Bizim Olli her yemeğe maydanoz olmayı sevdiğinden “yargı reformu” adıyla bilinen ve lakin gerçekte ne olduğu kısa süre sonra anlaşılacak olan bitmemiş taslağı da herkesten önce gördü.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Türkiye’den önce ona sundu ve kıyamet koptu. Ülkenin hukukçuları, baroları ayağa kalktılar.
Ben anlayamıyorum neden böyle yaptıklarını, artık alışmaları lâzım değil mi, Anayasa değişikliği taslağı da Türkiye’den önce ABD’ye götürülmemiş miydi?
“Alışırsınız demokrasisi” böyle, alışacaksınız. Şimdi...
Biliyorsunuz birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir büyük tesadüf sonucu, iktidara yakın gazeteciler tarafından bir süredir tekrarlanıp duran “hakimlerin bağımsız olması yetmez, tarafsız olmalılar” demişti durup dururken...
Ve Anayasa Mahkemesi’nde iki önemli dava varken.
Ben de hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerini ve yargıçların elbette “Anayasa’dan bağımsız ve tarafsız” hareket edemeyeceğini açıklamış ve Kılıç’ın neyi kastettiğini ve neden tam şu sırada bunlardan söz ettiğini sormuştum.
Tabii cevap gelmedi ama bu arada bir büyük tesadüf daha oldu ve “hakim tarafsızlığı” konusu Olli’ye sunulan taslakta yer aldı.
Bakan Şahin de “Yargı bağımsızlığını tarafsızlıkla güçlendireceğiz” dedi.
Yargı tarafsızlığı bağımsızlığının devamı olduğuna göre bu neden ısrarla tekrarlanıyor, kilit soru bu...
Önce neden “bağımsızlığı boş verin, tarafsızlık daha önemli” diyorlar ona bakalım.
Çünkü asıl istenen yargının “bağımlı” böylece “kendilerinden yana taraflı” olması... Şu anda Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu tamamen siyasi gücün baskısında... Bütün dosyalar Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanıyor. Ancak istenen bilgiler dosyalara konabildiği gibi ancak istenen dosyalar yargıçlara veriliyor.
HSYK sekretaryasında Kurul’un değil Bakanlığın seçtiği ve yönlendirdiği kişiler çalışıyor.
HSYK Başkanlığı’nı da bağımsız bir hakim değil Adalet Bakanı yapıyor.
Hakimleri Adalet Bakanlığı kendi müfettişleriyle istediği anda, istediği şekilde denetliyor ve istediği yere gönderebiliyor.
Söyleyin şimdi yargı bağımsızlığından söz edebilirler mi?
Aynı şey Anayasa Mahkemesi için geçerli... Eğer bir şikayetleri varsa Mahkeme yargıçlarının yine yargıçlar tarafından seçilmesini, böylece bağımsız ve tarafsız olmasını sağlayabilirler, neden böyle bir adım hiç düşünülmedi ve düşünülmüyor?
Çünkü, yine cumhurbaşkanının seçmesi “çok daha uygun” olacak.
Ilımlı İslâm ve
Müslüman demokrat!
Son günlerin haberlerini hatırlayın.. Gazete manşetlerinde Spor Akademisi Öğretim Görevlisi’nin kız öğrencisine tecavüz girişimi, 8 yaşındaki çocuklara sapıkların ve hatta sapık babaların tecavüz haberleri...
Ve sonra çıkıp bu vahşete “dinle bağlantı kurarak arka çıkan” ilahiyatçı veya gazeteciler.
Türkiye için bundan daha korkunç, utanç verici bir tablo olamaz. Onun için Pazar günü Her Açıdan’da:
“Türkiye’de din adına yapılan kasıtlı yanlışlar, İslâm nasıl yozlaştırılıyor” konusunu tartışacağız.
Bu tür insanlık dışı olayların İslâm’da gerçekten yeri olabilir mi?
Türkiye’de “ılımlı İslâm” kavramı aniden nasıl ve neden ortaya çıktı, din siyaset ve ticarette nasıl kullanılıyor?
İslâm’la laiklik ve Atatürk arasında bir uyuşmazlık olabilir mi; İslâmcıların laiklikten hoşlanmaması ve İslâmi rejimlerin laik olamamasının sebebi nedir?
“Atatürk rozetiyle camide namaz kılınamaz” diyen imam haklı mı?
Türban bilinçli olarak “nifak unsuru” mu yapıldı?
Bunların ve daha birçok sorunun cevabını son kitabı “Allah İle Aldatmak” kısa süre önce satışa çıkan Yaşar Nuri Öztürk, Milli Gazete Yazarı Mehmet Şevket Eygi ile Laiklik ve Karşılaştırmalı Dinler Uzmanı Aytunç Altındal’ın katılacağı programda bulabilirsiniz.
Sonradan “Programı kaçırdık, nasıl izleyebiliriz” diye soranlar çok oluyor, tekrarı ise nadiren veriliyor. Onun için ‘kaçırmayın’ derim.
11 Mayıs Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da... Bekleriz.

