CHP yüzde 40 alabilir mi?

Haberin Devamı

Bu başlığı haftalardır “AKP’nin yüzde 40 oy alıp alamayacağı”nı gündeme getiren sayısız manşet nedeniyle seçtim.

Paldır küldür, yaz ortasında sürüklendiğimiz erken seçime bir haftadan az bir zaman kaldı ve iktidar partisinin kendisi ile kendisine yakın kuruluşlar tarafından yapılan anketlerle neredeyse bu “yüzde 40” ihtimal olmaktan çıkarılıp şimdiden kesin sonuç haline getirildi.

Oysa bir tarafta devletin “elinde olan tüm imkânlarını” da seferber ederek, bırakın poşetleri, kapı kapı dolaşarak “Ne eksiğiniz var, tamamlayalım” sorularını, Unakıtan’ın Eskişehir’de yaptığı gibi alenen, hiç çekinmeden istedikleri illeri, ilçeleri ihya ederek, devlete ait araçları kullanıp milletin trilyonlarını da en pahalı uçaklara harcayarak oy kazanmaya çalışan bir iktidar partisi...

Karşısında ise normal şartlarda seçim propagandası yapmaya çalışan bölük pörçük bir sürü parti...

Normal şartlarda diyorum çünkü bugüne kadar Avrupa ve Amerika medyası da her nedense(!) desteğini sadece iktidar partisinden hiç eksik etmedi. Türk gazetelerinden beter, sanki seçim kendi ülkelerinde yapılıyormuş gibi her üç günde bir dışardan gazel okumayı, iç işlerimize burunlarını sokmalarını bir yana bırakın yön vermeyi sürdürdüler.

İngiltere’nin The Times gazetesi halâ “Türkiye’nin seçim öncesi çalkantı yaşadığı” bahanesiyle giriştiği yazılarda “seçimi hangi partinin kazanacağı”nı tahminden çok öte bir güvenle söylüyor.

Tabii “dışardan gazel okumanın” her zaman vurguladığım zorluğu yazıda yine ortaya çıkmış. “Seçimi ‘Atatürk’ün devrimlerine muhafızlık yapan güçlü asker’ ile İslâmcılar arasında yapılacak bir karşılaştırma gibi görmenin yanıltıcı olacağını” belirtmişler.

Teşekkür etmemiz mi gerekiyor kendilerine acaba? Bu yumurtladıkları garip yorumlar için, bize bilmediklerimizi (!) öğretmeye çalıştıkları için teşekkür mü etmeliyiz?

Aslında hiç zahmet etmemelerini, burunlarını kendi memleket meselelerine saklamalarını, “Atatürk’ün devrimlerine askerden önce muhafızlık yapacak bir Türk milleti olduğunu” anlatmak gerekiyor bu ukalâ yabancı basına ama nedense bir türlü elbirliğiyle yapamıyoruz.

Her neyse, bugüne kadar “yüzde 40 oy alır mı” başlığını o kadar çok gördük ki, seçim öncesi aynı başlığı farklı bir parti için de kullanmanın adil olacağını düşündüm,

İlhan Kesici gibi merkez sağın önemli isimleri de orada olduğuna göre CHP yüzde 40 oy alabilir mi dersiniz?

Halkın önüne çıkmaktan kaçılmaz!

Biliyorsunuz,biliyoruz ki “cumhurbaşkanını halkın seçmesi” konusunda bol bol “halka gitmekten neden kaçıyorsunuz ki” sorusu propaganda olarak kullanıldı. Halâ da kullanılıyor.

Öte yanda bunu kullananlar “seçim öncesi diğer demokratik ülkelerde mutlaka yapıldığı gibi” halkın önüne çıkarak TV ekranlarında diğer büyük partilerin (barajı geçme ihtimali yüksek olanlar veya en azından Ana Muhalefet Partisi) liderleriyle konuşmayı reddediyorlar.

Oysa demokrasiye inananlar için bu bir tercih değil zorunluluktur.

Propaganda sırasında,meydanlarda doğru/yanlış herşeyi söyleyebilirsiniz, soru soran veya itiraz edenlere “terbiyesiz seni kim gönderdi buraya” diye hakaret edebilir ve hatta gücünüzü vatandaşa karşı kullanarak hapse attırabilirsiniz.

Ama TV’lerde sorulacak ve halkın “cevabını seçimden önce öğrenmesi gereken” sorular başkadır, onlardan kaçamazsınız.

Diğer liderlere kusur yapıştırarak kaçma çabalarınız da demokrasiye, insanların “öğrenme,bilgilenme hakkı”na aykırıdır. Bunu yapanlar işlerine geldiği konularda demokrasiye sarılamaz.

Onun için kaçmayın, bakın “erkek erkeğe”siniz, ortada kadın da yok. Ne diyordunuz “kaçmak delikanlı adama yakışmaz”, haydi buyrun!..

Halka gitmekten korkmadığını iddia eden halkın önüne çıkmaktan da korkmaz (yoksa öyle değil mi?)

Liderler bu hafta ekranda karşılaşmalı ve hem gazetecilerin sorularını (yine ‘bazı partilerin daha çok sevdiği’ gazeteciler seçilir ama olsun), hem de birbirlerinin sorularını cevaplamalıdır. Lamı cimi, kaçışı yok millet bekliyor!

DİĞER YENİ YAZILAR