Genel Sekreteri Önder Sav’ın yaptığı iki konuşma nedeniyle CHP sıkıntılı günler geçiriyormuş. Geçirir tabii, şaşacak bir şey yok bunda!
Telefon konuşmasının dinlenmesi olayında “bir internet programının Önder Sav’ın telefonuna yüklendiği, böylece programlayan numaradan arandığında telefonun ‘çalmadan açılması’nın sağlandığı, bu bağlantı yapıldığında Telekom’da da o dakikalarda telefonla görüşülüyor gibi göründüğü” konusundaki bilgiler bize de geliyor. Eğer doğruysa Sav’ın telefonuna böyle bir programın yüklenip yüklenmediği kontrol edilmeli. Söz konusu gazete ile CHP Genel Sekreteri 44 dakika hangi konuda konuşmuş olabilir ki?
Ama değinmek istediğim asıl olay bu değil. Olay Önder Sav’la ilgili tartışmalar, polemikler nedeniyle partisinin de onunla birlikte yıpranması.
Şu ana kadar kendisinin bunu görerek istifa etmesi gerekirdi. Etmiyorsa Genel Başkan’ın ondan bunu istemesi lazım.
Dikkat etsinler bu bir tercih değil, zorunluluk. Böyle durumlarda korumak, kayırmak filan olamaz, artık iktidar-muhalefet kim olursa olsun herkes kendi hatasının hesabını vermeli, cezasını çekmeli.
Millet kime ve neye güveneceğini şaşırdı, daha ne bekliyorlar?
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE HERKES...
Asıl bomba ise yalnız Sav’ın değil, Türkiye’deki bütün telefon ve internet haberleşmelerinin Mahkeme kararıyla dinlenmiş olmasıdır. Ağır Ceza Mahkemesi’nden hangi hakla, hangi nedenle ve sıfatla yapabildiyse Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek talepte bulunmuş, Mahkeme de hemen kararı vermiş (nasıl oluyor da “hemen” o da ayrı soru...)
Böylece cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde “istihbarat” maskesi altında “isteyen birileri”, “istedikleri herkesi” analarının sütü gibi helal görerek oturup dinlemişler.
SUÇ DUYURUSU
Artık o arada en özel iş veya aile görüşmelerinizi mi yapıyordunuz, sevgilinize en özel cümlelerle aşkınızı-özleminizi mi anlatıyordunuz fark etmez. Ramazan Akyürek istemiş, emri kim verdiyse onlar da dinlemiş.
Rezaletin, skandalın, çeteciliğin böylesi az bulunur. Örneğin ben şu anda şikayetçi olduğumu, benim özel görüşmelerimi dinlemeyi talep edenlerin ve dinleyenlerin tamamının bulunarak “çetecilikten gözaltına alınmasını istediğimi” bildiriyorum. Vatandaşın güvenlik güçlerine bile güvenemediği, gizli ve derin işlerin dönüp durduğu ülkede yaşanılamaz.
Bununla da kalmıyor, izni veren mahkeme için de suç duyurusunda bulunuyorum. Yasalara (ve imzalanmış uluslararası sözleşmelere) göre böyle bir hakları yoktur. Hakkında hiçbir şüphe bulunmayan, hatalı hiçbir eylemi görülmemiş, kendi halinde yaşayan onbinlerce kişiyi dinleme kararı ancak dikta rejimlerinde verilebilir.
Tabii bir de “tüm çeteler yakalansın, arkasını bırakmayın” diye bağıran gazete ve gazetecilerle (ben de bunu isterim, onun için şimdi de bağırıyorum), “çetelerin peşini bırakmayacağız, ucu nereye varırsa varsın” diyen iktidarın acilen ortaya çıkıp işi ele almaları bekleniyor.
Toplumu dinlemek, istediğini fişlemek, “sevilen, sevilmeyen” gazeteci listeleri hazırlamak açıklama ister.
Haydi bakalım!
Üstün hizmet ödülü!
Biliyorsunuz Ortadoğu Teknik Üniversitesi “2008 Yılı Üstün Hizmet Ödülü”nü Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na verdi... Kanadoğlu ödülünü Rektör Vural Akbulut’tan alırken güzel bir konuşma yapmış.
Çağdaş demokrasinin “olmazsa olmaz” değerlerini ve bu değerlere hayatı boyunca bağlı kalacağını vurguladığı konuşmasında Başbakan’ın “tedavülden kalkmış bazı tipler” şeklindeki (bir başbakana hiç yakışmayacak ve bizden başka hiçbir yerde rastlanmayacak) ifadesine de değinmiş.
“Devlet hizmetinin yaş sınırı vardır. Ülkeye ve millete hizmet etmekte yoktur. Emekli olan bilim adamları, sanatçılar, hukukçular ve çeşitli mesleklerdeki görevli yurttaşlar hizmet etmek için karşılıksız olarak kendilerini ülkeye adarlar. Bu durumun devlet hizmetini kişisel çıkarları için araç olarak kullananlar tarafından anlaşılmasına maalesef imkan yoktur.”
Kanadoğlu’nun daha önceki açıklamalarını keyfine gelince beğenen, gelmeyince beğenmeyenler bu konuşmaya ne der bilemem.
Bence saygısızlığa karşılık yine de son derece saygılı bir cevap... Kanadoğlu oldukça sabırlıymış doğrusu!

