Devlet bankacılık sistemini eliyle çökertiyor!

Bize hep devlet "Yasama, Yürütme ve Yargı"dan oluşmuştur diye öğretildi değil mi? Bu Yürütme denen organ da hükümetin ta kendisidir

Haberin Devamı

Bize hep devlet "Yasama, Yürütme ve Yargı"dan oluşmuştur diye öğretildi değil mi? Bu Yürütme denen organ da hükümetin ta kendisidir. İktidarda olduğu sürece ülke sorunları onun sorunlarıdır. Çözmekle, çare bulmakla o mükelleftir. Ama bu temel kural şu andaki hükümet için geçerli değil.

Halk kan ağlarken onlar 7000 kişilik padişah düğünleriyle, orman arazilerini talan ettirecek, kaçak yapılaşmayı iyice azdıracak yasalar için Meclis'te adam aramakla meşguller.

Hazine bonosu alarak veya bankalarda hesap açarak parasını güvenceye almak isteyen vatandaşa bu bankalara el konup da paralarının ne olduğundan şüpheye düştüklerinde ise dönüp;

"Bize mi sordular paralarını o bankaya yatırırken" diye sorabiliyorlar.

Pes doğrusu, hükümetin bu kadar pişkinini şimdiye kadar Türkiye de görmemişti. Adama sormazlar mı "Kardeşim siz nasıl hükümetsiniz, nasıl bir Meclis'siniz ki bu bankaları ve özellikle devletin hazine bonolarının satışını, güvenliğini zamanında denetletmiyorsunuz?"

"Nasıl bir hükümetsiniz ki yüzde yüz devlet güvencesinde denilen mevduat hesaplarının ve Hazine bonolarının sorumluluğundan kendinizi sıyırıverip seyirci durumuna geçebiliyor, bir de üstüne vatandaşa hesap sorabiliyorsunuz?"

Bunun bir yaptırımı, bir cezası olmayacak mı? Ceza çekenler her zaman, her daim sadece devletine inanma gafletine düsen vatandaş mı olacak?

Vatandaş VATAN'ın kapısında
İmar Bankası'nda mevduat hesabı olan veya hazine bonosu alan ve şu anda da paralarının akibeti hakkında hiçbir şey bilmeyen yüzlerce vatandaş dün Vatan'ın kapısına geldiler. Gazetelerinin haklarını korumasını, seslerini devlete duyurmasını istiyorlardı.

Onları görünce "Hangi devlete?" diye düşündüm hemen. Kendi paçasını kurtarmaktan, kendi bakanlarının kaçak arazilerine, evlerine kılıf aramaktan başını kaşıyamayan bir devlete mi? Sonra şikayetlerini dinlemek üzere 4 mağduru odama davet ettim.

Bir ağızdan "Şu anda bütün mevduat sahipleri telaş içinde bankalardan paralarını çekiyorlar" diyen vatandaşların yüreği öyle yanıktı ki...

Onlar kendilerini enflasyona karşı korumak ve aynı zamanda tek gelecek güvenceleri olan yatırımlarına iki üç kuruş eklemek için paralarını bankaya yatıran dar gelirli insanlardı.

Mağdurlar ne diyor?
Neredeyse ağlayarak anlatıyorlardı.

Adapazarı'ndan İsmail Yörükoğlu "Çoluk çocuğumun rızkı bu. Devlete teslim ettim. Şimdi ise sanki suçlu gibi dolaşıyorum" diyor ve öfkeyle ilâve ediyordu;

"Tayyip Erdoğan devlete güvendiğimiz için bize kızıyor. O sadece kendini, oğlunun düğününü düşünüyor. Bu nasıl Müslümanlık anlayışı?

Selma Şahin "Babam kalp hastası. Ben hastayım. Tek gelirimiz bu, kiralarımızı ödeyeceğiz. Paralarımızı hiç değilse başka bir bankaya aktaranlar, nerede olduğunu bilelim" derken...

Müberra Çağlayan "Buradaki insanların cebinde 1 milyon liraları yok. 70-80 yaşında nineler banka kapılarında ağlıyor. Yazık değil mi bize, bu ne işkencedir?" diye soruyordu.

Ahmet Tunç Çambel işsiz olduğunu ve bankadaki parasından başka birikimi bulunmadığını anlatıyordu. Ve hepsi bir ağızdan;

"Biz çocuklarımızı ABD'de okutamıyoruz. Kaçacak başka yerimiz de yok. Bu ülkenin sağlık sistemi, bankacılık sistemi, ekonomisi çökmüş, onlar düğün peşinde. Ne olacak bu milletin hali?" diyorlardı.

Devletle bir ilgisi olmayan(!) seyirci bir hükümet için bir şey ifade ediyor mu bunlar acaba?


Zeynep Uslu istifa etmeli!
Çok ciddi bir olay bu, şakaya gelir tarafı yok. Başka bir ülkede olsa kıyamet kopar, milletvekilinin kesinlikle, o an istifası istenirdi. Ve bunu kendi genel başkanı yapardı. Bizde gazeteler "espri gibi" verdiler.

AKP'nin pek de ciddi görünen ve çabuk sinirlenen (birlikte katıldığımız bir Kanal 7 programından izlenimimdir) milletvekili Zeynep Karahan Uslu aynı oylamada 15 dakika arayla iki kez oy kullanmış ve bu kameralar tarafından fotoğraflarla belgelenmiş. Sonra da ortaya çıkmış zaten.

Hanımefendi ne diyecekler şimdi?

"Ay, şaşırmışım vallahi" mi?

Yapılan resmen, açıkça bir suçtur. Ayrıca Türkiye'yi yöneten bir partinin milletvekili tarafından işlendiği için daha da önemli bir suçtur. Ve hesabının sorulması gerekir.

Dokunulmazlıklar bunun için kaldırılmalı işte!

Kaldırılmadığına göre Tayyip Erdoğan'ın gerekeni yapmasını bekliyoruz.

Çok önemli bir sorun daha var: Oylamalarda bu tür hileler yapılıyorsa diğer oylamaların gerçeği yansıttığına nasıl inanacağız?

DİĞER YENİ YAZILAR