Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabı elden ve dilden düşmüyor. Özakman'ın Kurtuluş Savaşı tarihini duygulara da yer verilen ve zevkle okunan bir roman haline getirmesi büyük bir hizmet oldu.
Dün Mine Kırıkkanat yazmıştı, birkaç gün önce de Zülfü Livaneli...
Değerli meslektaşlarımın yazılarını zevkle okudum, yalnız sevgili dostum Livaneli'nin yazısında bir noktaya takıldım;
"Çılgın" tanımının Enver Paşa ve İttihat Terakki 'çiler için kullanılabileceğini, Mustafa Kemal'in ise çılgın değil; tam aksine her zaman sakin, akılcı, sağduyulu davrandığını, asıl yurtseverliğin bu olduğunu söylüyordu.
Bu satırları görünce küçük bir itiraz yükseldi "içimdeki ses"ten: "Sarıkamış faciası"na neden olan, asla bağışlanamayacak kadar yanlış kararları tarih yazıyor zaten... Ama kitaptaki "Çılgın Türkler" tanımına Mustafa Kemal de giriyor. Zira kastedilen çılgınlık, tamamen kuşatılmış, işgal edilmiş topraklarda, "neredeyse esir" görülen bir milletin bir avuç insan önderliğinde yoktan inanılmaz bir zaferi varedişiydi.
Bu cesaret, gözü karalık, bu bilinçli şekilde -gerekıyorsa- ölüme yürüyüştü. Ve o bağlamda Mustafa Kemal ilk çılgın Türk'tü.
Ama elbette onun çılgınlığında akıl ve sağduyu da vardı ve sanıyorum sayın Livaneli "çılgın" kelimesini buradaki mecazi anlamında değil, asıl anlamıyla kullanmıştı.
Bilmem yanılıyor muyum?
Futbol tepkileri!
İsviçre-Türkiye maçında olanlardan sonra, Türk basınının isviçre'den önce kendimizi; Fatih Terim, Şifo Mehmet ve futbolcularımızı suçlayan yazılarıyla ilgili mailler hızla sürüyor.
Bu konuda yazdığım yazılara destek veren ve her seferinde karşı tarafın hatalarını göz ardı ederek sadece kendimizi suçlayan tutuma itiraz edenler çoğunlukta...
Ortada bir mahkeme olsa ve her iki tarafın suçları göz önüne alınsa diyecek yok (ki cinayet olaylarında -özellikle töre-namus cinayeti gibi suçlarda- göz önüne alınmaması gereken 'hafifletici nedenler' cezaları 8-10 yıl azaltırken) ama burada bir mahkeme söz konusu değil... Hakkı, hukuku karşı taraf dikkate almıyor (yalnız İsviçre değil, hiçbiri)...
Başa dönelim; "Neden özür dileyecekmişiz" yazıma, bu durumda neden yalnız biz özür dileyecek duruma geliyor, yıllarca bu ülkeye başarı getirmiş spor adamlarımızı -cezalandırmakla kalmayıp- sahneden tümüyle silmeye kalkıyoruz?
Anlamıyorum, birçok vatandaş da anlamıyor. Tekrar vurgulamış olalım!
TBMM'de önemli toplantı!
23 Kasım'da (bugün), 13-14.30 saatleri arasında TBMM'de önemli bir kadın hakları bilgilendirme toplantısı yapılacak.
Tüm Türkiye'den kadın kuruluşlarının katılımıyla Nisan 2003'te Ankara'da yapılan "CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Sivil Toplum Forumu" nun sonuç raporu Ocak 2005'te New York'ta B. M. CEDAW Komitesi'ne sunulmuştu. TBMM toplantısında ise Komite'nin Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik çıkardığı tavsiye kararları hakkında milletvekillerine bilgi verilecek.
Kısa süre önce Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'le yaptığım telefon görüşmesinde Medeni Kanun Mal Rejimi Yürürlük Maddesi'nde, bir önceki hükümet döneminde "Aman bize dokunmasın, bundan sonraki evlilikleri kapsasın" telaşıyla yapılan ve kadın hukukçuların "ekonomik şiddet" dedikleri haksızlığın düzeltilmesi için ilgisini rica ettim. Bu maddeye o günlerde "şerh" koyduran Şahin, en kısa zamanda Meclis gündemine alınması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Birleşmiş Milletler "kadına karşı her türlü ayırımcılığın kalkmasını" istiyor. Avrupa Birliği de bunun üzerinde önemle duruyor.
Bakalım "bazı konularda" kadın haklarını kadından çok gözeten milletvekillerinden kaç tanesi TBMM'deki ÇEDAW toplantısına katılacak?
Umarım toplantıyı bana bildiren Uçan Süpürge bu bilgiyi de verir!
"Çılgın Türkler" hep gündemde!"
Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabı elden ve dilden düşmüyor. Özakman'ın Kurtuluş Savaşı tarihini duygulara da yer verilen ve zevkle okunan bir roman haline getirmesi büyük bir hizmet oldu
Haberin Devamı

