, cami de. İsteyen Hac’ca da gidiyor, orucunu da tutuyor. Size ne, siz işsizliğe, yolsuzluğa, yoksulluğa çareden haber verin” diyemiyor. Aslında halkın yapacağı şey önce bu sonra da “laik rejim”in ne demek olduğunu kitabından öğrenmek. Ki böylece laiklik “dine, dindarlara karşı olmaktır” benzeri yalanlara inanmasın.
Gelelim seçim öncesi din eksenli yalanlara. Geçenlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş TV’de “insanlar eskiden Kur’an’ı saklıyorlardı” demekten çekinmedi. Ne zaman sakladılar? Kim yasakladı ki sakladılar” gibi 5N1K soruları ise ona sorulmadı. Yine TV’de Hidayet Şefkatli Tuksal bir CHP milletvekiline “CHP Kur’an kurslarına karşı çıktı” diyordu. Karşıdan zayıf bir “kaçak” itirazı geldi ama duyulmadı.
Yarın devam edeceğiz.
*****
Ekonomik kriz-yolsuzluk ilişkisi
Hakkımızda önemli uluslararası uyarılar yapılırken biz hâlâ seçim polemikleriyle zaman geçirmekteyiz. IMF’nin raporuna göre G-20 ülkeleri arasında “Ekonomik krize karşı önlem almayan tek ülkenin Türkiye olduğu” sonucu çıktıktan sonra yüzlerce ülkeye ekonomik ve siyasi rapor hazırlayan EIU da (Economist Intelligence Unit ) Türkiye riski başlıklı raporunda yolsuzlukları ve dokunulmazlıkların kaldırılmamasını gündeme getirdi.
AKP’ye yakın firmaların 2002’den sonra gözle görülür derecede büyümesinin, Başbakan’ın damadının yöneticilik yaptığı Çalık Grubu’na atv -Sabah satışı için devlet bankalarından verilen büyük kredinin yer aldığı raporda yolsuzlukların ekonomi ve politika açısından oluşturduğu olumsuzluğa dikkat çekiliyor.
Türkiye’de ise bir yandan dünyanın dikkatini çeken yolsuzlukların arkası kesilmez, her gün bir yenisi ortaya çıkar ve bir de üstüne milletin paraları “seçim yatırımı” diye har vurup harman savurulurken halkın da artan işsizlik ve yoksulluktan bunalımı had safhaya çıkıyor.
Bu hafta Her Açıdan’da yolsuzlukları, yandaş firmalara ve iktidarın yakınlarına sağlanan özel imkânları, bunların Avrupa raporlarında yer almasının hangi sonuçları doğuracağını, Başbakan’ın medya boykotlarını, oğlu ile gelininin ortak olduğu Atasay ve Atagold firmalarına özel haklar sağlanıp sağlanmadığını, sınır ve hukuk tanımayan seçim yatırımlarını, aynı gün yapılacak olan sendika eylemlerini tartışacağız.
Programın konukları: SP İstanbul Büyükşehir Bel. Bşk. Adayı Prof. Mehmet Bekaroğlu, Net Holding Yönetim Kurulu Bşk. Besim Tibuk, Bahçeşehir Ün. Siyaset Bilimi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, Gazeteci yazar Yiğit Bulut ve programa telefonla katılacak olan CHP Konya Milletvekili Atilla Kart olacak. Atilla Kart hem dokunulmazlığının kaldırılması için başvurduğu AİHM’de 4 Mart’taki duruşmayı hem de “Atagold’a özel imkânlar tanınıp tanınmadığını” açıklayacak.
Yine çok şey öğreneceğiniz, en önemlisi “gerçekleri” duyacağınız bir tartışma olacak, bekleriz!
Din üzerine yalanlar
Haberin Devamı

