CHP'yi suçlamak haksızlık olur!

Başlıktaki cümleyi ancak CHP'nin Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nın şekillendiği komisyonlarda başından beri nasıl ciddi bir çalışma yürüttüğünü bilenler söyleyebilir

Haberin Devamı

Başlıktaki cümleyi ancak CHP'nin Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nın şekillendiği komisyonlarda başından beri nasıl ciddi bir çalışma yürüttüğünü bilenler söyleyebilir.

Ben bu 'bilenler'den biriyim.

Yüzlerce maddelik Tasarı'nın başlangıçtaki çağdışı halinden çıkıp bugün zina maddesi dışında sadece 'birkaç sakat madde'ye sahip hale gelmesinde CHP'li komisyon üyelerinin ve diğer CHP milletvekillerinin katkısı çok büyüktür. Eğer Aman tabanımız bizi suçlamasın, fazla da çağdaş görünmeyelim. Şuraya birkaç tane onlara mesaj gönderebileceğimiz madde koyalım' endişesine girmeseler ve komisyon çalışmalarındaki mutabakata sadık kalsalardı AKP'li üyelerin komisyonlardaki 'uyum çabası'na da saygı duymuştuk. Yazmıştık da bunları.

Birkaç gündür sözünü ettiğimiz (namus cinayetleri başta), AB komisyonu'nun da kabul etmeyeceği, İNSAN HAKLARINA aykırı, kadın nüfusun ezilmesinin devamını sağlayacak olan maddelerdeki uyumsuzluğu son anlarda gösterdiler.

Basının görevi yağcılık değildir
Açın VATAN dışındaki gazetelere şöyle bir bakın. Çoğunda (hâlâ hergün tecavüz, cinayet ve her türlü haksızlıkla karşılaşan çocuk ve kadınlarla dolu bir ülkede) ceza kanunlarını "kendi tabanına mesaj" ekseninde düzenlemeye çalışan iktidar partisine yağcılıktan başka bir şey göremeyeceksiniz.

Oysa zaten halihazırda Medeni Kanunu'nda bir önceki hükümetin yaptığı hata ile 17 milyon kadının haksızlığa uğradığı, bu nedenle şiddet, zina, her türlü olaya boyun eğdiği bir ülkede ceza kanunları ile yepyeni bir baskı yaratılmasına susulamaz. Türk basını ise SUSUYOR! Çok kritik bir dönemde, çok tehlikeli bir susuş bu.

Birkaç köşe yazan dışında fazla bir itirazla karşılaşmayan bu çağdışı çabalar, sırf basının tutumu nedeniyle kısa sürede, kabul edilemez maddelerin kanunlaşmasına neden olacaktır.

Biz bütün partilere eşit mesafede bir gazeteyiz ve icabında CHP'yi de, AKP'yi de hepsini de aynı şekilde eleştiririz. Ama TCK Tasarısı'nda CHP'nin üzerine düşeni yapmadığını söylemek (her gazete için) haksızlık olur.

Ben Deniz Baykal'ın 'zina' maddesinde AKP'yi destekliyor görünmesinin tamamen bir blöf olduğuna ve CHP'nin bu madde oylamasında destek oyu vermeyeceğine inanıyorum. Eğer AKP; namus cinayetleri, zina, 15-18 yaş arası gençlerin gönüllü ilişkisine hapis cezası gibi maddeleri kanunlaştırmaya kalkarsa bu, 21. yüzyıl Türkiye'sine 'Şeriat' benzeri kanunlar sadece kendi sorumluluğu olacaktır.

O zaman da bir yandan kan dökülmesine (namus cinayeti), baskıya, şiddete, özel yaşama saldırıya yol açacak yasalar çıkarırken öte yandan "AB'yi istiyoruz" sözlerine kimseyi inandıramaz.

Ne demiş atalarımız: "Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün."

Bu millet de o kadar aptal değil herhalde!

Tayyip Bey bir özür borçlu!
Bizde adet oldu ya söyleneni veya yapılanı bir gün sonra yalanlamak, alıştık artık hepimiz....

Tayyip Erdoğan'ın kaçak yapılar, kredi kartları gibi konularda millete tavsiyede bulunması aslında çok yararlı oluyor eminim, bu konuşmalan da iyi yapıyor. Ama ortada şöyle bir çelişki var; bir süre önce "Ben de kaçak evde oturuyorum" diyen, Belediye Başkanlığı döneminde kaçak yapılaşmanın artmasına göz yuman biri, şimdi tamamen zıt bir tavsiyede bulunuyor.

Yine 'hafıza zayıflığı' isteyen bir durum.

Veya yine "dediğimi yap, yaptığımı yapma" gibi bir durum.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül hakkında, eğer İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu onaylarsa "kaçak inşaatlara rüşvet karşılığı izin verdiği" için soruşturma açılacakmış. Aynı nedenle CHP onun parti üyeliğini de askıya alıyormuş.

Bir yanda bir ilçe belediye başkanı "kaçak inşaatlar" nedeniyle sorgulanacak ve partiden çıkarılacak, diğer yanda binlerce kaçak yapıya izin veren bir il belediyesinin başkanı ve üyeleri en büyük ödülle, siyasi ikballe ödüllendirilecekler.

Onların dosyaları raflara kalkacak, dokunulmazlıklarına dokunulamadığı için de yargının karşısına çıkmayacaklar.

Çok büyük bir haksızlık değil mi bu?

Ve çok önemli bir soru daha; "Ben de kaçak evde oturuyorum" diyen Başbakan bugün "kaçak ev yapmayın" tavsiyesinde bulunurken halka eski sözlerinden dolayı bir özür borçlu değil mi?

'Altyapı' önemli biliyorsunuz!
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik geçenlerde Vatan Gazetesi'nde yayınlanan röportajında bu yıl başlayacakları eğitim reformunu anlattı.

Hür beyni olan bireyler, ezbere hayır, sorgulayan, düşünen, araştırmacı, rekabetçi öğrenci yetiştirme konusunda güzel açıklamaları vardı Bakan'ın.

Okuyunca çok basit, çok kolay görünüyor göze. Önce pilot bölgelerde uygulanacak yeni müfredatın hazırlanmasında akademisyenlerden, üniversitelerin birikiminden de yararlanılmış. Ama TV'lerde hiç tartışılmadı. Oysa bütün toplumu, hemen her aileyi ilgilendiren bu kadar önemli değişikliklerden herkesin haberinin olması gerekmez mi?

Zira eğer sistem iyice tartışılmadan, olumsuzluklar giderilmeden, alt yapı tamamlanmadan başlanırsa, olay "hızlandırılmış tren" konusuna dönebilir maazallah. Örneğin, konuştuğum bazı eğitimciler yeni sistemi iyi bilen yeni öğretmenler yetiştirilmeden, alelacele yapılacak bir değişikliğin hata olacağını söylüyorlar.

Öğretmenlerin, yepyeni ve geniş kapsamlı bir sistem için bu kadar kısa bir sürede eğitilmesi mümkün mü acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR