Dikkat çeken iki bakan!

Çevre Bakanı Osman Pepe Marmara Denizi'ni kirleten fabrikalar hakkında soruşturma başlatmış ve "Fabrikalar babamın olsa umurumda değil. Kimin olursa olsun onlara hadlerini bildireceğiz" demiş

Haberin Devamı

Çevre Bakanı Osman Pepe Marmara Denizi'ni kirleten fabrikalar hakkında soruşturma başlatmış ve "Fabrikalar babamın olsa umurumda değil. Kimin olursa olsun onlara hadlerini bildireceğiz" demiş.

Haberi Akşam gazetesinde okudum, çok hoşuma gitti. Tam bir "Giuliani" eylemi, kutluyorum Sayın Bakan'ı. Umarım diğer il ve ilçelerde de denizi kirletenlere aynı uygulamayı yaparlar.

Aslında bu dikkatin Turizm Bakanlığı'yla koordinasyon içinde sürdürülmesi şart! Güzelim memleketin denizleri çöplüğe döndü. Abartı yok; çöpler denize; foseptikler denize... Milli Farkların, korunması gereken, Türkiye'ye özgü canlıların da aynı ilgiye ihtiyacı olduğu unutulmamalı.

Ve Adalet Bakanı... Suçların önlenmesi için afların ve ceza indirimlerinin kaldırılması gerektiğini söyleyen Sayın Cemil Çiçek de bu hükümette takdir ettiğim isimlerden biri. Yalnız "adaletin hakkıyla uygulanması'nı isteyen Çiçek'in, Aydınlı 11-15 yaşlarındaki 6 çocuğun yoldan geçen bir başka çocuğu bıçakla tehdit ederek parasını aldıkları için 2,5 yıldır cezaevinde olmasına da bir çözüm bulması gerekiyor.

Evet, doğru yaptıkları suçtur ve karan verecek olan da yargıdır, "Adalet'tir. Ama o "Adalet" şu anda doğru karan sağlayacak yasalara sahip değil. Cinayete azmettirip yüz milyonlarca dolar yolsuzluk yapanlar 3 yıl ceza alırken, "töre cinayeti" bahanesiyle akrabalarını öldürenler, çocuklara tecavüz ederek kaç ailenin ve gencin hayatını karartanlar cezalandırılmaz, aflarla 60-70 bin ağır suçlu bir defada sokaklara salınırken bu çocukların toplam 77 yıl hapis cezası almasına adalet denemez.

Üstelik çocuklar (bildiğimiz kadarıyla) İslah evinde değil, cezaevinde büyüyorlar. En fazla dikkat isteyen gelişme çağlarını hapiste, yetişkin mahkûmlarla geçiren bu gençlerden nasıl bir gelecek bekleyebiliriz? Ya da ömürlerinin hapiste geçmesine göz yumabilir miyiz?

Adalet Bakanı' nın hem bu sorunun çözümüne, hem de Adalet Komisyonu'na giden TCK Tasarısı'ndaki namus cinayeti (tahrik) indirimlerinin kalkmasına katkılarını bekliyoruz.

Film yokmuş!
Zenginin malı züğürdün dilini yorarmış" atasözü ne kadar doğru! Onlar bizim malımızı bizden iyi kullanıyor ve yalnızca, kendi topraklarımızda yaşamış bir medeniyetin öyküsünü, İzmirli Homeros'un destanından alarak film yapıp dünyayı sarsmakla da kalmıyorlar. Truva tarihi hazinesinin önemli bir bölümünü kendi ülkelerine kaçırıp müzelerinde sergileyerek filmden kazandıkları milyonlarca dolan katlıyorlar.

Tek bir filmle ne kadar çok kaybımızı hatırlattılar bize fark ediyor musunuz? Ne kadar uyuduğumuzu, biz lâfla, kavgayla, kişisel ihtiraslarla uğraşırken herkesin gözümüzden sürmeyi nasıl çektiğini...

Onlar bizi ve dünyayı Akhilleus ile Hektor'un yakışıklılığıyla ve muhteşem bir tarih öyküsüyle büyüleyip Amerikan sinemasına milyonlarca hayran daha kazandırır, ekonomilerine katkıda bulunurken bizim hâlâ, 2004 yılında ve filmden sonra Truva'nın Türkiye sınırları içinde olduğunu anlatmaya çalıştığımızı...

Geçenlerde 'Neden bugün bile tüm tarih, kültür hazinelerimizin başında yabancı arkeologlar var? Aldığımız ders yetmedi mi?' diye sormuştum. Bu tür soruların Kültür Bakanlığı'nı fazla telaşlandırdığını sanmıyorum, onlar çok meşguller. Neyse ki yıllardır Truva kazılarının başında olan Prof. Manfred Korfman Türkiye'nin çıkarlarını samimiyetle gözeten bir arkeologmuş (ben artık kimselerin samimiyetine inanamaz haldeyim ama...)

"Burada acilen bir müze açılmalı" demiş Korfman... Bulunduğu noktada müze açıldığı takdirde diğer ülkeler tarafından kaçırılan "o medeniyete ait" eserleri geri isteme hakkı doğuyormuş. Bilmem ki bizimkiler bu teklifi ciddiye alacak mı?

Son olarak... Bakan Erkan Mumcu 40 saniyelik bir tanıtım filmi hazırlattıklarını ve diğer ülkelerde Truva filminden önce Truva'nın Türkiye'de olduğunu anlatan bu filmin gösterildiğini söylemişti. Amerika ve Avrupa'da filmi görenlerden haber geldi, böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar. Bakan'ın kendisine verilen bilgileri de daha sıkı kontrol etmesi gerekiyor galiba!

DİĞER YENİ YAZILAR