Demokrasi “karşındakini” dinlemektir!

Haberin Devamı

Çoğunuz televizyondaki tartışma programlarını ilgiyle, merakla izliyorsunuz... Tabii bunlar arasından en açık ve net, sonucunda bir şeyleri anladığınız, öğrendiğiniz programları tercih ediyorsunuz, bunu da görüyoruz, biliyoruz.
Benim 2 yıldır ekranda olan “Her Açıdan” sürecinde öğrendiğim bir şey daha var; bazı konuşmacılara (gazeteci ya da akademisyen) tepki gösterdiğiniz... Onların davet edilmesini istemediğiniz...
Ama burada bilmeniz veya düşünmeniz gereken bazı noktalar var. Birincisi, sizin tepkinizi çekse bile bu konuşmacıların görüşlerini açıklaması her şeyden önce “karşı görüşlerin” daha anlaşılır şekilde ortaya konabilmesi açısından önemli... Ayrıca sizin o konuşmacıya tepki gösterdiğiniz gibi başkalarının da diğerlerine tepki duyması normaldir.
Örneğin; birileri de beni veya “X” kişiyi dinlemek istemiyor, söylediklerinden rahatsızlık duyuyor olabilir. Ama bu programlarda sağlanmak istenen yararlardan biri de “en aykırı, en tepki duyulan” veya bizimkine hiç uymayan, onaylamadığımız görüşleri bile dinlemeye ve anlamaya alıştırmaktır.
Ben bu tartışmalarda kendimi dinleyicinin yerine koyarak, onların ve benim anlayamadığım veya tepki duyduğum noktalardaki soruları (bunlar da bazen tepkisel tonlama taşıyabilir) soruyorum. Ama sonuçta “doğru olmadığına veya toplum huzuruna zarar vereceğine inandığım” konuşmalara (gazetelerdeki yazılar için de geçerli), bu konuşmaları yapanlara da -hangi nedenle yapıyor olurlarsa olsunlar- en azından anlayış ve sabır göstermek gerektiğine inanıyorum.
Zaten Türkiye’de, bizim toplumumuzda en önemli sorunlardan biri de demokrasiyi “yalnızca kendi görüşünün kabulü, dayatması” olarak algılama ve bunu her türlü dayatmayla, gerekirse elindeki gücü kullanma ya da hakaretle, farklı düşünenlere düşmanca tavır takınarak kabul ettirme alışkanlığı... Bunun en tehlikeli olanı “iktidarların dayatması”dır ki artık gücü eline geçiren partilerin de (büyük, küçük parti fark etmiyor) aynı yolu izlediğini görüyoruz.
Bir hukuk devletinde kanunları, yüksek mahkemelerin demokrasinin yara almaması için gösterdiği gayreti bile takmadan bildiklerini okuyor, demokrasiyi “padişah gibi ‘dediğim dedik’ olacağım” şeklinde algılıyorlar.

SAMİMİYET VE SAYGI...

Örneğin Başbakan çıkıp yüksek yargıyı kastederek “Kimse kendini yasama ve yürütmenin üzerinde görmesin, herkes yerini bilsin” diyebiliyor. Yargıyı hiçe saydığını anlatırken benzer şeyleri ülkenin medyasına söyleyebiliyor ve hatta Türk medyasını Avrupa medyasına şikayet edebiliyor, onları aşağılayabiliyor. Bundan da en ufak bir rahatsızlık duymuyor.
Bırakın “o konu veya bu konu”yu ilke olarak yapılan doğru mu onu düşünün.
Yargı yasama ve yürütme ile birlikte devletin üç erkinden biri... Yani onlar eşit güce sahip ve ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevi partileri izlemek ve uyarmak.
Yargının “ülkeyi, rejimi olası tehlikelerden korumak” üzere konmuş olan ilkeleri, kuralları savunmasına, yaptığı uyarılara “Vatandaşın bireysel tercihine karışmayın” sözleriyle karşılık verirken bilinçli olarak milleti yargıya (sonuçta devletin bir parçası) karşı tepkiye sürüklerken medyaya da “İşleri güçleri başörtüsü, başka şey yazmıyorlar” sözleriyle milletin tepkisini çekiyor.
Oysa şunu düşünmesi gerekir: Medya kimlerin konuşmaları ve eylemleri karşısında bundan söz ediyor ve daha önceki yıllarda neden devamlı aynı konuya yoğunlaşmadı?
Gündemi her gün türbanla meşgul eden kim? Samimiyet ve saygı buradaki kilit kelimelerdir...
Televizyonda sık sık aynı konuşmacıları görmenize gelince... Maalesef görüşünü ekranda açıklayabilecek, çekinmeden konuşabilecek sınırlı sayıda gazeteci ve akademisyen var.
İnanın bana, hepimiz bir tartışma programını ortaya çıkarmak için en az 30-40 kişiye soruyoruz.
Bunlar arasında iki hafta önce söz verdiği halde son dakikada çekinip karar değiştirenlerin isimlerini duysanız şaşarsınız.
Onun için kızmadan önce düşünmeye ve anlayışlı olmaya çalışmayı unutmayın.
Demokrasi, bazılarının zannettiği şeyler değilse bile herkesin konuşabilmesi demektir.
(Sevgili okurlarım trafik konusundaki yazımı bundan sonraki ilk yazıda tamamlayacağım.)

DİĞER YENİ YAZILAR