Cezasız ülkenin silahsız katilleri!

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker" sözü inanın bana yalnızca ayaklar için söylenmemiştir

Haberin Devamı

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker" sözü inanın bana yalnızca ayaklar için söylenmemiştir. Akılsız başın cezasını insanlar tüm organlarıyla öyle çeker ki bir ömür boyu izleri silinemez bazen. Biz de, kuralsız, kaidesiz, kanunsuz, cezasız bir ülkenin unutkan vatandaşları olarak böyle çekiyoruz işte.

Depremin üzüntüsü bitiyor, şofbenden, sobadan zehirlenenlerinki başlıyor. O bitiyor, ilk karda ölen çocuklarımıza ağlıyoruz, arkadan sel geliyor, orman yangınları geliyor, Boğaz Köprüsü'nün bakım tarihi geçirildiği için kopan halatları ve işte böyle durup dururken çöküveren binalar geliyor.

Acaba bu olaylar neden yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı için canımızı dişimize takıp mücadele ettiğimiz konusunda bir fikir veriyor mu bilmem?

Vermiyorsa hatırlatayım, biz sadece tecavüz ve cinayetlerde ceza indirimine izin verilmemesi üzerinde durmuyoruz, biz trafik suçundan, görevde ihmale, gasptan, gizli kamera kullanmaya kadar insanlara kasıtlı ve bilinçli olarak zarar verecek her suça ağır ceza getirilmesini istiyoruz.

Oturduğunuz yerden "Çok ilerledik, çok değiştik, medeni ülkeler seviyesine çıktık" demek kolaydır. Başka ülkelerin sırtımızı sıvazlamalarına aldanmak da kolaydır. Ama "medeni ülke ile geri kalmış ülke" arasındaki fark işte şu yaşadığımız olaylarda ortaya çıkar.

Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde Konya'da çöken apartman olayının benzeri yaşanmaz. Defalarca tekrarladığımız gibi, bu ülkelerde herkes tek tek sorumluluklarının, hele de insanlann hayatını ilgilendiren sorumlulukların mutlaka farkındadır. Farkında olmayanlara da yasalar bunu anında hatırlatır.

Türkiye'de ise hiçbir suçun karşılığında yeterli ceza verilmiyor. İşte buyrun; yıkılan binanın müteahhitleri için büyük ihtimalle depremlerdeki emsal davalara bakacaklar. Nasıl olmuş depremlerde, 17 Ağustos'ta hiçbir müteahhit ceza almamış. Bolu ve Afyon'da ise hiç dava açılmamış. Ve bütün bu acı olaylan gören, yaşayan toplum ile basın suçluların cezasız kalması konusunda yeterli tepkiyi verememiş.

Deprem bile olmadan, durduğu yerde akılalmaz şekilde yıkılan Zümrüt Apartmanı'nın müteahhitleri şu anda kayıp durumdalar. Ne zaman ortaya çıkacaklar dersiniz? Ben söyleyeyim; kısa süre sonra her ihtimale bakılıp binanın "yapım hatası"ndan değil rüzgârdan(!) yıkıldığı anlaşılınca. Depremlerde on binlerce kişinin öldüğü binalarda bile hata bulunamamış, bunda mı bulunacak?

Tayyip Erdoğan "Bu işin yasal müeyyiedeleri (yaptırımları) ağır olmadığı sürece, bu tür bedelleri vatandaş canıyla ödüyor" demiş. Tam üstüne basmış.

Olay budur; yeni ceza kanunlarında öyle ağır müeyyideler getirilmeli ki suçlu hiçbir müteahhit en ağır cezayı çekmeden kurtulamamalı. Ve toplum, bu sonuçlar elde edilinceye kadar tüm dikkatiyle TCK değişikliklerini izlemeli.

O zaman çözüme doğru ancak yol alabiliriz.

Ama hele durun. Önce Zümrüt Apartmanı'na inşatta birçok hata olmasına rağmen ruhsat izni veren Selçuklu Belediyesi' nin Başkanı, Konya Büyükşehir Belediyesi'ne başkan olsun. En önemlisi bu.

Biz asla akıllanmayacağız!

DİĞER YENİ YAZILAR