Devlet vatandaşlarını böyle mi korur??

Haberin Devamı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ‘ben yıllardır kutlamıyorum, kadınların dünyada rekor kıracak düzeyde şiddet gördüğü, cinayet-tecavüze uğrama ve her tür eşitsizlikte liste başı olduğu, töre cinayeti dedikleri vahşeti durdurmak için en ufak gayret gösterilmeyen ülkede Kadınlar Günü kutlaması neyimize.. Birbirimizi mi aldatacağız’ diye yazmıştım.

Kadınlar Günü’nde yürüyen kadın gruplarının da “Kadınlar Gününü kutlamıyoruz, isyandayız” pankartları taşıdıklarını görmek iyi geldi. İşte yapılması gereken budur, siyasetçilerin çıkıp “kadın seçmenin ruhunu okşayacak sözler etmesi ve asıl görevlerine eğilmeyerek yollarına devam etmesi”, bu durumlara da sessiz kalmak hiçbir çözüm getirmiyor ve bunu da ancak benim gibi uzun yıllar önce “gazeteciliğe başladığı günlerde yazdığı yazıların aynını” bugün de yazmak zorunda kalanlar, üstelik yazdıkları için adliye koridorlarını arşınlayanlar biliyor.

ÜZMEZ BIRAKILMIŞ.. TECAVÜZÜ TEŞVİK!

Kadın cinayetleri 7 yılda “yüzde 1400” artmış ve kadın katliamı haline gelmişken, tecavüzler de aynı durumdayken ülke yönetenlerin bunun aksini iddia etmesi, bu rakamları “olayların duyulur hale gelmesine” filan bağlaması olacak şey değil.

Bursa’da 12 yaşında kız çocuğa (olay sırasında bu yaştaydı, oysa gazeteler ‘14 yaşındaki’ yazarak yanlış bildiriyorlar) tecavüz ettiği için 13 yıl hapis cezası verilen Hüseyin Üzmez isimli suçlunun tahliye edildiğini duyduk dün. “Taciz” diyerek suçu hafifletmeye çalışıp duruyorlar, sadece taciz olsaydı hiçbir mahkeme tacize 13 yıl vermezdi. Sonra her nasılsa, herhalde cezayı hafif buldukları için Yargıtay tarafından ceza bozulmuş. İkinci kez yargılanan suçlu aynı cezaya çarptırılmış ama sıkı durun “Yargıtay sürecini dikkate alarak” tahliye kararı vermişler. Ne demek ola ki bu??

AÇIKLAYIN, HANGİ MEDENİ ÜLKEDE GÖRÜLÜR?

Şimdi bu mahkemenin “ne oldu da, araya kimler girdi de” iki kez 13 yıl hapis cezası alan bu ağır suçlunun tahliyesine karar verdiğini millete, özellikle de 2 gün önce alay eder gibi “Kadınlar Günü mesajları gönderilen” kadın vatandaşlara açıklamaları gerekir. Eğer utanmadan bunu yapacak cesaretleri varsa tahliye kararını dünyaya ve AB’ye de açıklasınlar.

Çok sayıda insanı “iddialar üzerine” yüzlerce yıl hapis cezası istemiyle yargılayan, ülkenin tanınmış gazetecilerini “tutuksuz yargılanma” hakkı bile vermeden pis ve soğuk hücrelerde mahkum gibi cezalandıran devletin, suçları mahkeme kararıyla sabitlenmiş cinayet ve tecavüz suçlularını nasıl tahliye ettiğini, tutuksuz yargılanmayı hak edecek kadar güvenilir bulduğunu açıklaması kesin beklenir.

Kadın örgütleri, kadın hukukçular, barolar bu skandal kararı sessizce kabul edemez. Basın da, onlar da tepkilerini yüksek sesle duyurmak, gerekiyorsa olayı AİHM’ye taşıyarak devletin “çocuklara tecavüzü açıkça teşvik” anlamındaki bu kararını duyurmak zorundadır. Evrensel hukuka göre böyle yasa, böyle adalet olamaz efendim.

