Cep telefonları ve 'AB için Türkiye'!

İzmir'de katıldığım "Uluslararası Kadın Çalışmaları Konferansı" ndan söz etmiştim ama kısaca değinmek istediğim birkaç önemli nokta eksik kalmıştı. Bugün onları tamamlamak istiyorum

Haberin Devamı

İzmir'de katıldığım "Uluslararası Kadın Çalışmaları Konferansı" ndan söz etmiştim ama kısaca değinmek istediğim birkaç önemli nokta eksik kalmıştı. Bugün onları tamamlamak istiyorum.

"Avrupa Birliği'nin Kadının Sosyo-Ekonomik Gelişimine Katkıları" isimli konferansın konusu iş alanında, evde, siyasette, sokakta, hamilelikte, yaşlılıkta kadınların karşılaştığı haksızlıklar ve çözümleriydi. Çoğunlukla da şiddetti.

Ve birçok konuşmacının vurguladığı gibi şiddet global bir sorundu ama ağırlıklı olarak "erkek tarafından kadına" uygulanmaktaydı.

Son derece güzel bir organizasyonda AB ülkelerinden İzmir'e, Türkiye'den yapılan davetle gelen uzmanların konuşmalarını; deneyimlerini ve aktardıkları diğer bilgileri dinlerken sık sık çalan cep telefonlarıyla irkildik. O da yetmedi bazı gruplar konferans sırasında kendi aralarında yüksek sesle konuşup gülerek konuyu ve konuşanları ne kadar ciddiye aldıklarını(!) anlattılar.

Bilmeden konuşanlar!
Bu tür hatalara bir türlü son veremeyişimizin nedenlerini incelemek üzere de başlıbaşına bir konferans düzenlenmesi gerekiyor galiba... Yıllar geçiyor, biz değişmiyoruz.

Bir de "hiçbir fikrinin olmadığı konularda görüş bildirme" meraklılarımız var. Kırk yıldır Türkiye'de yapılan çalışmaları, kadın hareketinin hızlı gelişimini ve kazanımlarını, önemli yasaların kadın-erkek birçoğumuzun gayretiyle değiştirildiğini (bir kısmı da AB'nin gayreti olmadan değişmeyecek gibi görünse de) bilmeden, izlemeden, ilgilenmeden, kalkarak Avrupalı hanımların önerilerini ilk kez duyuyormuşuz gibi hak verenler, "ay ne güzel sizden öğrendik" diyenler, bununla da yetinmeyip Türk kadınlarını "Haklarını istiyorlarsa onlar da birleşsinler" veya "Sandığa gidip oy versinler" sözleriyle ilgisizlikle suçlayanlar...

Orada yeterince itiraz ettim ama bir kez de buradan uyarmak istiyorum; yüzlerce STK gönüllüsüne, hukukçuya, emek veren herkese ayıp oluyor. Üstelik "salakmışız gibi" küçük düşüyoruz.

Yemekte yanımda AB'de de görevli bir uzman; Sylvia Walby oturuyordu. Hazır onunla konuşurken "AB'ye girmenin siyasi açıdan Türkiye ve Avrupa için ne kadar önemli olduğunu" anlatmaya çalıştım.

Türkiye gibi "medeniyetler arasında köprü olan" bir ülkenin AB'nin içinde olmasının önemini anlattığım Walby'nin "Avrupa için Türkiye'nin diğer ülkelerden hiçbir farkı yok" cevabıyla da resmen morardım.

Çaktırmadan devam ettim:
"Ama o zaman korktuğunuz terör size daha yakın olacak, Türkiye arada tampon işlevi görüyor, bir Müslüman ülke olarak kökten dincilere, aşırı uçlara doğruyu göstermesi daha kolay..."

Bu kez sinirli bir şekilde güldü:
"Teröristler bizim de içimizde zaten, görmüyor musunuz? Londra olayları vb..."

Söyleyecek bir şey kalmamıştı. 'Ben gidiyorum' diyerek vedalaştım ve moral bozukluğumla başbaşa uzaklaştım.

Umalım da bütün AB "Walby gibi" düşünüyor olmasın!

Hızlı İgilizce
Sadece beni rahatsız etmiyor bunlar ama kalem benim elimde olduğu için iş de bana düşüyor. Geçen hatta yine 2 uçak yolculuğum vardı. O da 2 kez uçak sandviçi yemek anlamına geliyor.

Buzdolabından çıkmış, aç olsanız bile zor yenecek cinsten soğuk, nemli bir sandviç. İçinde küçük kaşar parçaları ve minik bir parça kırmızı biber...

Hani görünce "Keşke havaalanında satılan iştah açıcı sandviçlerden alsaydım" diyor insan ama o anda yapacak bir şey yok. Kaç defa yazdık, bin kez tekrarlasanız da değiştirmiyorlar; açsan nasılsa yiyeceksin, ne gerek var?

Sizi bilmem, benim sandviç sıkıntıma bir de hosteslerle pilotların kötü İngilizcesi ekleniyor. Yabancı yolcular için İngilizce anons yapıyorlar, maalesef çoğunda yabancı dil 10 üzerinden 3...

Traji komik olan ise İngilizce eksikliğini konuşmalarını hızla okuyarak kapatabileceklerini zannetmeleri. Hiçbir şey anlaşılmadığı gibi anlaşılan kelimeler de bilmediklerini hemen ortaya koyan öyle yanlış vurgularla söyleniyor ki gülmemek (veya utanmamak) elde değil.

Türk Hava Yolları madem ki işe alırken İngilizce aramıyor, hiç değilse sonradan dil dersi verdirsin hostes ve pilotlara...

Bu garip durumu sonsuza kadar sürdüremez herhalde!

DİĞER YENİ YAZILAR