KA-DER Ankara Şubesi Cumhurbaşkanı Sezere. Anayasa'nın 10. Maddesi'nde yapılan değişikliği veto etmesi için bir mektup göndermiş. Açıklamada, yapılan düzenlemenin daha önceki Anayasalarda var olan "yasa önünde eşitlik" anlayışını aşamadığı, Türkiye'nin imzaladığı CEDAW sözleşmesindeki, ayrımcılığı önlemek için "geçici özel önlem politikaları oluşturma yükümlülüğüne cevap vermediği anlatılıyor ve kadınların eşitlik için yıllar süren mücadelelerinin yok sayıldığı vurgulanıyor.
AB'nin de duyar duymaz TBMM'ye tekrar düzeltilmesi için uyarı yaptığı 10. Madde, gerçekten de bu haliyle kadınların bugüne kadar karşılaştığı haksızlık ve ayrımcılığın süreceğinin kesin kanıtıdır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Sezer'in bu maddeyi veto etmesi demokrasiye ve insan haklarına olan duyarlılığını gösterecektir.
Neden hep yabancılar?
Benim yazılanında bol soru vardır biliyorsunuz. Çocukluğumdan beri böyleyim, konuşmalarımda da vardır. Çoğu kez kendim sorar kendim cevaplarım. Yine sorulu bir küçük yazı bu. Çarşamba günü bir okurumdan gelen mektupta Malatya'daki Aslantepe Höyüğü kazılarının Roma Üniversitesi tarafından kontrol edildiğinin anlatıldığını yazmıştım. Dün Haşmet Babaoğlu'nun yazısında Truva'nın da Prof. Manfred Korfmanın kontrolünde olduğunu okuduk. Korfman 15 yıldan fazla süredir orada anlattığına göre...
Araştırsak Türkiye'deki neredeyse tüm kazıların hâlâ Amerikalı, İngiliz, İtalyan, Avusturyalı, Alman arkeologların denetiminde olduğunu göreceğiz. Sorulara gelelim şimdi (kimseyi suçlamıyoruz ama);
Neden hiç akıllanmayız biz? Türkiye'den kaçırılan dev eserler, tarihi kalıntılarla bu yabancı ülkelerin müzeleri yıllardır bayram ediyor. Tırlar dolusu eseri toplayıp götürüyorlar, tamamını götüremediklerinin yarısını götürüyorlar. Diğer yarısı bizde olduğu için yalvar yakar geriye istiyoruz. Bizde arkeolog, tarihçi yok mudur ki tarihi bölgelerimiz hep yabancıların kontrolünde?
İngiltere temsilcimiz Jan Devletoğlu'nun dünkü VATAN'da British Museum'daki "Truva Şöleni"ni anlatan yazısı bizim içimizi acıttığı kadar "SORUMLULAR"ın da içini acıttı mı acaba?
Ve cevap: Hiç sanmıyorum!
TÜBİTAK Ödülleri
Haberi duyunca gözlerim yaşardı ve mutlaka yazmak istedim. Darüşşafaka Lisesi, babası ölmüş, ailesinin maddi durumu da öğrenimlerini sürdürmeye yeterli olmayan öğrencilere ilkokulun 4. sınıfından başlayarak liseyi bitirinceye kadar yatılı olarak yabancı dille eğitim veriyor.
TÜBiTAK'ın Türkiye Liselerarası Araştırma Projeleri Yarışması'nı da 2004'te Fizik ve Kimya dalında bu lisenin öğrencileri kazanıyor. Fizikte birinci olanlar; Fatih Şenbabaoğlu ile Serdar Vardar.
Kimyada ikinci olanlar ise; Caner Erataman ve Mustafa Duma (Kimya dalında birinciliğe hak kazanan proje yok.)
Zor şartlar altında yılmadan çalışarak "Araştırma Projesi Yarışması" kazanan başarılı gençlerimizi gönülden kutluyorum. Umarım bu başarı onlar için mutluluğa giden yolun anahtarı olur.
Cumhurbaşkanı'na mektup!
KA-DER Ankara Şubesi Cumhurbaşkanı Sezere. Anayasa'nın 10. Maddesi'nde yapılan değişikliği veto etmesi için bir mektup göndermiş
Haberin Devamı