ONLARI KİM KORUYACAK?

Bu mahkemeler bundan sonra o çocuğu ve annesini ‘bu saldırganın yeni bir saldırısından kimin koruyacağını’ da açıklamak zorundalar. Zira TV’lerde millete din öğretmeye kalkan, yakalandığında karısıyla birlikte sırıtarak “Allah’ın takdiri” diyebilen bu adam (bu kelimeyi bile zorlayarak kullanıyorum, “adam”lara hakaret!) şimdi bir de isteklerini gerçekleştirmek için hayatını kararttığı masum çocuğa ve ailesine “sakın şikayete kalkmayın, bakın nasıl olsa beni içerde tutamıyorlar, sizi pişman ederim” de diyebilecektir.

Barolar ( özellikle ‘kadına karşı şiddet’ konusunda önemli girişimlerde bulunan Ankara Barosu) hem bu çocuğun, hem de Çanakkale’de “cezaevinden bırakılan” adamın “engelli olmasına rağmen” dilendirdiği ve sonunda boynunu keserek komaya soktuğu kadının (eğer zavallının yaşaması mümkün olursa) vahşilerden korunması için gerekeni yapmalı.

SAPIKLARA DEVLET MESAJI!

Mardin’de yine bir kız çocuğa tecavüz eden 26 sapık ahlaksıza mazeretler bulunarak indirim yapıldı. Söyler misiniz devletin bu kararlarla “sapıklara verdiği mesaj” nedir? “Gidin, çocuk-kadın fark etmez tecavüz edin” değilse ne? Bu kararları vermek aynı sapık düşünceye ortak olmak değil midir, kendi ailelerine saldırılsa benzer kararlar verecekler mi?

Ben ‘bu alçakça olayları, hak ettiği cezayı en kısa sürede vereceğine tahliye ederek görevini yapmayan mahkemeleri ’ duymaktan, hele de kadın tecavüz ve cinayetlerinden sonra çocuk tecavüzlerinin de devlet eliyle teşvik edildiğini görmekten artık çok utanıyorum. Daha en az 50 yıl medeni ülkeler arasına girmeye asla hakkımız olmadığını düşünüyorum, zaten dünya araştırmalarının sonuçları da utanması olana yeter.. Bir de “hukuk devleti” ymişiz, bırakın şu lafı Tanrı aşkına!

*****


‘Fiş’i boşver, ‘beyin’ var mı?

Yani bu yaşta bu zeka, akıllara seza! Hayır, böyle durumlarda koskoca kuruluşların bir kişi yüzünden adının yıpranmasına hayıflanıyor insan. KOBİDER ( Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler Derneği) Başkanı Nurettin Özgenç kadın-erkek eşitliğinden söz ederken “fişle priz aynı şey değildir. Bazı kadınlar bu gayretleriyle kartala özenen papağan durumuna düşmüşlerdir” demiş. Herkes her şeyi söyleyebilir, bu ülkede saçmalamak da fazlasıyla serbesttir ama sonuçta önemli bir dernek sayılır bu..

Ancak cahil ve kompleksli bir erkeğin kullanabileceği “Fişle priz” konusunda konuşmaya gerek yok çünkü fiş konusu hayvanlarda da aynıdır, insanların bir farkı olmalı.. “Kartal-papağan” meselesi ise başka, kime yaranacağını düşünerek söyledi bilinmez ama bu ülkede “bazı kadınlar” değil, çok sayıda kadın “kartalın da en iyisi” olabileceğini çoktan gösterdi..Bu da fişle, prizle değil “beyin” le oluyor. Örneğin beyin olunca insan “akım” demeye çalışırken başka bir şey demiyor.

KOBİDER Başkanı ondan haber versin; beyin var mı, beyin ?

DİĞER YENİ YAZILAR