Cumhuriyet töreninde “Cumhuriyet Partisi” neredeydi?

Haberin Devamı

“Çankaya’da türban” konusu ayrı bir konudur, bir partinin veya kurumun; “kişilere ya da başörtüsünün kendisine” tepkisi değildir, bir partinin “tabanı ile ilgili bir mesele” hiç değildir, olamaz, ama gel gör ki bunu millete doğru dürüst anlatabilen tek bir siyasetçi, siyaset bilimci, tek bir Allah’ın kulu çıkmıyor. Hep kısır, abuk sabuk, insanı canından bezdiren kavgalarla, karşılıklı hakaretlerle günler tüketiliyor. Çankaya’daki resepsiyona isteyen çıktı, istemeyen çıkmadı ki çıkmayanlar arasında Başbakan’ın eşi de vardı. Peki ya Meclis’teki Cumhuriyet Bayramı kutlamasında sadece 3 CHP milletvekili bulunmasına ne demeli? Kimse bu haberin üstünde durmadı, belki dikkatlerden kaçtı ama doğrusu benim dikkatim çok rahatsız oldu. Nasıl olmasın, haydi diğerinde mazeretiniz var, TBMM için nasıl bir mazeret göstereceksiniz?
“Biz Türkiye Cumhuriyetini kuran partiyiz” demeyi biliyorsunuz da Meclis’teki Cumhuriyet törenine neden katılmıyorsunuz, bunun mazereti olur mu? Yanılmamak için yılların siyasetçisi, eski İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in de görüşünü aldım, bazı CHP’li siyasetçilerle de konuştum; hepsi bunun mazereti olamayacağını söylediler. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu acaba milletvekillerinin orada olması gerektiğini fark etmedi mi? Parti içinde ayrı bir parti gibi her şeye hükmeden, her taşın altından adı çıkan ve her nedense bir türlü koltuğu elinden alınamayan Genel Sekreter Bay Önder Sav bunu göremedi mi? Yoksa bu gibi önemli hatalar özel olarak, Kılıçdaroğlu’nu yıpratıp yerine yeni bazı isimler gündeme getirmek için filan mı tasarlanıyor?

MUHARREM İNCE’NİN SORUNU NE?

Parti içi çekişmeler, entrikalar bitmek bilmedi, gazete köşelerinde espri konusu olmaya başladılar ama hala farkında değiller. Ne onun farkındalar, ne de millete anlatılması gerekenleri kesinlikle anlatamadıklarının... Kısa süre öncesine kadar örneğin Muharrem İnce’nin parti içi entrikalara karışmayacak, yanlışları düzeltmek için de elinden geleni yapacak ilkeli bir siyasetçi olduğunu düşünüyordum, ama bir süredir yapmakta olduğu açıklamalar, özellikle de “Çankaya’ya çıkmayacağız, bu karar da yalnız bana ait değildir” sözlerini devamlı tekrarlayıp durması bu görüşümde yanılmakta olduğum duygusu verdi bana. Ne yapmak istiyor acaba, onun da sıkıntısı Genel Başkanı’nı zor duruma düşürmeye çalışmak, cadı kazanı gibi kaynamakta olduklarını söyleyenlere yeni konu yaratmak mıdır, yoksa gerçekten ‘yükselmeye doyulmuyor’ mu? Görünüşe bakılırsa ki bakılıyor; seçime kısa bir süre kala CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘genel başkanlıkta yeni’ oluşundan yararlanan birilerinin akıllarınca onun dibini oymaya çalışmasıyla içten içe parti olarak yıpranıyor, ortaya kesin bir ‘yönetim zafiyeti’ tablosu çıkıyor ve ülkenin en büyük iki partisinden biri olan partinin de hele seçime giderken-bunu yapmaya hakkı yoktur.


KILIÇDAROĞLU GEREKENİ YAPMAK ZORUNDA!

Hiçbir tartışma doğru zeminde götürülemiyor, hiçbir konuda gerekli açıklamalar doğru şekilde yapılamıyor, Anayasa Mahkemesi’nden ikinci kez “tüzük uyarısı” gelmiş Kurultay toplanamıyor, ‘eski başkanın adamları bir başka telde, Önder Sav Bey’in kulisleri ve kendi adamları bir başka telde’ bu işin yürümeyeceği ortadadır. Kemal Kılıçdaroğlu ilk iş olarak ‘genel başkanın rolünü çalma, partide hakimiyet kurma’ hevesinden vazgeçmeyecek olan Önder Sav’ın bu rolünü derhal elinden almak, onun etkisinden milletvekillerini kurtarmak, gerekiyorsa daha da köklü bir değişikliği kimsenin gözünün yaşına bakmadan yapmak, partisine hakim olmak zorundadır. Orası mahalle klübü olmadığına göre yanlış konuşmalar, lideri yalanlayan açıklamalar, Cumhuriyet törenine katılmamalar kabul edilemez. Bugün Türkiye’de cumhuriyetçi, Atatürk ilkelerinin ve devrimlerinin, laik-demokratik rejimin korunmasını isteyen kitlelerin gideceği adres bu parti ise, aynı çizgide bir başka parti güçlenecek ortam bulamamışsa CHP’nin bu sorumluluğu taşıması gerekir.
Entrikalarla boğuşmaktan şu anda yapamıyorlar!

*****

Yargı destekli taciz!

Sanatçı Beren Saat Asmalımescit’te bir mekanda arkadaşlarıyla eğlenirken bir erkekler grubunun sözlü tacizine uğramış ve oradan nasıl kaçacağını bilememiş. Duyunca ‘İstanbul gibi bir şehrin, en kaliteli şekilde eğlenilebilen güzel bir köşesinde bile terbiyesizlikte sınır tanımayan, bu kadar iğrenç gençler olabiliyor demek ki’ diyor insan... İzlediği dizinin bir kurgu olduğunu, kadınları taciz eden veya daha da ileri gidenlerin ancak ‘sapık yaratıklar’ olduğunu, normal medeni bir insanın ‘sapık gibi davranmaması gerektiğini’ bilmeyen sersemlerin hiç umulmadık yerde bile ortaya çıkabileceğini gösteren bir olay bu... Eğlence mekanlarının anlaşarak böyle kişilerin fotoğraflarını, isimleriyle birlikte kapılarına asmaları ve hiçbir restorana, klübe almamaları iyi bir çözüm olabilir, keşke yapsalar.

Öte yanda, yargının ‘çocuklara toplu tecavüz’ olaylarının sapıklarını bile serbest bırakabildiği ülkede neyi tartışıyoruz ki? Bu çağdışı eylemler “yargı destekli”dir!


DİĞER YENİ YAZILAR