Dilin kemiği yok ki!

VATAN'ın Pazar ekinde Arda Uskan'ın modacı Ayla Eryüksel'le yaptığı röportaj beni (ve sanıyorum herkesi) çok şaşırttı

Haberin Devamı

VATAN'ın Pazar ekinde Arda Uskan'ın modacı Ayla Eryüksel'le yaptığı röportaj beni (ve sanıyorum herkesi) çok şaşırttı.

Son 10-15 yıldır pek sesi duyulmayan, yarattığı herhangi bir modeli görülmeyen Eryüksel, bu süre içinde hiç durmadan çalışan ve defile gelirlerini hayır kurumlarına bağışlayan en ünlü modacıların hepsini karalamış.

Bu diğer başarılı modacılarımız gibi, Ayla Eryüksel'i de tanıdığım için üzüldüm. Bir "geri dönüş", hele de isim yapmış biri için mutlaka "diğerlerini" yok etmeye çalışarak mı olmalıdır?

Kaldı ki Ayla Hanım, her biri başarısını defalarca kanıtlamış, dünya modasının en ünlü isimlerinden geride olmadıkları bilinen, Türkiye'nin gurur duyduğu modacılardan söz ediyor.

Örneğin; bir Vural Gökçaylı için söylediklerine kimseyi inandıramaz. İlk pratik çalışmalarını Paris'te Givenchy, Jean Patou, France Molenar gibi dünyanın en ünlü modacılarıyla yapan Gökçaylı'nın bu özelliğine rağmen yabancı modacıların modellerini taklit eden biri olmadığını herkes biliyor. Onun kendine has zarif çizgisini, brodelerini, özgün modellerini bin model arasından seçip çıkarmak mümkündür.

"13 yaşında terzi yanında çalışması" ise tümüyle yanlış. Bildiğim kadarıyla o yaşında İtalyan Lisesi'ndeydi Gökçaylı. Ve "aristokrat'lığı... Köklü bir aileden gelip köşkte büyüdüğü için özür mü dilemeliydi acaba? Çok üzücü ve anlamsız suçlamalar!

Geçenlerde Nato Zirvesi sırasında yapılan Cemil İpekçi defilesini duyduğumda (Cemil İpekçi'nin başarısına da saygı duyar ve çok beğenirim, aynca yıllardır tanır ve severim, sakın yanlış anlaşılmasın), keşke Vural Gökçaylı'nın da kıyafetleri aynı defilede gösterilseydi diye düşünmüştüm. Tekrarlıyorum; bir gururdur Türkiye için Gökçaylı.

Yıldırım Mayruk da başarısını ve yeteneğini ispatlamış bir isimdir, son yıllarda Dilek Hanif de öyle... Geçen kış Paris'te ünlü koleksiyon defilelerinde ülkeyi başarıyla temsil etti, modelleri en iyi Avrupa moda dergilerinde yer aldı.

Ayla Eryüksel, bu isimlerin tasanmcı değil, kopyacı olduğunu iddia ederek yapmaması gerekeni yapıyor. Tasarımcı sadece kaftan, şile bezi, otantik veya Osmanlı motifi, modeli yapan modacı demek değil elbette. Nasıl ki modacı olarak "başarı" sadece tasarıma bağlı değilse... Büyük ölçüde hitap ettiğiniz kitlenin kalite ve büyüklüğüne bağlı ise... Kısacası, bu konular öyle iki üç suçlamayla, laf oyunuyla geçiştirilemez.

Neyse ki onlara ağzına geleni söyledikten sonra "Emine Erdoğan'ı giydirmeye talip olduğunu" da söylemiş Eryüksel.

Bu kolaycılığı, popülist yaklaşımı görünce insan yapılmak isteneni daha iyi anlayabiliyor.

Ve başarı kazanmış, örnek olması gereken bir isme de bu yakışmıyor!

Dilin kemiği yok ama insanların aklı, mantığı var en azından, değil mi?

Bir haftada 61 bin reklam
Bileşim International medyaya "durum tespiti" konusunda bir bülten göndermiş. Başkalarını bilmem ama bana çok yararı dokundu.

Örneğin; AB grubu okuyucuda Hürriyet'le neredeyse başabaş giden VATAN'ın (Hürriyet yüzde 53, Vatan yüzde 48), "En çok reklâm yayınlayan gazeteler" sıralamasında da ilk 4 arasında olduğunu gördüm.

Ve şu bilgilerin enteresanlığına lütfen siz de bakın;

27 Haziran-4 Temmuz haftasında basında toplam 2033 firmaya ait reklâm yayınlanmış. Bu reklamların kapsadığı toplam alan "718.281xcm"... Yani bir haftada yayınlanan reklâmların tümü bir gazete halinde yayınlansa 1506 sayfalık bir gazete olacak.

Aynı hafta TV'lerde 60.832 tane reklâm izlenmiş. Toplam süre: 399 saat. Yani tüm kanallarda yayınlanan reklâmlar birleştirilse 17 gün uzunluğunda bir reklâm kuşağı oluyor. Bu da "TV reklâmları azaldı, kısıtlama getirildi" dendikten sonraki hali... "İndirimli"...

En çok reklâm veren firmalar: Unilever, Ülker, Danone, Turkcell, PCG...

Medya açısından baktığınızda herkes halinden memnun tabiî, karşılıklı bir memnuniyet, mutluluk söz konusu...

Okur ve TV izleyicisini ise hiç ilgilendirmiyor bu alışveriş. O TV'sini ve gazetesini daha az reklamlı görmek istiyor. Bu zor problemin de kolay bir çözümü yok gibi görünüyor!

DİĞER YENİ YAZILAR