Din nerede duruyor?

İsteyen herkes, istediği her konuyu gönlünce çarptırabilir. Bunu yaparken sözlerini veya yazılarını allayıp pullayabilir

Haberin Devamı

İsteyen herkes, istediği her konuyu gönlünce çarptırabilir. Bunu yaparken sözlerini veya yazılarını allayıp pullayabilir. Türkiye'yi "o ülkenin" gıpta ettiği laik-demokratik tek Müslüman ülke olma özelliğinden çıkarmaya çalışan gerici kafaları "muhafazakâr", yaşadığı topraklara her vatansever vatandaş gibi saygı, sevgi duyanları ise "milliyetçi" tanımına sokabilir.

Bugün karşı karşıya olduğumuz tüm ulusal ve uluslararası sorunlarda Türkiye'ye zarar verecek görüşlere kılık değiştirterek, sözlerinin altındaki gerçek anlamı kavrayamayanlara yutturabilir.

Bunlar da demokrasinin, bu ülkenin çok şükür ki sahip olduğu çağdaş rejimin getirdiği özgürlüklerdendir. Onun için birbirimize kızmadan, öfkeye kapılmadan gerçekleri (gerekiyorsa tekrar tekrar) dile getirmeye devam etmeliyiz.

İki önemli örnek var elimizde; biri Genelkurmay Başkanı Özkök'ün, konuşmasından hemen sonra benim de değindiğim "Türkiye ne bir İslam cumhuriyeti, ne de İslam devletidir" sözü... Diğeri ise amacını gizleyen yazılarla "bulunması gereken konum"dan saptırılan Ermeni iddiası.

Gençler aldanmamalı
Yazılarımızı gençler, özellikle 17 yaş ve üstü üniversite öğrencileri de okuduğu için öncelikle ve tekrar vurgulamak istiyorum; milliyetçi olmakta, sağduyulu bir milliyetçilikte (bazılarının sandığı gibi) zararlı veya sakıncalı bir durum yoktur. Zararlı olan, bütün aşırı, radikal akımlarda olduğu gibi bu duyguların siyasetini yapmak, radikal eylemlere, vurup kırmaya dökmek, milliyetçiliği ırkçılığa çevirmektir.

Bu nedenle, her konuşana veya yazarı etiketler takanları, onları sınıflara ayıranları fazla takmamakta yarar vardır.

Hilmi Özkök'ün konuşmasından sonra; demokrasilerde ordu başkanlarının siyasi açıklamalar yaptığı örneklerin görülmediğini, siyaseti her şart altında sivil iradenin yönetmesi ve yönlendirmesinin doğru olduğunu yazmıştım. Bununla birlikte "Türkiye bir İslam devleti de değildir" sözünün çok doğru olduğunu, ayrıca "ona ait" ve ilk kez onun tarafından yapılmış bir açıklama olmadığını da laikliğin anlamını kavramış herkes gibi biliyorum.

Cumartesi günü "Neden İslâm ülkesi değil" başlıklı yazımın sonunda laikliğin; nüfus çoğunluğunu aynı dinden insanların oluşturduğu ülkelerde azınlığın da aynı hak ve özgürlüklere sahip olması anlamına geldiğini, bu durumda demokratik/laik rejimle yönetilen ülkelerin "Çoğunluğun dini" ile tanımlanamayacağını hatırlatmıştım.

İKÖ'de ne işimiz var?
Bu da eksik bir anlatım aslında... "İslâm devleti değil" sözünü komutan talimatı olarak empoze edenler de biliyorlar ki laiklik sadece farklı dinlerin aynı ülkede, bir arada huzur ve güvenlik içinde yaşamasını sağlamıyor, aynı dinden olan nüfus çoğunluğuna da inancını özgürce yaşama hakkı veriyor.

Yani: laik bir devlet yönetiminde, hiç kimse bir başkasının dinini, inancını eleştiremez, değerlendiremez, yargılayamaz. Bir başkasının daha fazla veya daha az dindar olduğunu iddia edemez. Onu tüm din kurallarını uygulamaya zorlayamaz, yaşam haklarına, özgürlüklerine karışamaz.

Örneğin; Ramazan'da oruç tutmayana, 5 vakit namaz kılmayana, içki içene karışamaz. Zaten "Peki o zaman din nerede duruyor" sorusunun cevabı da buradadır: Din insanların kendi vicdanında, Allah'la kul arasında durmalıdır. Siyasetin tepesinde, sürekli olarak ülke gündeminde değil.

"Kamusal alan" denilen, devlete ait alanlara belli bir dinin simgeleriyle girilmemesi kuralının nedeni de "laik rejimde devletin ve tüm kurumlarının dinlere karşı tarafsız olması" dır. O zaman böyle bir ülkenin İslam Konferansı'nda ne işi var? Bu soruya mal bulmuş gibi sarılanlar yine cevabını biliyorlar aslında;

Çünkü Türkiye Müslümanların yaşadığı ve çoğunlukta olduğu bir ülke... "İslam hukuku" na göre değil, "laik hukuk" la yönetiliyor ama bu, İslâm toplantılarına katılmasını engellemiyor.

Kısacası, parazit yaparak kendi huzurumuzu kaçıracağımıza, diğer İslâm toplumlarının özendiği ama bir Atatürk daha çıkmadığı için elde edemediği "laik-demokratik rejime sahip bir İslâm ülkesi" olmakla gurur duymalıyız.

DİĞER YENİ YAZILAR