Demokrasinin bu kadarı göz yaşartıyor!

Daha önceleri de Bülent Ecevit'in "Tek görüş Genel Başkan'ın görüşüdür" ana temalı parti içi demokrasisini ve diğer partilerinkini yazıyorduk

Haberin Devamı

Daha önceleri de Bülent Ecevit'in "Tek görüş Genel Başkan'ın görüşüdür" ana temalı parti içi demokrasisini ve diğer partilerinkini yazıyorduk. Kendi seçtiği delegeler tarafından adil bir seçimle(!) başa gelen demokratik genel başkanların yönettiği demokraaatik partileri.

Sonuncu, genel başkan onların demokraatikliğini de aratacak gibi görünüyor. Hani ben, bunca demokratikleşme paketi, uyum paketi, bilmem ne paketi çıkartan ülkede demokrasinin başına hâlâ parantez içinde 'sözüm ona' ilâve ederim ya... İşte o ilâve bizim çok demokratik 'Seçim' ve 'Partiler' yasalarımız ile 'dokunulmayan dokunulmazlıklar' içindir. Öyle olunca böyle oluyor işte.

Kürsüye çıkarken çantasına öfkeyle bir tekme savuran Genel Başkan Tayyip Bey söz isteyen milletvekiline soruyor:

"Ne konuşacan?"

- Efendim, ben şey diyecektim, bize haber vermeden seçim bölgelerimize bakanlar gelip gidiyor da...

"Otur yerine, bunun için söz istenir mi?"

Bir başka milletvekili çekinerek söz istiyor...
"Sen ne konuşacan?"

- Şey diyecektim, seçmenlerin sulama bedelinde enerji indirimi isteği...

"Allahtan kork! Bunun için söz istenir mi? Otur yerine!"

Bir başkası parmak kaldırıyor:

- Hocam, pardon Genel Başkan'ım, ben...

"Ben senin ne diyeceğini biliyorum, otur yerine!"

(Ah canıım, demokrasinin bu kadan okulda öğretmen-öğrenci arasında bile görülmemiştir.) Dahası var dahası, laik devletin Başbakanı, Genel Başkan devam ediyor:

"Hem siz iftarlara, seçim bölgelerinize de gitmiyorsunuz, daha ne söz istiyonuz?"

Neyse ki bu kadarına kendi milletvekilleri bile dayanamamış ve Genel Başkanlarına:

"Hangi iftara gideceğimize kendimiz karar veririz" diyerek salonu terk etmişler.

Helâl olsun doğrusu! Önce baskının, fütursuzluğun bu kadarına, sonra da milletvekillerinin onurlu tepkisine...

İkisini de yazdım; siz hangisini beğeniyorsanız ona helâl edin artık!

Ünlü kuaförler eğitim seferberliğinde!
Türkiye'de güzel olaylar da oluyor, hem de öyle çok ki... Öyle çok çalışan, çabalayan, ayakta alkışlanacak insanımız var ki...

Geçtiğimiz Pazartesi günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nın Haliç Salonu'nda çok ilginç bir gösteri vardı. Türkiye'nin, başarısı, şöhreti sınırları aşmış üç kuaförü Erdem Kıramer. Muammer Yaprakgül ve İ. Hakkı Kutlugün eğitime destek vermek için 2000 kişilik izleyici topluluğu önünde yeteneklerini sergilediler.

L'oreal Professionnel'in düzenlediği şovun tüm geliri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği nin "Anadolu'da bir kızım var, öğretmen olacak" projesine aktarılıyor. Bence muhteşem bir buluş. 1920'lerden 2015'e saç model ve renklerinin geçirdiği evrimi anlatan organizasyonun fikir babası, proje sahibi Erdem Kıramer'i gönülden kutluyorum.

Demek ki isteyince oluyor. Biraz düşünce, iyi niyet ve gayret yetiyor. Emeği geçen herkese BRAVO!

Bir destek de AVON'dan. 1992'den beri, Brezilya'dan Guatemala'ya, 30'dan fazla ülkede "Meme Kanseri ile Mücadele Kampanyası" açan ve topladığı fonlarla yüz binlerce kadına sağlık hizmeti ve tıbbi araştırmalara destek sağlayan AVON, Türkiye'de aynı kampanyayı 1996'da başlatmış. Meme Kanseri Türkiye'de en sık görülen kanser türü. Bu fon için özel olarak yaka iğnesi, kalem, oyuncak ayı, tişört, bel çantası, şapka gibi ürünler hazırlanmış, Avon Internet sitesinde bunları görmek mümkün.

Satılan ürünlerin tüm kârı ihtiyacı olan kurumlara mamografi cihazı almak için kullanılıyor. Şimdiye kadar Hacettepe ve SSK Okmeydanı hastanelerine mamografi cihazı bağışı yapılmış.
Avon sitesine bakın.

Çorbada sizin de tuzunuz bulunsun. Özveriyle çalışanlar unutmuyor, siz de unutmayın. Bilimin, eğitimin, sanatın hepimizin desteğine ihtiyacı var!

DİĞER YENİ YAZILAR