Bizden daha demokrat olduğunu iddia etmekle birlikte “demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü” gibi kavramları yalnız işine geldiği konularda hatırlayanlara zaman zaman sorular yöneltirim biliyorsunuz.
Cevap hiç gelmez ama sorarım yine de... Sormak bile rahatlatıyor.
Örneğin “Anayasa değişsin deyip duruyorsunuz ama ‘hükümetin ve cumhurbaşkanının af yetkisi’ yargı bağımsızlığına, adalete aykırı bir yetkidir, bunun durdurulmasına neden hiç değinmiyorsunuz” sorusu cevaplanması gereken bir sorudur.
Yazdıklarını hiç gördünüz mü?
Özellikle iktidar medyasında bu konulara ve son yolsuzluklara karşı çıkıldığını hiç gördünüz, duydunuz mu?
Onlar ezberlerini hiç bozmadan ve artık ortadan kalkmış olan “medyanın asli görevi”ni hiç hatırlamadan, gözleri kapalı destek verir ve eleştirenlere saldırırlar, olan budur.
Yargı, ordu, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, medya bol bol nasibini alıyor bu saldırılardan... Yıpratılmadık kurum kalmadı üzerinize afiyet.
Çok önemli konulardan biri hakimlerin yalnızca iktidar tarafından seçilmesi için Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda yapılan değişiklik... Her ne kadar “demokratlar”dan hiçbir itiraz gelmediyse de bu üzerinde ciddiyetle durulması, eleştirilip sorulması gereken bir konu.
Geçtiğimiz yıl iktidar “hakim adaylarını tek başına kendisinin belirlemesi” için kanunu değiştirerek hakim adaylarının tespitini mülâkata bağladı. Yazılı sınavdan sonra yapılan sözlü sınavı “Adalet Bakanlığı’nın 5 bürokratı” yapıyor ve adayları onlar seçiyorlar.
ŞIPIN İŞİ KANUN
Kanun bir gecede çıktı hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanı Gül de gece yarısı alel acele onayladı... Kendisine “Nasıl bu kadar çabuk inceleyip karar verdiği” sorulunca da “Daha önceden okuduğunu” söyledi.
Hiç alışılmış bir durum değildi bu.
Gelen eleştirilere “Mülâkat eskiden de vardı” cevabını verdilerse de yine yanlış bilgiydi. Danıştay bunu iptal etmiş, iptal üzerine 2007’de ısrarla yasaya kendileri koymuştu.
“Biz hakimleri saptamıyoruz ki, aday saptıyoruz” açıklaması ise “hakimler doğal olarak saptanan adaylar arasından seçildiği için” gerçekten tümüyle uzaktı.
Şimdi tekrar bu konuya dönmek gerekiyor, çünkü yakında “Özbudun’un hazırladığı anayasa taslağında geçen Anayasa Mahkemesi üyeleri 17’ye çıkacak, 9’unu parlamento çoğunluğu seçecek” konusu da yeniden gündeme gelebilir.
Bu durumda hakimleri, yüksek mahkeme üyelerini de rektörler gibi iktidar seçerse, medyanın çoğunluğu da iktidarın olursa ne tür bir “demokrasi” ortaya çıkar, demokrat arkadaşlara sormak isterdim.
Cumhurbaşkanı Gül’ün en hızlı imzası
Haberin Devamı

