Deniz Baykal’a mektup!

Öyle görünüyor ki artık CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la ancak gazete yoluyla haberleşebileceğiz. Bir de Özel Kalem Müdürü Nesrin Baytok aracılığıyla... Ama kendi sesini duymak mümkün değil

Haberin Devamı

Öyle görünüyor ki artık CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la ancak gazete yoluyla haberleşebileceğiz. Bir de Özel Kalem Müdürü Nesrin Baytok aracılığıyla... Ama kendi sesini duymak mümkün değil.

“Bize küs” başlıklı yazım nedeniyle hâlâ bize küs.

Sağlık olsun, “ülkenin gazetecisi” olmakta ısrar eder ve doğruları yazarsanız işte böyle iktidar da, muhalefet de size aynı anda küsebilirler. Ama bunun iyi bir yanı da var, hiç değilse iktidar olanlar veya gelecekte olacaklar, bazı gazete ve yazarların “kendilerine karşı” olmadığını (yine de sevinsinler, bazıları da kendilerine istedikleri kadar yakın) onların yalnız ve yalnızca toplumun iyiliğinden, ülkenin geleceğinden yana olduklarını anlayabilirler.

İşte ortada; Muhalefet Partisi Genel Başkanı da en az kendileri kadar kızıyor... Oysa kızmasalar ve basının görevini yaptığını ve asıl görevinin de hataları eleştirmek, dikkati yanlışlara çekmek olduğunu peşinen kabul etseler ne kadar iyi olurdu.

Dün sabah beni bir gece önce katıldığım TV programı nedeniyle arayan önemli bir devlet kurumu çalışanı “Lütfen Deniz Baykal’a iletin Ruhat Hanım” diyerek bir bilgi verdi. Bunu geçen Pazar benim programıma konuk olan DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar için de bir Güneydoğu gazisi okurumuz yapmış, “Ağar’a lütfen iletin” diyerek önemli bir mesaj vermişti. Onu da ekranda ilettim.

Baykal’a iletmem istenen mesaj ise şöyle;

“Ben Karslıyım ve orada CHP’li yakınlarım da var. Diyorlar ki ‘Baykal sadece salon siyaseti yapıyor. Onu Doğu’da, Güneydoğu’da, şehirlerin varoşlarında göremiyoruz.’ Oysa örneğin Mehmet Ağar her yeri dolaşıyor, her köşedeki insanla konuşuyor. Deniz Baykal da gitsin, ayakkabılarının kirlendiğini görmek istiyoruz. Buralarda bazı partiler seçim poşetlerini şimdiden dağıtmaya başladılar bile!”

Bir vatandaş tarafından bana telefonda söylenen aynen, noktasına virgülüne kadar buydu. Bilmem ki Deniz Baykal buna da kızacak mı?

*****

Perinçek öyle dememiş
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in İsviçre’ye yapılacak (kendisinin deyimiyle) Yalan Çiğneme Turlarına katılacaklar arasında benim de adımı verdiğini yazmıştım.

O yazıdaki ‘Ben Perinçek’le görüşmedim, böyle bir söz de vermedim. Fransa’ya gider ve Ermeni soykırım iddiasının yalan olduğunu elbette söylerim ama bunu bir siyasi partiyle birlikte yapmayacağım kesindir’ açıklamam üzerine İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Hasan Basri Özbey’den bir mektup geldi.

Doğu Perinçek’in “benimle konuştuğu ve bu turlara katılacağım yolunda söz aldığı” gibi bir açıklamasının olmadığını, internet iletilerinde soykırım konusunda yazan ve Perinçek’e İsviçre’deki yargılama ile ilgili destek verenlerin yazılarının, mesajlarının yer aldığını söylüyor.

Ben de “isimlerin Doğu Perinçek tarafından siyasi nedenle kullanıldığı” gibi bir yanlış anlamaya neden olmamak için bu bilgiyi sizlere iletiyorum.

*****

Cem Yılmaz mı yazdı?
Yaktığın yerleri “orman” diyerek geçme, tanı!

Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!

Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,

Satılmadık o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?

Yediğiniz herzelere başka ne demeli!

Oyuverin altını iyice sallansın temeli,

Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,

O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,

O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım,

HESABINI VERİPTE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM!
Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!

Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,

Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!

Hakkıdır “garip yaşamış vatandaş”ın da gülmek,

Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Uygulayan

Cem YILMAZ

DİĞER YENİ YAZILAR