Rize'deki Fırtına Vadisi'ni yıllardır ellerinden kurtarmaya çalışıyoruz. Dünyanın en önemli ekolojik bölgelerinden biri olan ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından "korunması öncelikli yer"lerden biri olduğu belirtilen bu cennet vadiye de önce "santral yapacağız" diye tutturdular. Çevrecilerin, halkın, basının itirazlarıyla bu durduruldu.
Ama "su uyur, düşman uyumaz" misali doğa düşmanları da uyumadılar ve bu kez Fırtına Vadisi'ni taş ocağı yapılacak alan olarak seçtiler. Bunu yapabilmek için 3. derecede sit kapsamında olan bölgede taş ocaklarının "ÇED kapsamı dışında değerlendirilebilir" izni çıkarılması gerekiyordu ki bunu da Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe yaptı. "Heyelan tehlikesinin giderilmesi için taş ocağı açılması" mazeretiyle...
Aynı Bakan ve Bakanlık, Hasankeyf' in 1000 yıllık tarih ve kültürünü sular altında bırakacak Ilısu Barajı iznini de (üstelik sayısız farklı çözüm bulunabilecekken) ÇED (çevresel etki değerlendirmesi raporu) filân dinlemeden, beklemeden çıkarıverdi.
Bir cennetin daha santral/baraj yapılarak -belki de bölge halkından oy alabilme ümidiyle- yok edilmesi için gerekli adım atıldı.
Şimdi bütün bu izinlerin sahibi olan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin çevre konusunda ne gibi bir bilgi ve deneyime sahip olduğunu sorma hakkımız yok mu bizim?
Eminim ki var ve soruyorum; daha önce bir firmanın bayisi olan Osman Pepe hangi bilgi, araştırma ve deneyimle bir toplumun kuşaklar boyu milli serveti olan alanlara el uzatıyor?
Açıklasınlar millete!
Haydi "haramdır" deyin!
PKK bu kez de Gümüşhane'nin Şiran İlçesi'nde devriye gezen askeri araca ateş açmış. Devrilen araçta 3 asker şehit olmuş, ikisi ağır şekilde olmak üzere 8 asker de yaralanmış.
Yine PKK, Şırnak Beytüşşebap'ta da bir astsubayın evini basmış, astsubayı öldürmüş ve oğlunu da yaralamış. DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir kısa süre önce yapılan bir röportajda bu olayları "aile içi kavga" olarak adlandırmış ve sorunun da ailenin içinde halledilmesi gerektiğini söylemişti. Bir de silahla saldırmanın "haram" olduğunu...
DTP bu ve benzeri sözleri söylüyor ama nedense bir saldın olmadığı halde bile, devriye gezen araçlara ateş eden, mayın döşeyerek gençleri, çocukları sakatlayan, öldüren, ev basıp cinayet işleyen PKK'nın bir terör örgütü olduğunu bir türlü söyleyemiyor.
PKK terörünü "aile içi kavga" olarak niteleyebilen Osman Baydemir'i PKK'ya hitaben "bu tür saldırıların alçakça olduğunu ve masum insanları öldürmenin haram olduğunu" söylemeye davet etsek...
Yapar mı, yapabilir mi acaba?
Suç ve ceza!
Aynı başlıkla bugüne kadar kaç yazı yazdım kimbilir?.. Cezasız kalan suçların sonunda daha da vahşi suçlara neden olduğunu kaç kez yazdım? Kaç kez "adalet istiyoruz" diye bağırdım bu köşeden?
Yasalar değişti, yeni yasalar yapıldı ama uygulanmadıktan sonra neye yarar?
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu ve damadı tipleriyle "4 kişinin öldüğü" bir kaza yaptığında itiraf edelim çoğumuz hiçbir şekilde tutuklanmayacaklarını ve mutlaka karşı tarafın suçlu çıkacağını tahmin etmiştik. Ve aynen öyle oldu.
Damat Sabri Küçük 10 bin YTL kefaletle serbest bırakıldı. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart "Delillerin karartıldığını, Unakıtan'ın oğlunun kullandığı sanılan cipin sürücüsünün belli olmadığını", alkol testi yapılmadığını ve savcılığın şüphelilerin ifadesini "mağdur" olarak aldığını söylüyor.
Ne hukuk değil mi? Dört can dört saniyede yok oluyor ve 10 bin YTL kefalet şüphelilerin serbest kalmasına yetiyor.
Unakıtan'ın oğlunun ise adı bile yok ortalıkta!
Afyonkarahisar'da yine bir düğünde maganda kurşunuyla 4'ü çocuk 6 kişi (bir çocuk ağır olmak üzere) yaralandı. Karaman'da bir düğün magandası da biri çocuk iki kişiyi yaraladı. Ve hâlâ tek bir magandaya bile hak ettiği ağır cezanın verildiğini duymuyoruz.
Böyle bir ülkede hukuk, adalet olduğuna inanılabilir mi?
Bunları kim bulacaksa çıksın artık ortaya, adalet istiyoruz! Adaletin varolduğunu duymak istiyoruz!
Cenneti cehenneme çevirmek!
Rize'deki Fırtına Vadisi'ni yıllardır ellerinden kurtarmaya çalışıyoruz...
Haberin Devamı

