Darbe olmasın ama hukuktan ne istiyorsunuz?

Haberin Devamı

Bugün veya yarın, artık Türkiye’nin 2000’li yıllarda (artık 3000’li yılları bilmem, o zaman imkânsız olur zahir) bir darbe daha yaşamaması gerekiyor, bu kesin... Onun için de darbe çağrısı yapan veya buna ortam hazırlamaya kalkan herkese toplum olarak karşı çıkarız, bu da kesin... (Olmalı...)

Ama henüz davası açılmamış, iddianamesi bile olmayan bir soruşturma konusunu; Ergenekon’u ve bu örgütte adı geçenleri, soruşturma bitmeden, dava bitip suçlar sabitleşmeden “İşte bu örgüt ve şu, şu kişiler darbenin hazırlığını yapıyordu” diye yazmak yanlış olduğu kadar herhalde yasalara göre de suçtur.

Bu bol miktarda yapılıyor...

O da yetmiyor çook büyük, anlamsız ve dayanaksız bir adım daha atılıyor; “AKP’yi indirmek için darbe yapamayanlar bu kez hukuk darbesine kalktı” deniyor.

Yani “Madem ki ortada açılmış bir dava vardır, bir siyasi parti, hangisi olursa olsun ve aldığı oy da ne olursa olsun, eğer mevcut yasalara göre suç sayılacak eylem ve söylemlerde bulunmuşsa herkes gibi bunun hesabını vermelidir. Çıksın ve bunların aksini ispatlasın. Bütün partiler hukuka uymak zorundaysa, hukukun üstünlüğü söz konusuysa görevi budur” diyorsanız darbecisiniz. Hatta muhtemelen “Ergenekoncu”sunuz...

Gazeteci, sanayici, şoför farketmez, birileri böyle olduğunuzu devamlı söylüyor, yazıyor, demek ki öylesiniz(!)

Hepsi bu kadar değil, tekrarlayıp durduklarına göre, onların hesaplarına ve söylemlerine göre Yargıtay Başsavcısı ve daha şimdiden Anayasa Mahkemesi de darbeci (belki onlar da Ergenekoncu!!)...

Dinci medya başta olmak üzere son birkaç gündür haber ve köşe yazılarında (hatta karikatürlerde), TV programlarında “kapatma davası“nın bir “hukuk darbesi”hatta sadece “darbe” olduğunu işleyen, adeta beyin yıkama yapan genişçe bir grup var.

Onların haline baktıkça AKP’nin bir zamanlar önemli isimlerinden birinin “Eldeki medyayla yetineceklerini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. AKP medyanın tümünü, bunu yapamazsa yazarlarının büyük kısmını ele geçirecek ki ona karşı direnç azalsın. Yakında onlara yakın gazete ve TV’ler daha da artacak “ dediğini hatırlıyorum hep... Çok değil, birkaç ay önceydi...

Bu “kapatma davasının bir darbe” olduğunu söyleyen meslektaşların bir kısmı “AKP Mahkeme’ye savunma vermemeli” önerisinde de bulundular.

HALKI KIŞKIRTARAK...

Dini yazılar da yazan bir profesör iki gün önce köşesinde ” laikliği bir din, yüksek hakimleri ise o dinin ruhanî başkanı “ olarak empoze ediyor, laiklerin de bu ruhanî başkana bağlı olduğunu, bunların diğer insanlara hayatı zindan ettiğini” filân anlatıyor, sonunda da Almanya Anayasa’sını örnek göstererek halkı açıkça direnmeye, karşı koymaya çağırıyordu. Yani okuyunca insan “Eh, bu kadarına da pes doğrusu, yalanın, dolanın, sorumsuzluğun sonu yok” diyor.

Laiklikten öyle nefretle söz ediyorlar ki okumuş, yazmış koca adamların laikliğin olmadığı bir demokrasinin demokrasiden başka herşeye benzeyeceğini bilmediklerini düşünürsünüz.

Yüksek yargıdan öyle nefretle söz ediyorlar ki hukuksuz bir ülkede yaşamak istiyorlar sanırsınız.

Halkı öyle kışkırtıyorlar ki bir iç savaş çıkmasını istediklerini sanırsınız.

Peki, darbe istemiyoruz tamam. Ama yargının denetim görevini yapmasına bile “hukuk darbesi” diye karşı çıkarsanız, bir yandan da “AKP’nin ciddi hatalar yaptığını” söylediğinize göre (o parti veya bu parti, eğer ciddi hatalar yapıyorsa) bu hataları kim durduracak?

“Seçimde halk önler” diyorsunuz, bir 4 yıl daha o hatalar 22 Temmuz sonrasında olduğu gibi cesurca sürdürüldüğünde, bırakın herşeyi bir yana; çocuk yuvalarının başından devlet kuruluşlarının tepesine kadar bir imam kadrolaşması ve eğitimdeki hedefler tamamlandığında kalsalar ne olur, gitseler ne olur?

Biraz düşünün yahu, akıl tutulmasına mı uğradınız yoksa gidecek bir başka vatanınız daha mı var?

Hukukla uğraşacağınıza AKP’yi iddianameyi çürütmeye, iddiaların aksini kanıtlamaya çağırsanız daha akıllıca olmaz mı?

Baksanıza dava açılsa bile zaten yıllarca sürecekmiş...

DİĞER YENİ YAZILAR