Türbandan başlayarak dinin tartışıldığı televizyon programlarına davet edildiğimde veya telefonla bağlantı kurulmak istendiğinde bu teklifleri reddediyorum. Zira din ancak uzmanlarının tartışabileceği kadar hassas bir konu... Türban tartışmaları ise (çoğunlukla) öyle yanlış bir zeminde yapılıyor ve sanki rejimle din, inanç birbirlerine rakipmiş gibi gösteriliyor ki insan bu tür sohbetlerin içinde bir türlü "akıl, mantık, bilim ve din" çerçevesinde kalamıyor ve yıpranıyor.
Bir de üstüne karşı taraftakilerin dini, inancı, duygulan istismar etmesi sonucunda yanlış anlaşılabiliyor. Ama dün okuduğunuz (umarım) röportajı yapan, takdir ettiğim gazeteci Buket Aşçı ile, tartışacağım meslektaşım Ahmet Hakan'a olan güvenim bu kez kabul etmemi sağladı. Ve çok da zevkli bir sohbet oldu. Eğer bu bir TV röportajı olsaydı, üç saate yakın süren güzel bir tartışmayı daha iyi anlayarak, daha kapsamlı bularak izleyecektiniz. Ama bir gazete sayfasına sığması için kısaltılınca ister istemez bazı noktalar yarım kalmış gibi geliyor.
Kadın değil, erkek sorunu!
Örneğin; benim kadın haklan mücadelesinden başlayarak türbanlı kız öğrencilerin haklarına geldiğim bölüm... Orada, Ahmet Hakan'a söylediğim tam olarak şuydu: "Bir kadın yazar olarak bu soruna çözüm öneren bir yaklaşımda bulunmamı istiyorsunuz. Doğrudur ve ben de bunu yapabilmek, yıllardır kadın haklarını savunan bir yazar olarak üniversitelerde türban nedeniyle okuyamayan kız öğrencilerin sorunlarının çözümüne de katkıda bulunabilmek isterdim. Bunu yapamayısımın nedeni türbanın kadın sorunundan çok bir erkek sorunu olması. Genç kızlara, çocuk yaşlardan başlayarak (ki bu yaşlar artık 7-8'e inmiş durumda) türban baskısı yapan erkekler... Babalar, ağabeyler, eşler (Emine Erdoğan örneği burada veriliyor)... Bugün türbanı savunanların da kadınlardan çok erkekler olduğunu görüyoruz ki karaçarşaflı kadınlar yanında, çok sayıda erkeğin türban gösterilerinde yer aldığı gazete fotoğraflarında defalarca görülmüştür. Medyada, siyasette aynı şekilde... Kur'an'in ilgili ayetini "baş, saç, namus, iffet" olarak yorumlayan, ziynetten söz edilirken bütün vücudun "hatları göstermeyecek şekilde" tesettür kıyafetleriyle gizlenmesi gerektiğini söyleyen yine onlar... Bu, kadından çok bir erkek sorunudur ve her islâm ülkesinde de böyle olmuştur. Devam edecek...
Töre cinayetinde muhteşem karar!
İşte yıllardır beklenen şey artık nihayet gerçekleşiyor. Töre cinayeti veya yeni TCK'da (yine erkek komisyon üyeleri tarafından) değiştirilerek "töre" yerine "namus cinayeti" haline getirilen ve yine "tahrik indirimi" gibi kabul edilemez nedenlerle indirim sağlanmak istenen bu suç artık idamdan farksız şekilde cezalandırılacak.
Böylece belki bundan sonra, tecavüze uğradığı ve ağır bir insan hakkı ihlâli yaşadığı halde, bunun üstüne bir de ailesi tarafından gelen felâketle karşılaşan ve yaşamını vahşi yöntemlerle öldürülerek yitiren kadınlar "Türkiye'nin gerçeği" olmayacak... Türkiye'nin böyle utanç verici bir gerçeği olduğunu söyleme cesaretini kimse bulamayacak.
Kaçırılarak tecavüze uğradığı için öz babası tarafından telle boğularak öldürülen 14 yaşındaki Nuran Halitoğulları davasında Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi suçu işleyenlere ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası verdi. Yeni yasaya göre, cinayete azmettiren aile üyeleri de aynı cezaya çarptırılıyor.
1,5 yıl süren yargılama sonucunda baba, amca ve kuzene aynı ağır cezayı veren mahkeme karan, bundan sonra bu tür cinayetleri plânlayan ailelere sonucun ne olacağını anlatacaktır. Zaten önemli olan da bu... Cezaların caydırıcı etkisiyle cinayetlerin, tecavüzlerin önlenmesi.
Taciz ve tecavüz davalarında da mahkemeler aynı kararlılığı gösterir ve indirim, af vs. dinlemeden cezalan uygularlarsa kadınlara karşı şiddet suçlan büyük ölçüde önlenebilir.
Yıllar süren çabalar sonunda bu noktaya gelmiş olmak ülkemiz için müthiş bir başarı!
Din siyasetin göbeğinde!
Türbandan başlayarak dinin tartışıldığı televizyon programlarına davet edildiğimde veya telefonla bağlantı kurulmak istendiğinde bu teklifleri reddediyorum. Zira din ancak uzmanlarının tartışabileceği kadar hassas bir konu...
Haberin Devamı

