Çözüm savaş mı?

Haberin Devamı

Üç gündür yazılarım yoktu, size ‘neden yazmadığımı’ da bildiremediğim için merak edenleriniz oldu, farkındayım. Hepimizin meslek yaşamında “hazmedemediği” olaylar, dönemler vardır, ben de böyle bir dönemin içindeyim maalesef...

“Hazmettire hazmettire” çok fazla gelişme oluyor ülkemizde ama bunların büyük bir kısmı hiç de hazmedilmiyor. Özgürlüğün “korkutma ve sindirme” gayretleri altında gerilediği, gerçeklerin “yalan-dolan, entrika, politik ayak oyunları” ile, “aydın”lığın karanlıkla yer değiştirdiği ortamlarda “geçici görüntüler” de birilerine “sonsuza kadar aynı kafada yürürüz” yanılgısı verebiliyor.

Ama Türkiye’de asıl sorun “bilimin, gerçeklerin, aydınlanmanın” birilerinde yarattığı büyük korku bence... Bağırarak, çağırarak, popülist söylemlere tutunarak, sizin gibi düşünmeyen veya doğruları dosdoğru söyleyiverenleri ne kadar süreyle önünüzden süpürebilirsiniz ki?

Kendiniz birilerine şiddetin ta kendisini uygular, insan haklarını, özgürlüklerini hiçe sayarken başka şiddetlere “şiddetle karşı çıkmanız” ne kadar inandırıcı olabilir ki?

Herneyse, uzun lâfın kısası sevgili okurlarım; kısa bir süre hazım sıkıntısı çektim ama Allah’tan öyle uzun süreli etkilenmem ben... “Alınan ‘ah’ların aheste aheste çıkacağı” sözüne de inanırım.
Şimdi gelelim üç gündür
yazamadıklarıma...


ABD, İSRAİL’İN YANINDA

İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yaptığı, üstelik uluslararası sularda yaptığı kanlı operasyon, zaten her üç günde bir PKK terörüne verdiğimiz şehitlerle yaşadığımız (ama nedense onlara ve ailelerine gereken ilgiyi, desteği göstermediğimiz, Gazze’deki sorun kadar ciddiye almadığımız) üzüntülerin
üstüne tuz biber ekti.

İsrail hükümetinin, özellikle de Başbakan Netanyahu’nun bu olayın tepkisi Türkiye’de ve dünyada sürerken hâlâ “gelecek yeni gemilere de saldırırız” demesi kendi ülkelerinin gazetelerinde bile “aptallık sürüyor”
tepkilerine yol açtı.

Ama gelişmelere ve konuşmalara dikkatle baktığınızda “öfkeyle kalkan zararla oturur” sözünün de gerçekleşebileceğini görmek mümkün.

Örneğin; “Türkiye’den yeni bir yardım filosu hareket edeceği ve bu filoya Türk donanmasının eşlik edeceği” iddiası...

İsrail Başbakanı geri adım atmayacaklarını söylerken ve “bu operasyonları yapan askerlerimizle gurur duyuyorum” derken, ABD Birleşmiş Milletler’de “İsrail’in yanında yer aldığını” açıklar ve İsrail’in kınanmasına bile “hayır” oyu kullanırken Türkiye kendisini “ABD’nin de karşısında olduğu” bir Ortadoğu savaşının içine mi atacak?


GÜVENCEYE ALACAKLAR

Evet Gazze’deki İsrail ablukasının kalkmasını elbette istiyoruz, evet İsrail’in yaptığı kanlı saldırı elbette “özrü, tazminatı, suçluların yargılanmasını ve cezalandırılmasını” haketmektedir. Ama eğer karşısındaki hükümet bunlara yanaşmayacağını belli etmişse ve hatta gelecek yardım gemilerine karşı “daha sert operasyon” yapacağını açıklamışsa radikal adımlar atmadan önce, ülkeyi savaşa sürüklemeden önce durup düşünmek gerekmez mi?
Şimdi yolda bir İrlanda gemisi var, Brüksel merkezli bir dernek üç gemilik bir filoyu Gazze’ye göndereceklerini duyurup Türkiye’nin de filoya destek vermesini istemiş.
Ama öte yanda ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden; “İsrail’in Gazze’ye giden gemileri durdurma hakkı vardır. İsrail’in ‘Hamas benim halkıma üç bin roket atıyor’ diyerek kendini savunması meşrudur” açıklaması yapıyor.
Bu durumda, daha kötü bir saldırı yaşanmasını veya bir savaş çıkmasını istemeyen ülkelerin mutlaka bir uzlaşma yolu bulması gerekecek... Ki ben İrlanda’nın da, Belçika’nın da gemilerini bir şekilde mutlaka güvenceye alacaklarına hiç şüphe etmiyorum.
Herhalde “saldırırız” denmesine rağmen “önce biz saldırırız” diye yangına körükle gitmeyecek, vatandaşlarını tehlikeye atmayacak, hele de bunu iç politika için kullanılacak bir çekişmeye
vardırmayı düşünmeyeceklerdir.


HATA VAR MI?

Bu yardım olayının asıl amacından saptırılıp Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında bile “dinî bir misyon” haline dönüştürülmesinden, İsrail arama yapmaya kalkarsa gemidekilere “nasıl davranacakları yönünde yeterli bilginin verilip verilmediği”ne kadar çok fazla tartışılacak konu var.

Ama bunlar nasılsa konuşulacaktır. Şu anda tek düşüneceğimiz şey “yardım etmeyi istediğimiz ama bizim savaşımız olmayan bir savaş”a dikkatsizlikle atılmamaktır, başımızda yeterince büyük sorun var çünkü!

DİĞER YENİ YAZILAR