‘Derin devlet’ kimdir!

Haberin Devamı

Bildiğiniz gibi beş yıl beklemesine rağmen birkaç ay daha bekleyemezmiş gibi “henüz Yargıtay’da dosyalarına sıra gelmemiş olan” azılı katiller, tecavüzcüler serbest bırakıldı. Oysa en ağırları başta olmak üzere her konuda aralıksız suç işlenen, yasaların her gün değişmesi nedeniyle mahkemelerin şaşkına döndüğü, Yargıtay’daki dosyaların sürekli arttığı bir ortamda Yargıtay’ın gecikmesi gayet doğaldır.

Ayrıca bu Yargıtay senelerdir davaların daha çabuk sonuçlanması için “bölge idare mahkemeleri kurulması, hakim sayısının arttırılması gerektiğini” söyleyip durmuş.

Bunları dikkate almadan işi bu noktaya getirip sonra da çare olarak “Yargıtay’ın da yapısını değiştirelim, üye sayısını 70-80 arttırıp onları da biz seçelim” derseniz, böylece yüksek mahkemelerin tamamını iktidar mahkemesi yapmaya kalkarsanız kimse bu komik mazerete inanmaz.
Bağımsız kalabilen ikinci yüksek mahkeme olan Danıştay da aynı durumda, o da şimdi Adalet Bakanı’ nın suçlamalarıyla karşılaştı ve onun Başkanı Mustafa Birden de “çözüm yapısını değiştirmek değil, bölge idare mahkemelerinin kurulması” diyor. Ama faydası yok, bu iki mahkeme üyelerini de iktidarın seçmesi kararlaştırılmış görünüyor.

KİM BUNLAR?

Bırakın her şeyi bir yana somut delillerle suçlanan cinayet sanıkları için “beş yıl bekledi, birkaç ay daha bekleyemez” gibi bir neden öne sürülebilir mi? İşte Türkiye’de bunlar bile oldu maalesef. Ve şimdi bir AKP milletvekili çıkıp “tahliyeleri derin devlet yaptırdı, bizi zor durumda bırakmak için Hizbullahçıları tahliye ettiler” diyebiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çok yerinde bir soru sormuş;

“Hangi derin devlet, kozmik odasına girilen mi?” .. “Ak Parti bu ülkenin neresine girmedi? Telefonlar dinleniyor, herkesin sırları biliniyor, hükümet istediği hakimi savcıyı istediği yere atıyor, beğenmediği te-levizyon kanalını kapatma yetkisi de aldı.. Eğer derin devlet diye MGK’yı kastediyorlarsa MGK Başkanı olan Cumhurbaşkanı’nı da kendileri seçtiler.. Şimdi yargıyı da ele geçirdiler, yargıyla nasıl işbirliği yapıldığını göreceksiniz. Önümüzdeki süreçte insanların nasıl mağdur edilip haksız yere mahkum edildiğini de göreceksiniz” demiş.

HER SÖZE İNANAN OLUNCA..

Gerçekten de “derin devlet, ordu, yargıda da heryerde de uzantıları var” diyerek yüzlerce insan yıllardır cezaevinde tutuldu. Yüksek yargının en önemli kısmı dahil yargı tümüyle iktidara bağımlı hale getirildi. “Derin devlet” olduğunu iddia ettikleri isimler (ki aralarında yaşını başını almış emekli rektörler, dünya çapında ün kazanmış cerrahlar var), TSK’nın üst düzey emekli- muvazzaf askerleri içerde.. TSK’nın en gizli bilgilerinin olduğu odalar arandı, tek bir belge çıkmadı.

Peki hala kim bu derin devlet? Ülkede her şeyi kontrol eden, milyonlarca vatandaşı tek tek izleten bir iktidar varken hangi derin devletten söz ediliyor hala?
‘Her söze inanmaya hazır kitleler var’ diye bu kadarı fazla değil mi?

Bırakın halk konuşsun!

Dün akşama kadar birçok kanalın önemli haber programlarından “Muhteşem Yüzyıl” konusunun işleneceğini söyleyerek aradılar, bu dizinin kaldırılması için yapılan şovlar bütün medyayı ciddi ve haklı şekilde rahatsız etmiş demek ki.. Daha birinci bölümün arkasından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “gereken yapılacak, Kanal isterse kendi de kaldırabilir” şeklinde konuşması Kültür Bakanının bile “haksızlık olur” demesine neden olmuştu biliyorsunuz.

Hepsi “haksızlık”la ilgili değil, bir siyasi iktidarın açıkça “Ben uygun görmedim, bu programı kaldırıyorum” diyerek istemediği programları kesmeyi “soyut mazeretlere” bağlaması ve kendisine bu yetkiyi “yasayla verilir” hale getirmesi de demokratik bir ülkede medya özgürlüğüne vurulacak en büyük bir darbedir. Bu yetkinin sonunda nerelere varacağının baştan düşünülmesi gerekir.

MUSTAFA FİLMİ SORUNLUYDU

Bugüne kadar iktidarın her eylemini desteklemiş olan yazarlar arasında bile “Muhteşem Yüzyıl”a yapılanlara katlanamayan, tepki gösterenler var. Ama bunu yaparken bile “açık bir medya müdahalesi”ni Kemalist-muhafazakar çekişmesi gibi göstermekten “Kemalistler de kendi içkileri yasaklanacak diye Atatürk’ün içki içerken gösterilmesine karşı çıktılar” benzeri ilgisiz yorumlar yapmaktan geri kalmıyorlar.

Oysa Mustafa filminde içkiye gelene kadar öyle çok hata ve kafadan eklenmiş yanlış yorum vardı ki bunlar günlerce maddeler halinde yazıldı ve Mustafa’nın yazarı “Genç Bakış” programında öğrencilerin ısrarlı tepkileri sonunda “Evet bazı yorumlarda yanılmış olabilirim” demek zorunda kaldı. Düzelteceğine söz vermesine rağmen bunu da yapmadı.

İZLEYİCİYE SAYGI

Bu arada diziyi kötüleyenler de var ki bunun ölçüsü izlenme oranıdır. Daha ilk bölümünde AB grubunda 1’inci, total izleyicide 2’inci olan bir diziye bunu söylemek ancak ‘kişisel tercih’ olarak kabul edilebilir. Bırakalım da kararı izleyici versin, diziyi yapanlar yeterince baskı altında kaldılar, hiç değilse birkaç bölüm sabretmeyi bilelim.

DİĞER YENİ YAZILAR