Aydın, liberal geçinen bazı meslektaşlarımız Zina Yasası'na karşı çıkanları "Onlarda şeriat korkusu var" sözleriyle eleştiriyorlardı. Bu liberal(!)ler acaba Samsun Belediyesi'nin parkta elele tutuşanları ayırmak için kurduğu ve insanların peşine taktığı ekipleri görünce ne söylediler?
Elini omzuna atmak yasak, ağaç altında oturmak yasak, bankta birbirine yakın oturup sohbet etmek yasak. Motorlu ahlâk zabıtası yukardaki eylemleri yapanlara "evlerine gidip ders çalışmalarını" tavsiye ediyormuş. Ağaç altında oturanlara "Yanlış anlaşılabilecekleri" de söyleniyormuş. Doğru anlaşılmak için hazırol' vaziyetinde durmak gerekiyor zahir!
Bunları Londra'nın Hyde Parkı'na salsanız, demek akıllarını oynatacaklar. Millet mayolarla, şortlarla sereserpe yerde yatıyor, yanıbaşlarında Suudi Arabistanlı kadınlar güneşleniyor, kimsenin de rahatsız olduğu filân yok, olan çeker gider zaten. Size bir şey söyleyeyim mi, orada şu yaptıklarının zerresini yapsalar Park'tan dayak yiyerek çıkarlardı.
İşte "Zina Yasası", "15-18 yaş arası gençlere ilişkilerinden dolayı hapis cezası" veya "namus cinayetlerine ceza indirimi" gibi ülkeyi Arap ülkelerine çevirecek yasalara karşı çıkılmasının nedeni bu olaylarla anlaşılıyor. Aslında ben bu olanlara "yapanın ayağına dolaşması" olarak bakıyorum. Zira hep anlatmaya çalıştığımız, kafalara sokmak için çırpındığımız şey bu; devlet bir kez insanların özel alanına girmeye başladı mı, sonu yoktur bunun.
Harem-selamlık uygulamasına doğru!
Yatak odasını gözetleme hakkı verirsin, o seni parkta da, kafede de gözetleyebileceğine inanır. Belediyelerin gençler için açtığı yaz kamplarında "elele tutuşanlara hakaret edildiği" şikâyetleri geliyor. Kurslarda sınıflar ve öğretmenler cinsiyetlere göre ayrılıyor. Harem-selâmlık uygulamasının parklara, taşıma araçlarına, eğlence yerlerine sıçramasına az kaldı.
Hele bir "AB'siz yola devam" konusu gerçekleşsin ondan sonra gerisi gelir, merak etmeyin.
AB içişlerimize karışabilir mi?
ANAP Genel Başkanı Nesrin Nas son derece yerinde bir açıklama yapmış:
"Sayın Başbakan'ın önce Avrupa Birliği'nin ne olduğunu sindirmesi gerekiyor. 'AB içişlerimize karışamaz' ifadesi Sayın Başbakan'ın AB üyeliğini bir kulüp üyeliğiyle karıştırdığını gösteriyor. AB ortak değerler ve normlar bütünüdür. Eğer bu birliğe katılmak istiyorsanız bu değerler ve normları kabul ediyorsunuz anlamına gelir. Kaldı ki AB'ye girmek isteyen Türkiye'dir, AB Türkiye'ye katılmak istemiyor."
Başbakan'ın "TCK konusu Kopenhag kriterlerinde yoktu" sözleri de en az AKP'nin 'zina' çıkışı kadar anlamsız oldu. Zira TCK'da gerek 'zina' gerek '15-18 yaş' ve gerekse 'namus cinayetleri' gibi konular ya kadına karşı ayırımcılık veya namus üzerinden siyaset içeriyor.
Ve Samsun örneğinde görüldüğü gibi ipin ucu da bir anda kaçıveriyor.
Umalım da zararın bu noktasından dönmeye mecbur kalsınlar. Yoksa yandı gülüm keten helva!
(Not: CHP Milletvekili Gaye Erbatur dün telefonda "AB başlangıçta TCK'nın üzerinde durmadı, zira hem zina konusu Anayasa Mahkemesi kararıyla gündemden kalkmıştı, hem de AB gerekli reformların yapılacağına emindi" dedi. Başbakan Erdoğan'a bunu da hatırlatmış olalım.)
'Anayasa kitapçığını fırlatmak' gibi!
Olumlu bir adım için hazırlanan TCK Tasarısı AKP'nin kaprisiyle "felâket doğuran bir neden" olmaya doğru hızla ilerliyor. Sonunda "Anayasa kitapçığını fırlatma" olayının Türkiye'yi getirdiği noktaya gelmeyiz inşallah.
Beklenen yine oldu, Tayyip Bey'in "AB bize karışamaz" kahramanlığı piyasaları altüst etti. Borsa düştü, dolar ve faizler fırladı, Hazine bir günde 39 trilyon zarar etti (acaba kimler kâr etti?) Oysa daha Türkiye henüz Anayasa kitapçığı ' krizinin etkisini bile atlatabilmiş değil. Millet o hatanın faturasını hâlâ ödemeye devam ediyor. Bu kez çıkarılan fırtına ne kadar gerekliydi, bunun cevabını ise dün Radikal'de çıkan bir anket vermiş.
1999'da TESEV tarafından desteklenen ve Boğaziçi Üniv. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Binnaz Toprak ile meslektaşı Ali Çarkoğlu tarafından Türkiye'nin her bölgesinde il, ilçe ve köylerde 3 bin 53 kişinin katılımıyla yapılmış bir araştırma... Sonuç; Zina yapana hapis cezası verilmeli: % 16-18
Boşanma sebebi sayılmalı: % 47.50
N'olcak şimdi?
Devlet elele tutuşanları da ayırsın, peki sonra?
Aydın, liberal geçinen bazı meslektaşlarımız Zina Yasası'na karşı çıkanları "Onlarda şeriat korkusu var" sözleriyle eleştiriyorlardı
Haberin Devamı

