"Davos Modası"na bir nevi ilâveler!

Yeni hükümetin yepyeni, protokolle de hiç bağdaşmayan âdetleri günlük yaşamımızın, güncel konulanınızın manşetine oturdu oturalı Türkiye'nin can alıcı; Kıbns gibi, Irak savaşı ve ekonomi gibi sorunlarından önce onlan tartışır olduk.

Haberin Devamı

Yeni hükümetin yepyeni, protokolle de hiç bağdaşmayan âdetleri günlük yaşamımızın, güncel konulanınızın manşetine oturdu oturalı Türkiye'nin can alıcı; Kıbrıs gibi, Irak savaşı ve ekonomi gibi sorunlarından önce onlan tartışır olduk.

Çocuklarının eşofmanla, eşlerinin türbanla protokolde yer almaları, yurtdışı gezilere gerekli siyasetçiler gidemezken, basın cebinden para ödeyerek giderken onların ön saflarda, mutlaka yer almaları ister istemez birçok alâkasız konunun öne çıkmasına neden oluyor.

Örneğin Tayyip Erdoğan başbakan olmadığı halde, uluslararası ilişkilerde (bugüne kadar örneği görülmemiş şekilde) ülkeyi başbakan gibi temsil ederken yanına bir de eşini katıyor. Eh, tabiî bu durumda Başbakan da geri kalmıyor. Davos'taki ekonomi toplantısında eşlerin ne işi var aslına bakarsanız... Konuşma mı yapacaklar? Diğer ülke liderlerinin eşleriyle mi buluşacaklar?

Halkın bunları bilmesi lâzım.

Masamın üzerinde beklemekte olan bir yazımda, mayına basarak bacağını kaybeden bir gazimize takılan bacağın, pahalı bulunarak geri istenmesinin hikâyesi var. Bu ülke gazilerinin "bacağı"nın bile hesabını yapıyor demek ki... Parasızlıktan intihar eden iş sahipleri, işsizlikten, ümitsizlikten köprüden atlayan gençler, kahve köşelerinde sürünen üniversite mezunlan dururken bol keseden ailece yapılan bu Çin gezilerinin, Davos gezilerinin hesabını bilmeye, sormaya hakkı var.

Bol keseden! Ama kimin kesesinden olursa olsun devlet vermiyor, bu paralar iş adamından, basınından alınıyorsa bile, istense pekâlâ eşlerin İsviçre gezisinden daha iyi ve gerekli amaçla kullanılabilir...

Bunu geçelim. Çünkü görülüyor ki AKP yönetimi en hassas, en sıkıntılı döneminde, ülkenin bu hassasiyetini ve öncelikli ihtiyaçlarını göz önüne almayacak. Hangi hükümet olursa olsun bu durumda yapılacak uyarıları, kendisine yapıldığında umursamayacak.

Esaslı çelişkiler!
Gelelim oğulların eşofmanından sonra eşlerin kıyafetlerine. Modacılar kıyafetlerin değerlendirmesini yaptılar ama onlar tabiî fazlaca nazik ve mesleklerini düşünerek yapıyorlar bunu. (Yine de bazıları abartılı olduğunu söylediler.) Biz biraz daha açık konuşabiliriz.

Bir kere Emine Erdoğan'ın beyaz kürklü mantosu kadar abartılı ve çarpıcı bir kıyafeti seçecek, giyecek çok az kadın vardır, ikincisi... Ne zaman türbandan söz edilse "Siz Nur Suresi'ni bilmiyor musunuz" diyen mektuplar gelir. Kur'an kimsenin tekelinde olmadığına göre onlar kadar biliyoruz çok şükür.

Nur Suresi'nin 31. ayetinde "Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar. Süslerini de birinci derece akrabalarının dışında kimseye göstermesinler" diyor. Yani süsle, ziynet eşyasıyla dikkat çekmesinler anlamında.

Peki Emine Hanım in makyajı ve aşırı süslü mantosu ile Hayrunisa Gül'ün boynundaki iri kolyesi, parmağındaki taşlı yüzükleri bu sureye acaba uyuyor mu?

Tod's ve Louis Vuitton çantalar, Hermes, Vakko eşarplar, Chanel, Christian Dior gözlükler süs, ziynet sayılmaz mı?

Sıkma baş türbanları "Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar" tarifine uyuyor mu? Ve aynca, bu kadar fakir bir halk dururken israf dinimize göre haram değil midir, günahtır. Madem ki "hem öyle, hem böyle olmaz. Şartlara sık sıkıya uymak gerekir" diyor ve tamıyla uymayanları sanki onlar Müslüman değilmiş gibi suçluyorlar, o zaman bu ne?

Demek ki istenirse herkes dinimizi inceleyerek bir diğerini eleştirebilir. Onun için dinin, inancın sadece Allah'la kul arasında olacağı, takdirin de Yaradan'a kaldığı söylenmiştir.

Aynca... Nur Suresi'nin 30. ayetinde de "Resulüm, mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini söyle" diyor. O âyette ve birçok başkalarında erkeklerin yabancı kadınlara kötü gözle bakmaması anlatılıyor. Onlar buna uysalar kadınların da sadece ağzı, burnu, gözü açıkta kalacak şekilde 'zırh' içine girmesine zaten gerek kalmayacak. O zaman (şimdi Afganistan'da, İran'da bile kadınların yaptığı gibi) başörtülerini saçlarının üstüne atmaları da yetecek. Onlar gibi hafif makyaj yapmaları, takı takmaları da sorun olmayacak.

Erkekler, kadınlardan çok kadının din haklarını savunacaklarına, TV'lerde kan ter içinde türban kavgası yapacaklarına önce kendilerini ve hemcinslerini eğilmeyi neden düşünmüyorlar?

Ve yine son bir soru; kadınları bu kadar düşünenlerin, neden beş parasız sokağa atılmalarını önleyecek "Mal Rejimi" sorunu konusunda hiç sesini duymadık?

Cem Ceminay nerede?
Ben çok az radyo dînlerim. O "az" zamanların çoğu da arabada geçirdiğim saatlere denk gelir. Nerede olursam olayım kaçırmadığım bir program vardır ki, Power FM'de Cem Ceminay'in programı. Onun konuşmasını, telefon şakalarını, konuklarıyla yaptığı sohbetleri dinlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım gibi çok eğlenir ve dinlenirim.

Anlayacağımız Cem Ceminay benim "özel yetenek" saydığım isimlerdendir. Yılbaşından sonra bir süre ortadan kayboldu. Açıyorum radyoyu yok, Power FM'i arıyorum "rahatsız" diyorlar. Sonra bir baktım billboardlarda "Cem Ceminay Number One FM'de" yazıyor. Meğer adresi değişmiş.

Power FM'le o kadar özdeşleşmişti ki Ceminay, duyunca inanamadım.

Aranızda benim gibi onun programının bağımlısı olup da "Nereye kayboldu" diye merak edenleriniz varsa adresinin değiştiğini bildirmek istedim. "SIEMENS Mobile Morning Call" programını her sabah 06:00-10:00 arası yapacakmış. Gece 2:00'de yattıktan sonra sabahları 6'da zor uyanırım ama artık saat kurup kalkacağım ne yapalım. Hayat Zor! Ve onun programlan güzel!

DİĞER YENİ YAZILAR