Chirac'ın çelişkisi ve

Dün "Fransa utanıyor mu?" başlıklı yazımda Fransa'nın ünlü tarihçilerinden Françoise Chandernagor'un Ermeni Soykırım Yasası'nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamasından söz etmiştim

Haberin Devamı

Dün "Fransa utanıyor mu?" başlıklı yazımda Fransa'nın ünlü tarihçilerinden Françoise Chandernagor'un Ermeni Soykırım Yasası'nın kaldırılması gerektiği ile ilgili açıklamasından söz etmiştim. Fransa'nın kendi işine geldiği durumlarda ve diğer ülkeleri ilgilendiren konularda farklı tavır aldığını söyleyen yalnız o değil.

Tanınmış 19 Fransız tarihçisi bir araya gelerek yayınladıktan Freedom for history (Tarihe özgürlük) başlıklı deklarasyonda tarihî konularda ülke parlamentolarının karar almasının "demokratik rejimlere uymadığını" açıkladı ve Fransız Parlamentosunun, içinde Ermeni Soykırım Yasası da bulunan bazı yasalarının iptalini istedi biliyorsunuz.

Tarih yazmak!

Tabii bu arada Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ile Başbakan Villepin'in konu Fransa'nın geçmişi olduğunda "Tarih yazmak parlamentoların işi değildir" demeleri, bununla birlikte Chirac'ın Ermeni Yasası'nın çıkmasına açık destek verme çelişkisi de bol bol tartışıldı.

Görüldüğü gibi Fransa'nın tarihçileri AB'nin Türkiye'ye yaptığı yasa baskıları bir köşede dururken kendilerinin çelişkili durumundan fena halde rahatsızlar ve bizim senelerdir anlatmak için çırpındığımız şeyleri söylemeye başladılar. Türkiye'nin bazı öğretim üyeleri ve yazarları Ermeni soykırım iddiasının yabancı ülkelerde kabulü için gayret gösterirken Fransız tarihçilerin (bile) rahatsız olması apayrı ve incelenmesi gereken bir çelişki...

Dün birinci kısmını okuduğunuz "aydının ifade özgürlüğü" ile ilgili yazı 'Örneğin siz bilmediğiniz (ve bütün toplumu ilgilendiren bir konuda) yabancı basına konuşma hakkına sahipseniz, karşınızdakiler de çok ciddi bir yanlış içinde olduğunuzu söyleme hakkına sahiptir' cümlesiyle bitiyordu. Devam edelim...

Hani kanıtlar?

Hele de açıklamalarınız Edinburg Kent Konseyi'nde olduğu gibi, isimlerle birlikte referans ve kanıt olarak sunuluyor ve verilecek kararları etkiliyorsa kesinlikle sahiptir. Zira bunu yapmak (yasalara göre suç olmamalı ise de) Francoise Chandernagor'un ifadesinden de anlaşılacağı gibi tarihe, tarihçilere, topluma karşı saygısızlıktır; kamu vicdanına karşı suçtur.

Liberal demokrasi sınırsız özgürlük, kuralsızlık, saygısızlık veya özgürlüklerin arkasına gizlenerek her fırsatta ülkenizi köşeye sıkıştırmak demek olmadığı gibi "aydın" da "aykırı olmak adına tarihi, belgeleri bile kafasına göre değiştiren" demek değildir.
Bunun aksi doğruysa konuşanlar (örneğin Orhan Pamuk) sözlerinin kanıtlarını, belgelerini ortaya koyarlar. Sempozyumlara davet edildiklerinde antitezleriyle karşılaşmaktan kaçmaz ve gider konuşurlar.

Sadece kendi aralarında konferans verip birbirlerini dinlemez, konunun uzmanı bilim adamlarıyla belgeler üzerine tartışırlar. Ben uzun süredir Türkiye'nin bu "aydın" tanımını enine boyuna tartışması gerektiğine de inanıyorum. Evrensel "özgürlük" kavramlarını yuvarlayıp yuvarlayıp bilge edasıyla tekrarlamanın, bir cümle ortaya atıp kanıtlarıyla açıklamadan ortalığı karıştırmanın aydınlıkla hiçbir ilgisi yok çünkü!

Sezgin'in gizli yeteneği!

Şiir yazmayı seven o kadar çok insanımız var ve o kadar çok kitap gönderiliyor ki 'Bu kitap çıkarma işi pek kolaylaştı' diye düşünüyorum bazen...

Adalet Partisi kurucularından, milletvekillerinden, aynı zamanda eski "Milli Savunma" ve "Gençlik Spor" Bakanı ismet Sezgin'in "Bir Uzun Soluktu Yaşam" isimli şiir kitabını görünce 'Demek ki ismet Bey'inde şiir merakı var' dedim önce... Sonra kapağı inceledim; uçsuz bucaksız bir kum denizi üzerinde uzaktan gelip yaklaşan ve büyüyen ayak izleri... Hımm, etkileyici, güzel düşünülmüş bir kapak.

Okumaya başladım ve okudukça -ne yalan söyleyeyim-gözlerime inanamadım. Çocukluğumdan beri tanıdığım İsmet Sezgîn'in karizmasını, zekâsını, dinamik siyasetçi kişiliğini, dikkate değer espri anlayışını biliyordum ama bu kadar duygusal olduğunu asla aklıma getirmemiştim.

Bu dizeleri çok büyük bir aşk yazdırabilir insana ancak... Ve çok romantik, duygulu bir yürek...

Sadece bir şiirini buraya alabilmek beni üzüyor, bütün içtenliğimle söylüyorum; mümkün olsa en az 10 tanesini paylaşmak isterdim sizinle...

"Ne Olur

Karabasanlar bir bıraksa
peşimi

Lodosların uğultusunu bir
durdurabilsem
Alsam prangaları
ayaklarımdan, atsam
Koşsam gelsem yanına
özgürce.

Şu düğümleri bir çözebilsem
Parça parça edebilsem
anılarımı
Bir yakalayabilsem yitik
düşlerimi
Kaçsam, kurtulsam
tutsaklığımdan.

Kör kuyulardan bir
kurtulabilsem,
Çağrınla aydınlansa zaman
Uzatsam ellerimi gökyüzüne
Bir tutam ışık yakalasam
Yensem karanlıkları.

Bir nefes duysam alnımda
sıcacık
Bir ses çınlasa kulaklarımda
dost
Beni çağırsa
Uzatsa ellerimi boşluğa,
çekse alsa
Götürse beni bu girdaptan
ne olur?"

Nasıl, haksız mıyım?

DİĞER YENİ YAZILAR