Biz alıştık vergiye... Gelirimizden evimize, arabamıza kadar her kuruş kazancımızın veya yatırımımızın "ceza"sini ödüyoruz. Şimdi bir de araç vergilerine "Kent Kullanım Vergisi" eklenecekmiş. Tatlı, tatlı, kuzu, kuzu anlatıyorlar ikna etmek için... Olsun, öderiz ama hâlâ bir kaç eksik vergi kaldı, örneğin nefes aldığımıza göre ona da vergi koymaları lâzım; nesef alma vergisi, yaşama vergisi, ayak bastı vergisi.
Doğu'daki vatandaşlara doğurdukları her çocuk için destek parası verilirken diğer kentlerden doğurma vergisi de alabilirler. Bunların hepsi kaynak yaratacak çözümler, durun hele "Kent Kullanın'la başlasınlar, arkası gelir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş deprem için gerekli bütçe için "Şehir kendi rantını kendine kaynak yapar" demiş. Nedir bu rant? Nerelerden geliyor? Sadece kiralanan park, büfe gibi yerlerden değil elbet; çöp toplama, şehir güzelleştirme, kaldırım yapma gibi işler için vatandaşın cebinden çekilen paralardan da... Sonra bir bakıyorsunuz kaldırımlar, kavşaklar, caddeler, sokaklar üç günde bir delik deşik edilmiş, bizden alınan "rant" bir partili şirketin cebine yine "rant" olarak dönmüş.
Bundan alâ döner sermaye olur mu?
Böyle kusursuz bir sermaye varken belediyeler kaynak sıkıntısı çeker mi?
Tam yılbaşı ve Bayram öncesinde Beyoğlu köstebek çukurları gibi kazılmış... Osmanbey'de kaldırımlar (yine) kazılmış, Altunizade kazılmış trafik kilit... Levent- Etiler-Ulus'un can daman Koç Köprüsü'nde önce çift yol saçmalığı ile ortaya kaldırımlar çekilmiş, sonra olmadığı görülünce tekrar "tek yön"e dönülmüş.
Bu kazıp durma, yıkıp yeniden yapmaların faturasını (birileri havadan büyük para kazanırken) birilerinin ödemesi gerekiyor tabii... Şu anda Kartal Belediyesi'nin Çin'den getirilen taşlarla yaptığı kaldırımları da o birileri ödeyeceği gibi... Parklara yurtdışından getirilen çiçekleri, dikilip soldurulan ağaçları, palmiyeleri ödediği gibi...
ABD başkanı' ndan zengin...
Bütün bu masraflar bir yana; Amerika başkanları Amerikan Havayolları uçaklarına fors takarak kullanırken bizim başbakanımız 2-3 uçakla geziyor. Avustralya'ya THY boş giderken kendisi özel uçak kaldırıyor.
Her seyahate bakanlar ve eşleriyle aile boyu gidiliyor. Lüks makam araçlan giderek daha da artıyor; bunların yanına bir de özel donanımlı minibüsler ekleniyor.
Yolsuzluklar ve aşırı harcamalarla, zaten dev bir iç ve dış borç yükü altında olan bütçede hal kalmayınca gelsin vatandaşa yeni vergiler...
Kara para kazananların, şirketleriyle vergi kaçıranların, yolsuzluk yapanların ödemediği vergiler de namusuyla çalışan ve devletten para kaçırmayanların omuzuna biniyor.
Bu millet zaten merkezi idarenin aldığı açık ve dolaylı vergilerle, belediyelerin her yaptığı işe aldığı vergilerle eziliyor. Vergilerin çeşidi çok, miktarları çok, adaleti yok... Durum böyle iken ve Hükümet yapması gereken vergi reformunu (normal gelirli vatandaş lehine) yapmaktan kaçınırken yeni vergiler ilâve etmek ve bunları mâkul göstermeye çalışmak bağışlanamaz.
Aşın harcamalara, Arap şeyhleri gibi süper lüks yaşam merakına, yolsuzluklara olduğu gibi bu vergi rezaletine de bir son vermeleri gerekiyor.
Yoksa bu gidişle yakında onlar da Marie Antoinette gibi halka "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" diyecekler!
(Not: Sevgili okurlarım mübarek Kurban Bayramı'nızı en iyi dileklerimle kutluyorum.)
Çin taşından kaldırım ister misiniz?
Biz alıştık vergiye... Gelirimizden evimize, arabamıza kadar her kuruş kazancımızın veya yatırımımızın "ceza"sini ödüyoruz...
Haberin Devamı

