Gazetelerde giderek artan çocuk tecavüzü haberleri bizi dehşetten dehşete sürüklemeye devam ediyor.
Bu ülkede 17 aylık bir bebeğe tecavüze kalkışan sapıkların bile olduğunu gördükten sonra bunun en önemli toplumsal sorun haline geldiğini hepimiz anlayabiliyoruz. Konuya devam etmeden önce bir okurumdan gelen mektubu okumanızı istiyorum.
“Size bir sorum var:
Çevrenizde bu tip, yani küçük çocuklara tecavüz edebilecek yapıda insan var mı? Bu soruyu sizden önce kendime sordum ve çevremi inceledim... Maalesef var...
Anadolu’da, “kalkamadığı için oturuyor” diye tanımlanan tiplerden etrafımızda oldukça fazla var. Erkek sohbetlerinde bunu kolayca görebilirsiniz. Ama sizin bunu tespitiniz pek mümkün değil. Zira erkekler ne kadar rahat hissederse etsin, kadınların bulunduğu bir ortamda yine de kendini gizler.
İnsanların, aklı başında, eğitimli, kültürlü, oturup kalkmasını bilir, ahlaklı, kimsenin namusunda gözü olmaz diye bildiği birçok kişi işte bu caniliği yapabilecek düzeyde...
Günümüzde, iki erkek bir araya gelse bir TV dizisi, bir manken, bir filmden başlayıp arkasından mutlaka belden aşağı bir muhabbete dalıyor. Samimiyet derecesine göre iş öyle ilerliyor ki, o aklı başında sandığınız yetişkin insanlar ‘Her gün aynı yemek yenir mi?’ diyerek sürdürdükleri muhabbetlerini günde kaç kadınla birlikte olabileceği iddialarıyla sürdürürken o anda karşısından geçen çocuğu yaşında (ya da torunundan biraz büyükçe) masum bir kızı işaret ederek vücut özelliklerinden başlayıp yatakta ne maharetler gösterebileceğine kadar sürdürüyor. Hatta işi “böyle bir çıtır insanın ömrünü uzatır”a bile getiriyorlar.
İşte eşimiz, dostumuz, ya da eş dost sandığımız bir yığın insanda böyle bir ahlaki çöküntü var. Bunun nedenlerine girmeyeceğim, çok uzar.
Burada, sizin gibi toplumun tüm katmanlarına ulaşma olanağı olanlara çok iş düşüyor. Diğer meslektaşlarınızı da bir kampanya gibi organize ederek insanlara, hiç değilse AHLAK SINIRLARI DIŞINA ÇIKAN ARKADAŞLARINA KARŞI ÇIKMA CESARETİ aşılamalısınız.
Bunu yaparsanız inanın yeni sapıkların ortaya çıkmasına engel olacak, en azından, Anadolu deyimiyle, kalkamadığı için oturanların, oturmaya devamını sağlayacaksınız.
Zamanınızı ayırdınız. Teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
Yusuf Küre”
Yarın devam edeceğiz.
Kenan Doğulu olsam bırakırdım!
Bir konuda hiç şüphem yok ki biz takdire değer insanların kıymetini asla bilemeyen, değmeyen bir sürü insanı ise zirveye taşıyan ve hayranlıkla izleyen bir milletiz.
Kısacası “Ayaklar baş, başlar ayak”tır bizde... İster kızın, ister onaylayın, ister düşünün ve öyle karar verin ama benim görüşüm bu.
Kenan Doğulu’nun Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edeceği açıklanır açıklanmaz bir yıpratma ve yıldırma faaliyeti başladı ki sorma gitsin.
Doğulu’nun “İngilizce parçayla katılmak daha doğru, Türkçe şarkıda ısrar etmek geri kafalılıktır” benzeri bir söz söylemesini fırsat bilenler oradan yakaladılar. “Vay efendim sen Türkçe’ye nasıl lâf edersin, kendi diline saygısızlık ediyorsun” diye saldırıya geçen köşe yazarları mı ararsın, “Askerliğini yapmadın nasıl Eurovision’a katılacaksın canım kardeşim” diyeni mi...
Sık sık 10. Yıl Marşı’nı söylüyor diye neredeyse 10. Yıl Marşı’nın kaldırılmasına kadar vardıracaklardı işi. Türk Dil Kurumu Başkanı sanatçının “Türkçe şarkı söyleyenlerden, Türk milletinden ve annesinden özür dilemesini” bile istedi.
Şimdi Kenan Doğulu, hangi anlamda söylediği aşikâr olan cümleyi kelime kelime açıklamaya çalışmakla meşgul. Oysa bugüne kadar en iyi müzisyenler dahil birçok kişi ve yazar (ben de aralarındayım) İngilizce parçayla katılmanın daha iyi sonuç verdiğini defalarca tekrarlamıştır.
Bu da hem Türkiye hem de başka ülkelerin sonuçlarında görülmüştür (ki birçok ülke kendi dili yerine İngilizce şarkı ile katılmaktadır). Şimdi o aynı şeyi söylemiş diye kıyamet kopuyor.
Türkçe gönderilen parçalarda çok iyi sonuç mu alınmıştı, hayır. Maksat olay olsun, polemik doğsun, sanatçı daha başlamadan küstürülsün. Yahu siz değil miydiniz Fransa’dan getirilen ismi duyulmamış, başarısı bilinmeyen, “Amaç kazanmak değil, mutlu bir anı yaşamak” diyen bir şarkıcıyı bile memnuniyetle gönderen?
Kenan Doğulu gibi her parçası hit olan, zirveye çıkmış bir sanatçıdan ne istiyorsunuz?
O gerçekten Türkiye aşığı bir müzik adamı olduğunu konserlerinde gençlere verdiği mesajlarla, senelerdir “Bana teklif edilse ülkem adına memnuniyetle katılırım” demesiyle göstermiştir.
Doğulu’nun yerinde olsam bu yapılanlardan sonra “Buyrun kimi isterseniz gönderin, ben polemiklerinize katılmayacağım” der ve Amerika’da yarım bıraktığım çalışmalarıma dönerdim.
O yapmıyor. “Çok kırılıyorum” demekle yetiniyor ve şarkısını hazırlamaya devam ediyor. Bravo doğrusu, çok sabırlıymış!

