Bu ne sürat beyler, sıra Deniz Feneri Derneği’nin açtığı davalara gelince hemen anında ilk duruşmaları yapılıyor ama Türkiye’deki Deniz Feneri ve Almanya’daki Deniz Feneri davasının “asıl failleri” olarak adı Alman mahkemesi tarafından bildirilenlerle ilgili hiçbir duruşma duymuyoruz. Böyle çifte hukuklu adalet olur mu?
Çok üzülerek söylemeliyim ki eğer o ülkede medya, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, sivil toplumun kendisi siyasi baskı altına alındıktan sonra adalet de -gözleri bağlı heykelin gözünün yaşına bakılmadan- iktidar baskısına alınmışsa elbette hukukta bile çifte standart uygulanır ve kimsenin de ruhu duymaz.
Dün gazeteye gelip oturdum ve ilk anda masamın üstünde Deniz Feneri Derneği’nin bana açtığı 1000 TL’lik manevi tazminat davasının “ilk duruşmasının tutanağı”nı gördüm. Tam “oo bu ne hız” derken bu kez elime aynı derneğin CHP ile Genel Başkan Deniz Baykal aleyhine açtığı 1 milyon TL’lik (o kadar fark olacak tabii, benim banka borçları listesini görünce ancak 1 milyar alabileceklerini düşünmüş olmalılar) tazminat davasının ilk duruşmasının bilgileri geldi. Benim davada olduğu gibi CHP ve Baykal’da da mal varlıklarını öğrenmek istiyorlar.
Bir kez daha ve bu defa daha uzunca bir “Ooo” çekerek okumaya başladım. Deniz Feneri Derneği’nin dava açma nedeni “Almanya’daki Deniz Feneri için söylenen sözlerin Türkiye’deki Deniz Feneri’ni çağrıştırması”, oysa hiçbir ilişkilerinin olmadığını iddia ediyor ve “sadece Deniz Feneri” dediğimiz, her seferinde “Almanya’daki Deniz Feneri” olduğunu hatırlatmadığımız için tazminat istiyorlar.
Öncelikle bana açılan davada belirttiğim (ve kanıtlarını mahkemeye sunduğum) gibi tüm medya ve her partiden siyasetçiler bu davadan “Deniz Feneri davası” olarak söz ettiler. Bütün yazılar, haberler ve TV programlarındaki konuşmalar bunun ispatıdır. Hakimler hangi gazeteye baksalar aynı ifadeyi görürler. O zaman dava neden yalnızca bana, CHP’ye ve Deniz Baykal’a açılmıştır, diğerleri, örneğin Sabah’ta, Yenişafak’ta bile dayanamayıp yazan yazarların ve tüm diğerlerinin ifadeleri rahatsız etmiyor mu acaba?
Sonra... CHP’nin avukatı Ahmet Çörtoğlu duruşmada, benim de dava açıldığını duyduktan sonra hemen yazdığım ilişkileri delil olarak sunmuş (iki derneğin eş zamanlı kurulması, aynı logo, ortak reklamlar vs)...
“DİDİK DİDİK ARAYIN”
Tabii bugüne kadar Alman yargısının “iki dernek arasındaki bağlantıdan söz ettiği” diğer belgeleri de.
Bu arada 1 Mayıs Cuma günü gazetelerde ve tüm haberlerde manşet olarak yayınlanan Deniz Feneri davasını soruşturan Alman savcıların 7 ay gibi çook uzun bir süre sabrettikten sonra Türk yargısından “adli yardım talep ettiği” ek dosyadan da söz edilmiştir şüphesiz. Zira zorlukla ve yine zaman kaybıyla ortaya çıkarılan bu dosyada “Başta Türk Deniz Feneri olmak üzere 12 şirketin depo, yönetim yeri ve buna bağlı alanlarının didik didik aranması, özellikle Almanya Deniz Feneri’nden gönderilen yardımların dağıtımına ilişkin faturalar, muhasebe kayıtları ve irsaliye belgelerine el konması” isteniyordu.
Yani şimdi “milyonlarca euro”luk kayıp bağış parasının söz konusu olduğu, ayrıca bağışların dinî duyguların istismarıyla toplanılıp birilerinin cebine aktarıldığı bir davada olayı ortaya çıkaran Alman yargısı iki derneğin ilişkilerinden net ve açık söz ederken, derneklerin paralelliği ortadayken, herkes davadan aynı şekilde söz ederken “aynı ismi kullandı” diye bir gazeteciye (veya partiye) dava açılmasını akıl mantık alır mı?
Haydi bunu da bırakın, aylardır beklenen, asıl faillere tüm suç delillerini ortadan kaldıracak şekilde bolca zaman kazandırılan davanın kendisi hâlâ başlamazken söz konusu isimlerin evi aranmaz, bilgisayarına el konmaz, gözaltına alınmaz ve hepsi özgürce gezerken Deniz Feneri’nin açtığı davaların hemen başlatılıvermesi, bizlerin mal varlığımızın araştırılması (iyi ki ben de yok) nasıl açıklanabilir?
Asıl yapılması gereken Deniz Feneri Derneği’nin ve diğer adı geçen kişi ve kuruluşların mal varlığının araştırılmasıdır ama devirler teslimler bitmiştir artık bir şey bulacaklarını hiç sanmıyorum.
Yine de bir gün gerçeklerin ortaya çıkacağını ummaktan başka elden bir şey gelmiyor.
Deniz Feneri’nin ilk duruşması
Haberin Devamı

