Bakanlar Kurulu Lübnan’a asker gönderme kararı aldı ve aynı görüşü destekleyenlerin sayısı az değil. Ama...
Her zamanki gibi “ama” diyeceğim ve karşı görüşte olduğumu bir kez daha tekrarlayacağım. Ama... Bu işin sonunda Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma tehlikesi var. “Ne yapalım efendim tehlike varsa kaçacak mıyız” diyenler şu anda fokurdamakta olan bir Ortadoğu kazanına Türkiye’yi de atmakta olduklarını unutmasınlar.
Şaka değil, işin içinde Amerika var; Amerika Irak savaşıyla işe girişti, Suriye ve İran’la çekişmeye devam ediyor, Büyük Ortadoğu Projesi’ni gerçekleştirmek için hangi ülkeye hangi oyunu oynayacağı, piyon veya aktör olarak ön plânda ya da sahne gerisinde kimleri kullanacağı belli değil.
BASKILAR, KORKUTMALAR
Bir yandan Türkiye’nin AB’ye girişini destekliyor gibi görünürken asıl niyetinin Türkiye’yi Ortadoğu’ya çivileyip “ılımlı İslam” modeli olarak kullanmak olup olmadığını da hiç kimse bilmiyor.
Yani “büyük güç” olarak bugüne kadar dünya ülkeleriyle top gibi oynama, kendi çıkarları doğrultusunda dünyaya yeni bir şekil verme hedefini unutmuş değil.
Bu bağlamda biz “Aman Ortadoğu’daki gelişmelerde aktif rol üstlenelim, böylece söz sahibi olalım” veya “Irak Savaşı’nda hatalı karar alındı, bu kez de katılmazsak başta PKK konusu olmak üzere kayba uğrarız” düşüncesiyle kızgın bir savaşın ortasına askerimizi gönderirken, sonuçta içinden sıyrılamayacağımız bir durum yaratılabileceğini, hiç konuşmamamız mümkün olan (ve önceden plânlanmış) bir Ortadoğu kargaşasının ortasında kalabileceğimizi de hesaplamamız gerekiyor.
Bu kez olay ne ABD’ye yakın bazı isimlerin “Hizbullah Türk askerine saldırmaz” şeklindeki garantilerine (!) inanacak, ne de “ABD ve onun politikasını destekleyenler kaybederse Ortadoğu’da İslamî diktatörlükler kurulabilir” şeklindeki korkutmacalara aldanacak kadar basit değil. Bunları söyleyenler de gerçeği biliyorlar.
BOSNA’DAN ÇOK FARKLI!
Meclis Başkanı Arınç “Biz Bosna’ya da Afganistan’a da barış gücü gönderdik” diyor. Aslında bunu söylerken o da Ortadoğu’daki savaşın ve tehlikelerin Türkiye için Bosna veya Afganistan’dan çok farklı olduğunu ve bir kıyaslama yapılamayacağını biliyor. Ama sonuçta kamuoyunu ve Meclis’i ikna etmek gerektiği için söyleniyor bunlar.
Çokuluslu Barış Gücü’ne en çok katkıyı yapacak olan İtalya’nın Dışişleri Bakanı Massimo D’Alemo “Hizbullah tekrar çatışma istiyorsa uluslararası toplumla karşı karşıya gelir” diyor. Aynı cümle daha önce BM tarafından da söylendi.
Beyrut’a gidip orada inceleme yapanlar da durumun kırılganlığını, tehlikesini anlatıyorlar. Ortadoğu’daki Müslüman bir ülke olarak bizim durumumuzun Avrupa ülkelerinden daha kritik olduğunu da katacak olursak... Bir de bu savaşın ne kadar kolay çıkarıldığını ve benzer kolaylıkların her an tekrarlanabileceğini hatırlayacak olursak...
Umarım bu kez yanılırım diyorum. Umarım işler benim tahmin ettiğim gibi sarpa sarmaz. Ama ben şu anda Cumhurbaşkanı Sezer’in haklı olduğuna inanıyorum.
Dimyat’a pirince giderken...
Bakanlar Kurulu Lübnan’a asker gönderme kararı aldı ve aynı görüşü destekleyenlerin sayısı az değil. Ama...
Haberin Devamı

