Parti içinde hatalı davranış ve uygulamalara tepkisini açıkça ortaya koymaktan çekinmeyen, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a yazdığı mektupta "Bize ve ülkeye yük oluyorsunuz, istifa edin" diyen AKP Milletvekili Turhan Çömez'le dün bir telefon konuşması yaptım.
Onu "doğru zamanda, doğru tepkiler vermekten çekinmemesi" konusunda kutlayarak başladığım sözlerime Çömez şu cevabı verdi:
"Maliye Bakanı'na mektup yazmamın bir nedeni de budur; benim tepkim aslında demokratik bir ülkede her vatandaşın, her siyasetçinin gösterebileceği, normal demokratik teamül olması gereken bir tepkiydi. Bu kadar sürpriz olmamalıydı ama bizde hâlâ alışılmamış bir durum olduğu için sürpriz gibi algılanıyor. Bundan sonra doğal karşılanmasını, şeffaflık adına bu soruların sorulabilmesini ve gerekli durumlarda istifa çağrısı yapılabilmesini umuyorum. Türkiye artık bu noktaya gelmek zorundadır."
Sebebi ne olursa olsun bence "parti içi demokrasi nin gerçekleşebileceğinin, milletvekillerinin sonuçlarından korkmadan konuşabileceğinin görülmesi çok önemli bir gelişme ve Turhan Çömez bu konuda, "etik değerlerin siyasette yerine oturması açısından" çok önemli bir katkıda bulundu... Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı'nın ve adı yolsuzluk iddialarına kansan diğer bakanlarının istifasını bu durumda da sağlamadığı takdirde AKP'nin toplu olarak yıpranma sürecini hızlandıracak. Tercih onun!
Abdullah Gül iyi konuşmuş aslında!
Çek Dışişleri Bakanı Svoboda'nın, bizim Dışişleri Bakanı Abdullah Gülle yaptığı konuşmada kendisine söylenenleri aktarması kıyameti kopardı.
Gül hemen "ABD Irak'tan çıkarsa iran'ın kendi İslâm anlayışını Türkiye'ye ihraç etmesinden korktuğunu" söylemediğini, bu haberin gerçeği yansıtmadığını (yani Svoboda'nın yalan söylediğini) açıkladı.
Neden bu kadar telaşlandı anlayamadım ben. Aslında gayet yerinde bir endişe, doğru olabilecek bir tahmin... O zaman, yalan söylemesi için bir neden olmayan Çek Bakan'ın sözlerini niye yalanlıyor acaba?
İran kızar diye mi?
Seçmeni kızar diye mi?
İki yüzlü görünmekten korktuğu için mi?
Yoksa din radikalleştiği zaman ne kadar tehlikeli sonuçlar verebileceğini açıklamış olduğu, böylece aynı şeyden korkanlara hak vermiş olacağı, onlarla aynı safa geçmiş görüneceği için mi?
Abdullah Gül, "İran'ın kendi İslâm anlayışı" ndan çekiniyorsa dinin siyasete alet edilmesinin sonuçlarını, din istismarı bir kez başladı mı olayların kontrolden çıkabileceğini de görebiliyor demektir.
Halâ "Ben bunları söylemedim" mi diyor? Siyasetçilerin, her söylediğini ertesi gün yalanladığı bir ülkede buna neden inanalım?
Pazar'a birlikteyiz!
Senelerdir ekranlarda sorunlarımızı dile getiren, çözümüne katkı sağlayan, eğitici programların olmadığından, bunun yerine kanalların eğlence, magazin programı ve dizilerle dolduğundan şikayet eder dururuz.
Siz bize yazarsınız, biz onlara yazarız ve durumda fazla bir değişiklik de olmaz. Beklentinizi, duygularınızı iyi bildiğim için yıllar sonra tekrar bir program yapmaya karar verdim. İzlemek zorunda olduğumuz toplantılar, yapmak zorunda olduğumuz konuşma ve araştırmalar, günlük yazı programımız içinde bir de TV programına girişmek pek kolay değil ama gerekli olduğuna ben de inanıyorum.
Sosyal sorunlardan, siyasi ve ekonomik sorunlara, sanattan tıp haberlerine kadar ilgi duyduğumuz konulan birlikte inceleyeceğimiz, tartışacağımız, takdir edilen gerçek sanatçıları konuk edeceğimiz ve elbette zaman zaman eğleneceğimiz program 5 Mart Pazar günü, saat 11.40'ta Star'da başlayacak.
Artık oturduğunuz yerde şikayet etmeyin, programa stüdyo konuğu olarak, telefonla veya e-posta ile katilin ve sorularınızı sorun...
Her şeyi tek başıma yapamam değil mi, yardımınıza ihtiyacım var. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da...
Pazar'a görüşürüz!..
Çömez mektubu neden yazmış?
Parti içinde hatalı davranış ve uygulamalara tepkisini açıkça ortaya koymaktan çekinmeyen, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a yazdığı mektupta "Bize ve ülkeye yük oluyorsunuz, istifa edin" diyen AKP Milletvekili Turhan Çömez'le dün bir telefon konuşması yaptım...
Haberin Devamı

