Uzunca bir süredir dinliyoruz “derin devlet” hikâyelerini... Dün Bekir Coşkun’un “Devleti görünce kaçın” başlıklı yazısında pek öz ve pek güzel şekilde anlattığı gibi gümrük kaçakçılığından orman ve arazi talanına, bombalama olaylarından suikastlere, cinayetlere kadar en ciddi skandal ve olayların arkasından devlet bağlantıları ortaya çıkıyor.
Bırakın ülkenin düştüğü durumu, milletin paniğine bakın... Hangi dehşet verici olayla karşılaşsa (ki medeni, iyi yönetilen ülkelerin insanları bu olaylarla bizim gibi her üç günde bir karşılaşmaz) aynı anda devletiyle de karşılaşıyor.
Suçun sorumlusunun bazen müsteşar, bakan, bazen belediye, bazen vali ya da Emniyet olduğu anlaşılıyor.
Hrant Dink cinayetinin sanığı Ogün Samast ile jandarma karakolunda “hatıra fotoğrafı” çektiren, üstelik bir katille çekilen fotoğrafa Türk bayrağını ve Atatürk’ün “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözünü dekor olarak kullanan jandarmalar için şimdi mazeret üretiliyor.
Fotoğrafın karakolda çekilmediği ileri sürüldüğü gibi “bu fotoğrafları basına sızdıranlar” suçlu ilân ediliyor.
Oysa yatıp kalkıp fotoğrafları sızdıranlara teşekkür etmemiz lâzım. Bu kafanın, katillere bile paye verip bayrakla bütünleştirecek kafanın, çekinmeden “devletin cezalandırmak üzere yakaladığı” ağır suçluyla “devlet çatısı altında fotoğraf çektiren devlet gücü” cesaretinin ortaya çıkarılması lâzım.
Çıkarılmalı ve cezalandırılmalı ki işlediği suçu “vatan, millet” sevgisine bağlayarak hafifletmeye çalışanlar buna izin verilmeyeceğini, vatan sevgisinin şiddetle bağdaşmayacağını, bu ülkede hak, hukuk olduğunu anlasınlar. Aynı hataya düşecek olan herkes anlasın. Bu toplumun şiddetle millî duyguları asla yanyana getirmeyeceği görülsün. Birkaç kafası karışık, cahil şöhret meraklısı (veya örgüt) yüzünden devlet veya millet toptan suçlanmasın.
Emniyet’e cinayetin işleneceği önceden bildiriliyor ama gereken önlemler alınmıyor.
Cinayete azmettiren Yasin Hayal daha önceden Mc Donalds’ı bombalama olayının sorumlusu olduğu ve olayda yaralananlar da olduğu halde kısa sürede serbest bırakılıyor.
Ve sonra rahatça bir de cinayet plânlıyor. Erhan Tuncel ise “Polis benden Yasin Hayal’e ‘polis tarafından arandığını’ söylememi istedi” diyor. Böyle bir durumda o serbest bırakma kararını veren hakimlerden başlayarak “aşağıdan yukarıya” sorumlu olan herkes yargı önüne çıkarılmalı, hesabını vermeli, cezasını çekmelidir.
Bu nasıl güvenlik, nasıl adalettir ki ağır suçluların hepsi sokaklara salıverilmekte, masum insanları yok etmekte ve topluma dehşet salmaktadır.
Hükümet bu kadar ciddi bir olayın sorumluluğunu taşımazsa neyin sorumluluğunu taşır?
Şimdi herkes “derin devlet” peşinde. Oysa ortada gayet sığ ve gözle görülen bir durum var... Sorumlular belli. Konuşsunlar da öğrenelim bakalım polisin ve jandarmanın bu lakaydisinin, iki taraflı çalışmasının sebebi nedir? Kendi hatalarıyla bütün devletin ve milletin suçlanmasına ne hakla neden olmaktadırlar?
New York’ta tek bir belediye başkanı; Rudolph Juliani örnek çalışmasıyla, polisi de yenileyerek ve temizleyerek koca şehri muma çevirmişti.
Tek bir kişi!
Biz ne zamana kadar bekleyeceğiz böyle bir kahramanı?
Derin devlet yüze göze bulaşınca!
Uzunca bir süredir dinliyoruz “derin devlet” hikâyelerini...
Haberin Devamı

