Dikkat edin, amaca ulaşıyorlar!

Önce panellerde, TV'lerde, gazetelerde konuştular. AB'den gelen temsilcileri ve bazı gazetecileri plâna dahil ettiler ve destek aldılar. Avrupa'daki konferanslara ve TV'lere koşup orada da devlete, millete, orduya herkese toptan saldırdılar...

Haberin Devamı

Önce panellerde, TV'lerde, gazetelerde konuştular. AB'den gelen temsilcileri ve bazı gazetecileri plâna dahil ettiler ve destek aldılar. Avrupa'daki konferanslara ve TV'lere koşup orada da devlete, millete, orduya herkese toptan saldırdılar. Konuşmaları, Güneydoğu halkının taleplerinden çok PKK'nın taleplerini içeriyordu. Bu çaba aylarca, yıllarca sürdü ve tam "kıvamına geldiğine inandıkları anda" ROJ TV işareti verdi.

Olaylar Diyarbakır'da çocuklara arabaları, işyerlerini taşlatarak başlatıldı. O arada önlerine çıkan polis ve asker araçları da taşlandı. Ve daha sonra Güneydoğu'nün diğer illeri plâna dahil edildi.

Alet olarak kullanılan (ve muhtemelen yaşları çok küçük olduğu için ceza almayacaklarına inandırılan) zavallı saf çocuklardan ölenler oldu.

Plân Güneydoğu'da bitmiyordu, olayların İstanbul'a da sıçraması gerekliydi ki daha da büyüsün ve dışarıya karşı "ülke çapında bir isyan" havası daha kolay verilsin. Bu da yapıldı.

Kocamustafapaşa' da bomba patladı; otobüsler, arabalar ateşe verildi. Ve sonunda halkın da sabrı taştı.

Sağduyu
Cumartesi akşamı televizyonda, arabası yakılan vatandaşlar "Her şeyi devletten beklemeyeceğiz, bu teröristlere biz de cevap vereceğiz. Kuşanalım, kuşanalım" diye bağırmaktaydılar. Halk askerin ve Emniyet Müdürü Celâlettin Cerrah'ın boynuna sarılarak "Şunlara daha etkili karşılık verin, bıktık artık" sözleriyle yalvarıyordu.
Onların "Sağduyulu olmaya devam edin, biz bu olayı çözeceğiz" cevabının tepkisi ise "Neden hep biz sağduyu göstermek zorundayız, yeter artık onlara da sağduyuyu öğreteceğiz" oldu.

Dün ise Dolapdereliler, Taksim'de izinsiz gösteri yapmaya kalkıp polisten kaçan terör örgütü mensuplarına saldırdı. Daha sonra ise Türk bayrakları açıldı.

Başta Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir olmak üzere DTP'li belediye başkanları, Güneydoğu illerinde çıkarılan bu olayları "halk infiali" olarak adlandırarak çoğunluğa mâl etmeye çalışıyor ve üzgün havalarda Başbakan'ı "acılara ortak olmaya", "bölgeye gitmeye" davet ediyorlar.

DTP'den çıktılar
Oysa Diyarbakırlılar DTP Genel Merkezi 'nden çıkan grupların askerlere, polislere saldırdığını, olaylarda kullanılan çocukların parayla aldatıldığını kendileri televizyonlara anlatıyor, bunu yaparken "Askerlerimize saldırdılar" ifadesini kullanıyorlar.

DTP'li belediye başkanları bu olayların ve ölümlerin sorumluluğunu masum ifadelerle üstlerinden atamazlar. Herkes hatasının hesabını vermek zorundadır.

Bu arada, olayların büyümesi ve halkın cevap vermesi tam da plânlanan ve istenen sonuç... Onun için ülkesini seven vatandaşların istenen sağduyuyu ve sabrı -çok zor da olsa- göstermesi gerekiyor.

Cennet vatanımızı cehenneme çevirmelerine, ekonomiden turizme, huzura, güvenliğe kadar tüm hayatimizi, geleceğimizi altüst etmelerine izin vermeyelim.

Sabırlı olalım... Bunu da atlatacağız!

Okul soğuk ama...
Bir ilin imam hatip liselerinden birinin öğretmenlerinden olan okurum okulla ilgili bir sorunu anlatıyor. Mektubu (okuruma zarar gelmemesi açısından) sadece ilin adını çıkararak aynen veriyorum.

"Merhaba, ben size belki de bildiğiniz bir şey söyleyeceğim. '......' imam Hatip Liselerinden birinde öğretmenim. Okulda kız-erkek sınıfları, koridorları, bahçeleri ayrıydı, şimdi de kantin ayrıldı. Bundan ben rahatsız oluyorum, okul bu gençler için cehennem haline getiriliyor, buna gerekçeleri de 'aileler böyle istiyor' diyorlar. Başka kantin başka koridor buluyorlar ama buz gibi sınıflarda öğrenciler kabanla ders yapıyor ve kimse çözüm için acele etmedi örneğin... Paylaşmak istedim sadece."

Meslek lisesi olarak tanımladıkları imam hatip liselerinin birinden gelen bu şikayet acaba yalnız o okula mı ait? Pek sanmıyorum.

İşte bu uygulamalar, okul ve işyerlerinde laiklik kurallarının öneminin, aksi takdirde oluşacak baskının önlenemeyeceğinin kanıtı gibi sanki...

Baskı ve İran'a benzeme korkusu duyanlar haksız değiller gibi görünüyor.

İmam hatip lisesi yönetimleri kafayı öğrencileri ayırmaya, din ve cinsiyet baskısı yapmaya yoracaklarına, ısıtmaya, eğitmeye yorsunlar!

DİĞER YENİ YAZILAR