Zina tartışmaları öyle sakız gibi uzayan, her yöne çekilebilecek bir çizgide ki içinde kaybolmak çok kolay. Şöyle geriye çekilip geniş acıdan baktığınızda ise hep aynı noktaya gelindiğini kolayca görüyorsunuz:
"Ne olursa olsun kadın baskıdan kurtulamasın. Namusu erkekten sorulsun. Gerekirse hapse atılsın, gerekirse öldürülsün ama namusunu erkekler temizlesin"...
Bir yandan 'Bekâret kontrolü kaldırıldı' diyorlar öte yanda '15-18 yaş arasındaki gençlerin gönüllü ilişkisine hapis cezası' istiyorlar. O da yetmiyor 'zina yeniden suç olsun' diyorlar. Bu maddelerin her ikisi de kadınlara anında "doktor kontrolü" yapılmasını sağlayabilecek kolaylığı getiriyor.
Namus cinayeti işleyenlere ağır ceza vermekten bu kadar kaçmalarının nedeni de aynı. Kendi ağızlarıyla, çekinmeden "Böyle bir durumda suç işleyene anlayış göstereceklerini" ifade etmediler mi?
Oysa şu sözünü ettiğimiz üç madde:
Namus cinayetlerinde ağır cezadan kaçınma, gönüllü ilişkisi olan gençlere hapis cezası ve zinaya hapis cezası gerçekleştiği takdirde Türkiye Suudi Arabistan'dan, İran'dan sadece bir adım geride olacak.
Çağdaş recm
Tecavüz olaylarında 15 yaşından küçük gençlerin "rızası"ndan söz eden Tasrı maddelerine karşı çıkıldığı için, olayı 15-18 yaş arası gönüllü ilişkilere getirdiler. Oysa ikisi tümüyle farklı şeylerdir. 'Yaş" farkı olduğu gibi, ikincide "her iki tarafın isteğiyle olan" bir beraberlik söz konusudur.
Hele tümüyle rüştünü ispat etmiş insanların kuracağı ilişkiler sadece 2 veya evlilik halinde 3 kişiyi ilgilendirir. Devlet vatandaşların yatak odasma giremez. Onların özel alanına, hak ve özgürlüklerine müdahil olamaz. Olduğu takdirde 'muhatap vatandaşlar' için uygun görülen cezanın da bir tür çağdaş recm cezası olacağına ve kadına her alanda baskı, şiddet, adaletsizlik yaratan anlayışın devlet eliyle sürdürüleceğine hiç şüphe yoktur.
Çok eşli milletvekilleri!
Ayrıca zina maddesinin üzerine mal bulmuş gibi atlayan AKP şunları düşünüyor mu:
- Bu madde kabul edilirse erkeklerin bir kez kaçamak yapması veya geneleve gitmesi ceza için yeterli olacak.
- Çok eşli olduğu bilinen bazı AKP'liler eşleriyle birlikte doğru cezaevine gidecek.
- Zavallı hayat kadınlarının ise ömrü cezaevinde geçecek.
Bu arada; cezaevlerinde yer olmadığı için genel af çıkarılan bir ülkede milyonlarca zina suçlusunu nereye sığdıracakları sorusuna da cevap bulmaları gerekecek.
İki bekar da zina yapmış sayılır mı?
"Bu madde ne kadar eşitlikçi düzenlenirse düzenlensin sadece kadınlar aleyhine çalışır. Her yasağı kadınlar aleyhine işletilen bir ülkede cezaevinden çıkacak kocanın hışmından korkan kadınlar şikâyet edemez" diyen hukukçulara "iki bekâr" sorusunu da sordum.
Neyse ki burada Suudi Arabistan'dan ileriymişiz, iki bekârın ilişkisi zina sayılmıyor.
Diyorum ya, sakız gibi uzar bu konu. Ama "Bir ülkenin demokrasi ölçüsünü o belirler" denilen ceza kanunları TCK'yı aceleye gelmemeli. AKP, Ecevit Hükümeti'nin yeniden değiştirilmeyi bekleyen Medeni Kanun hatasına düşmemeye dikkat etmek zorunda!
Vural Savaş: "Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şey!"
Dün sabah beni telefonla arayan eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş "zina" konusunda yapılan önemli hatalara dikkat çekti.
"Zina zaten eskiden de suçtu deniyor oysa Anayasa Mahkemesi de maddeyi eşitliğe aykırı olduğu için iptal etmişti" diyen Savaş şunlan söyledi:
"TCK'nın 440-441'inci maddeleri kadın ve erkek için farklıydı. Kadında bir defa ilişki suç sayılırken erkekte kan koca hayati yasama şartı aranıyordu. 1989'da SHP milletvekili Erdal Kalkan 'Farklı düzenlemelerin Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu' söyleyerek 'Herkesin bir kez ilişkisi suç sayılsın' teklifini getirdi. Bütün partiler görüşe katıldılar. Ben de Yargıtay temsilcisi olarak oradaydım, sıra bana gelince 'Bütün demokratik ülkeler zinayı suç olmaktan çıkardılar, biz de çıkaralım, eşitlik böyle sağlansın' dedim. Sonuçta bu görüş kabul edildi, yasalaşmadı. Sonra Anayasa Mahkemesi zinayla ilgili maddeyi iptal etti."
TBMM'deki son tartışmayla 1989'da Erdal Kalkan'ın yaptığı teklife dönüldüğünü söyleyen Vural Savaş "Bu hem çağdaş normlara aykırı, hem de 1920'lerde bile suç olmayan bir eylemi suç kabul ediyor. Cumhuriyet tarihinde erkeğin ilişkisi de hiçbir zaman suç sayılmamıştır" dedikten sonra konuşmasını; zina suç kabul edildiği takdirde "baskın" uygulamasının son derece çirkin olacağını, geçmişte bunların yaşandığını vurgulayarak, "İnsanlar bunları tekrar görünce 'keşke eski yasa kalsaydı' diyecekler, ama korkarım Meclis'in TCK'yı aceleye getirme niyetine engel olunamayacak" sözleriyle bitirdi.
AKP gerçekten, Meclis'teki çoğunluk gücüne dayanarak ülkeye geri adım artırabilir mi, işte bunu ancak bekleyerek göreceğiz.
Devletin yatak odasına girme hakkı olabilir mi?
Zina tartışmaları öyle sakız gibi uzayan, her yöne çekilebilecek bir çizgide ki içinde kaybolmak çok kolay
Haberin Devamı

