Dün akşam Yalın'ın konseri vardı Rumeli Hisarı'nda. Ondan önceki akşam Zülfü Livaneli'nin. 26 Temmuz Salı akşamı Cemil Topuzlu Açık Hava'da Kenan Doğulu'nun. Normal şartlarda bu konserleri kaçırmam ben ama annemin ciddi rahatsızlığı devam ettiği için başından ayrılamıyorum maalesef... Bu arada hâlâ mektuplarında onun sağlığını soran, bugüne kadar desteğini, ilgisini esirgemeyen okurlarıma ve dostlanma bir kez daha gönülden teşekkürler. Şimdilik tehlikeyi atlattı, mücadeleyi sürdürüyor çok şükür...
Tekrar Yalın'a, Zülfü Livaneli'ye ve Kenan Doğulu ya dönelim. Sadece güzel ses, güzel müzik değil beni onlara bağlayan ve konserlerini kaçırtmayan... Bu sanatçılan dört dörtlük sanatçı bulmam, kendi alanlarında rakipsiz olduklarına inanmam... Sezen Aksu gibi... Zamanında Barış Manço gibi... Erol Evgin gibi... Onların yıllar boyu kimse tarafından geçilmemesinin sırrı da benzersiz, dört dörtlük sanatçı olmalanndaydı. Şöhreti, başarıyı taşımayı da biliyorlardı, (Önder Fırat ise ne yazık ki Aksu'nun şöhretini taşıyamayarak zarar veriyor kendisine... Muhabirlere saldırması ve yaralaması son derece çirkindi.)
Kolay iş değildir bulunduğu konumu; başarıyı, şöhreti hazmetmek... Ne demişler; "Asıl önemli olan adam olmak değil, adam kalabilmektir."
Sevgili kızlarım Nazlı ve Yasemin'den dolayı gayet iyi biliyorum ki (istisnalar dışında) genellikle gençlere müziği sevdirmenin yolu pop müzikten geçiyor. Ve bizde de son yıllarda çok iyi sesler yetişti Türk pop müziğinde.
Küplerde makyajla, özel hilelerle ve teknoloji yardımıyla "iyi gibi" görünüp de sahneye çıkıp eline mikrofonu alınca sivrisinek vızıltısına benzer seslerle kalıverenlerden söz etmiyorum.
Ses varsa eğer...
Eline aldığı gitarıyla açık hava sahnelerinde biharikalar yaratan gerçek sanatçılardır hayranlık
duyduklarım... Ya da müzik eşliğinde olmasa bile kendini dinletebilecek güçteki sestir. Onun yanında sempatisi, zekâsı, karizmasıyla kendini sevdirendir.
Ebru Gündeş'tir örneğin... Serdar Ortaç'tir. Onları sahnede izlemediyseniz katiyen fikir yürütemezsiniz. Ebru, Yalın, Serdar, Kenan... Yaşar... Bu genç sanatçıların hepsi de son derece özgün ve güzel sese, yeteneğe sahipler bence... Onlan gururla dünyanın her yerinde sahneye çıkarabilirsiniz, aynı takdiri toplayacaklarına şüpheniz olabilir mi?
Gerçek sanatçı, gerçek yetenek (aslında her meslek için geçerli) sansasyona gerek duymaz. Eşten, dosttan torpil, destek aramaz. Kadın ise magazin programlarından medet ummaz. Kıvırtmaya, soyunmaya, küplerde seks satmaya, "en iyi benim", "en güzel benim" gibi sömürülere ihtiyaç hissetmez. Daha şöhretli isimlerle polemik yaratmaya, bundan faydalanmaya yeltenmez.
Türkiye'de kifayetsiz ama muhteris siyasetçilerin başvurduğu popülist politikalar aynen sanatçılar tarafından da kullanılıyor... Neden? Çünkü "saf, kolayca kabul ediveren alıcı" buluyorlar da ondan.
'Çırpınışlar' diyorum ben onlarınkine. Çırpınarak suyun yüzünde kalmaya, pastadan pay kapmaya çalışıyorlar. Sayıları da az değil.
Hülya Avşar'ın yine "en güzel kadın" seçilmesi kendisinden daha genç yıldız(cık)ları kızdırdı, polemiklere yöneltti. Oysa kabullenmeleri gerekir. Gerçek güzelliğin, karizmanın, yeteneğin, gerçek sanatın yaşla başla ilgisi yoktur. Hatta tam aksine "gerçek..." yaşla daha da gelişir...
Siyasette olduğu gibi diğer konularda da kolay inanmamak, aldanmamak gerekiyor. Zira bizim aldanmamız birilerinin, hak ermediği yerlere fazlasıyla kolay gelmesini sağlıyor!
Sorgun Ormanı'nı kesemezsiniz!
Antalya'da golf sahası yapılmak üzere Sorgun Ormanı nda 200.000 ağaç kesileceği haberini kısa süre önce yazmıştım hatırlayacaksınız. Bu bilgi 'dünyanın en hızlı çölleşen ve 40 yıl içinde kuraklık tehlikesiyle karşılaşacak ülkelerinin başında olduğumuzu da hatırlattığım yaz^a birlikte verilmişti.
Manavgatlı okurum Fatma Feyza Hatipoğlu'ndan gelen mektupta "tüm protestolara rağmen kesimlerin başladığı" belirtiliyor. Antalya'daki birçok otel ağaçlan kesmemek için odaların içerisinde kalmasını sağlar ve inşaatlarını buna göre yaparken, bugün ve bundan sonraki tüm kuşaklara ait bir ormanın 200.000 ağacının "birkaç zenginin keyfini karşılamak için* kesimine nasıl izin verilebiliyor?
Kesilen her ağaç bizim ve cocuklanmızm çölde yasamasına neden olacak, öyleyse bunu yapmaya kimin hakkı var?
Ve biz neden susuyoruz?
Türkiye'nin bir Orman Bakanlığı varsa (ki olduğu söyleniyor), Bakan Ptepe'nin bize, tüm vatandaşlara bu kıyımlara nasıl izin verdiklerini açıklaması gerekiyor. Hem de Sorgun Ormanı sorumsuzca, bencilce kesilmeden! Kesilirse bunun hesabından kaçamayacaklar.
Çırpınmalar... Ve gerçek güzeller!
Dün akşam Yalın'ın konseri vardı Rumeli Hisarı'nda. Ondan önceki akşam Zülfü Livaneli'nin. 26 Temmuz Salı akşamı Cemil Topuzlu Açık Hava'da Kenan Doğulu'nun. Normal şartlarda bu konserleri kaçırmam ben ama annemin ciddi rahatsızlığı devam ettiği için başından ayrılamıyorum maalesef...
Haberin Devamı

