Bugün de 14 yaşında tecavüze uğrayan bir başka zavallı genç kızın ailesi tarafından öldürülmesine şahit oluyoruz. Her gün ayrı bir haber ve aynı başlık: "Yine töre cinayeti"...
Biz 16-17 yaşından küçük çocukların tecavüz olaylarında "rızası varsa ceza indirimi isteyen", "kadınların tecavüzcüleriyle evlenmesinin, böylece tecavüz suçlusunun da cezadan kurtulmasının en iyi çözüm olduğuna inanan" ve törelerin hukuka yol gösterebileceğini savunan anlayışla mücadele eder ve TCK Alt Komisyonu'nu değişiklikleri acilen tamamlamaya çağırırken cinayetlerin hızı arttı.
Alt Komisyon namus cinayetlerini "Nitelikli adam öldürme" maddesine almak için hâlâ karar veremedi. Bizim ve kadın hukukçuların defalarca tekrarladığı gibi "kan davaları" ile ilgili cinayetler, bu madde kapsamına alınıp, cezalar arttırıldıktan sonra büyük ölçüde önlenmiştir ve Komisyon bu gerçeği biliyor. Çok önemli bir başka gerçek de sadece cezaların arttılmasının dahi bu cinayetleri tümüyle durduramayacağı.
Töre ve namus kavramlarına saplanıp kalmış, eğitimsiz insanlar bir de çevre baskısının etkisiyle sağlıklı düşünebilmekten aciz durumdalar. Önce töre cinayeti, tecavüz, ensest gibi çok yaygın ve genç kızlarla kadınların sonunda ya öldürülmesine veya intiharına neden olan olayların önlenmesinin, sonra da kadınlara olumsuz ayırımcılık yapılan diğer konuların çözülmesinin mutlaka devlet politikası haline gelmesi gerekiyor. Bugüne kadar devlet bütün bu sorunlardan haberdar değilmiş gibi davrandı.
Siyasi partiler kadın sorunlarına bazen seçim öncelerinde değindi, çoğu hiç değinmedi. Hükümetler her sorunu önemsedi, "kadın"ı tümüyle unuttu. Ama daha fazla unutması mümkün değil. Türkiye'nin imza attığı uluslararası sözleşmeler ve hele CEDAW gibi "Avrupa Birliği'nin şartı" olanlar bu sorunların derhal çözülmesini gerektiriyor. Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa'nın "kadın erkek eşitliğini" de içeren 10. maddesine "devletin bu eşitliğin sağlanması, ayırımcılığa neden olan şartların düzeltilmesi için sorumluluk taşıdığını" içeren bir ilavenin yapılması önerisinde bulunmuş.
Bu, son derece haklı, yerinde bir öneridir. Yasalar adaleti sağlayacak şekilde değişmeli, tecavüz, taciz ve cinayetler önlenmeli, mağdurların derhal aileden ayrılarak gönderileceği sığınma evleri açılmalı, bu mağdurlara destek veren STK'lara ve sığınma evlerine de devlet ödeneği sağlanmalıdır. Bu konularda TV yayınları yapılarak halkın eğitilmesini sağlamak, cinayet işleyen ailelerin, tecavüzcülerin çok ağır cezalara çarptırılacağını duyurmak da devletin sorumluluğundadır.
Hükümetler sadece iç ve dış politikaya zaman ayırıp sosyal sorunları yok farz edemezler. Zavallı çocukların hem tecavüze uğrayıp, hem de öldürülmesi ve bu olayların dizi halinde sürmesi başta Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık olmak üzere hükümeti hiç mi rahatsız etmiyor? Ediyorsa, neden konuşarak ve çözeceklerini anlatarak bizi inandırmıyorlar?
Bu gence yardım edelim!
Arkadaşları fotoğrafını da göndermişler. Öyle de güzel ki... Mavi gözleri, aydınlık yüzüyle pınl pırıl, ümit dolu bir ifadesi var.
Adı; Oğuz Çay. 1986 İstanbul-Fatih doğumlu. Babası işçi, annesi ev hanımı. Zeytinburnu 100. Yıl Ticaret Meslek Lisesi 2. sınıf öğrencisi. Oğuz bir yıldır lösemi hastası. 4 ay hastanede yatmış. Şimdi son çare olarak ağabeyinden ilik nakli yapılacakmış.
Öğretmenleri ve arkadaşlarının düzenlediği yardım gününe sanatçı Haluk Levent'in katılması onu çok ama çok sevindirmiş. Yardıma ihtiyacı var, bizim, sizin yardımlarınıza... Gönlümüzden ne koparsa... Haydi, elimizden geleni yapalım, sizler daha önce ne kampanyalara katıldınız ve ne paralar toplandı. Yine katkıda bulunabiliriz.
Unutmayın, pırıl pırıl bir gencimizin hayatı söz konusu. Vereceğiniz ise belki bir fincan kahve parası!
Hesap No: 515778-351 Denizbank Sultanhamam Şubesi.
(Öğretmeninin telefonu: 0542 593 79 76)
Devlet ne zamana kadar susacak?
Bugün de 14 yaşında tecavüze uğrayan bir başka zavallı genç kızın ailesi tarafından öldürülmesine şahit oluyoruz. Her gün ayrı bir haber ve aynı başlık: "Yine töre cinayeti"...
Haberin Devamı

