Türkiye’de her olay kördüğüm halinde olduğu, ya da kasıtlı olarak veya yeteneksizlikle “oy”a tahvil amaçlı popülist eylem ve söylemlerle bu hale getirildiği için hep bilmece çözer gibi anlamaya çalışmak gerekiyor.
Geçen yıl Habur’dan giriş yapan PKK’lılardan 10’u için dün tutuklama kararı çıktı. Kandil’den gelen 8 PKK’lı için 20’şer yıl, Mahmur Kampı’ndan gelen 22 kişi için de 15’er yıla kadar hapis cezası istemi olduğuna göre daha sırada başka PKK’lılar da var.
Gerçi... Hükümet’in “açılım” diye başlattığı girişimin ne olduğu anlaşılamadı, anlaşıldığı kadarının da ne BDP’yi, ne de “ ortak hareket ettiğini BDP’nin sözleriyle, eylemleriyle anlattığı” terör örgütünü memnun etmediği görüldü.
BDP milletvekillerinin “istedikleri yapılmazsa ‘savaş’ın Güneydoğu’da kalmayıp ülkenin cehenneme döndürüleceği”, PKK lideri Öcalan’ın ise İmralı’dan verdiği direktifler ve tehditlerle “31 Mayıs’tan sonra olacaklara karışmam” şeklindeki açıklamalarından sonra yapılan terör saldırılarında çok sayıda şehit verdik.
Bir yandan (lojmanın balkonunda oturan genç bir asker eşi dahil) şehitlerin aileleri ve toplum katliamlarla, mayınlarla bu büyük acılara sürüklenirken bir yandan da “Asker operasyon yapmasın” diye sanki terörü asker yapıyormuş gibi anlamsız yorumlar, istekler sürdü.
Eğer mesele “daha derin” değil de hükümetin öne sürdüğü veya zaman zaman BDP’nin söylediği gibi “yeni demokratik haklar” veya “taş atan çocuklar” olsaydı açılımdan söz edilirken “terör saldırıları, terör tehditleri” aynı şekilde sürmezdi. “Demokratik” hiçbir süreç aynı anda terör sürdürülürken, katliamlar eşliğinde yürütülemez.
Kısacası PKK’nın “Sizin açılımınız bizi ilgilendirmiyor. ‘Bizim istediğimiz açılım’ı yapacak mısınız, yapmayacak mısınız” dediği ortada... O öldürmeye devam ederken, şehit cenazeleri kalkarken Habur’dan gelen ve geldikten sonra da “Sadece önderimiz istedi diye geldik. Pişman da değiliz” diyen PKK’lılara karşı tepkinin artması beklenen bir gelişmedir. Ama...
Ama aynen “Mavi Marmara” olayında olduğu gibi bu işte hükümetin rolünü, hukukçularla, mahkemelerle görüşüp danışmadan verdikleri kararları kim sorgulayacak?
O PKK’lıların gelmesine hükümet karar verdi, gelirlerse serbest bırakılacaklarının garantisini de o verdi. Ayaklarına mahkeme götürerek serbest bırakılmalarını o sağladı.
AÇILIMA İNANARAK...
Başta Bülent Arınç olmak üzere “daha da çok sayıda PKK’lının dönüş yapacağını ve bir sorun olmadan ‘temiz vatandaş’ statüsünde yaşayacaklarını” onlar vaadetti.
Peki şimdi bu vaadlerle gelen ve “Pişmanlık duymuyoruz ama açılım sürecine inanarak geldik” diyen PKK’lıların tutuklanıyor olmasının sorumlusu kim?
Birileri istedikleri kadar gerçekleri söyleyenlere “militarist-milliyetçi” vs. etiketleri yapıştırarak bir yandan da tepki gösterdiklerini yağlayarak ve yalpalayarak yorum arasınlar, söyleyemedikleri gerçek budur.
YA BU MAHKÛMLAR?
Tabii bir büyük kördüğüm ve çelişki daha var. PKK’lıların tutuklanmasına büyük tepki gösteren bir gazete ve gazeteci kesiminin nedense 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün’ün de dayanamayarak söylediği gibi “30 yılda bile bitmeyecek” hale getirilen Ergenekon soruşturmasında yıllardır “kanıtlanmış tek bir suç” bile ortaya konamadığı halde mahkûm gibi cezaevinde yaşatılmasına en ufak bir tepki göstermemeleri... Gösterenleri de bu kez “Ergenekoncu” olarak etiketlemeleri.
Gerekçe gösterilemeden, ceza kanunları ve usulleri çiğnenerek tutuklananların avukatları “bu dava insanların delil yokken bile tutuklanıp mahkûm edilebileceğini gösterdi” derken davaların uzatıldıkça uzatılmasından ve insan haklarının da en gaddar şekilde çiğnenmesinden PKK’lılar için duydukları kadar bile rahatsızlık duymamaları...
Yargıtay Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın davasında terör örgütüyle bağlantısı kanıtlanamadığı halde tahliye kararı vermeyen 9 hakimi tazminat ödemeye mahkûm etti.
Aynı durumda kim bilir kaç masum insan suçlu gibi ceza çekiyor.
Hangi tazminat miktarı yıllarca gasp edilen “özgürlük hakkı”nın karşılığı olabilir ki?
Tek bir konuda adil görünmeye çalışıp diğer konularda “pek mutlu” olanlar düşünmek zorunda!
Cezaevinde demokratikleşme (!)
Haberin Devamı

