Cennet vatanı "cinnet vatan''a çevirenler!

Bir deprem... 15 bin ölü, 24 bin yaralı... Kısa süre sonra bir başkası, 845 ölü, 5000 yaralı... "Takdir-i ilâhi!"

Haberin Devamı

Bir deprem... 15 bin ölü, 24 bin yaralı... Kısa süre sonra bir başkası, 845 ölü, 5000 yaralı... "Takdir-i ilâhi!"

Terör... Yüzlerce, binlerce ölü ve yaralı... "Takdir-i ilâhi!"

Her gün yüzlerce trafik kazası, cinayet, intihar... "Takdir-i ilâhi!"

Hastanelerde mikrop kaparak ölen yüzlerce, binlerce insan... "Takdir-i ilâhi!

Ve bir tren kazasında 36 ölü, yüzlerce yaralı... "Takdir-i ilâhi!"

Takdir-i ilâhi bile bıktı bizden, yeter be!

Düşünelim, hatırlayalım, araştıralım bakalım bildiğimiz, gördüğümüz, en geri kalmış, beğenmeyip burun kıvırdığımız hangi ülke, hangi toplum şu yaşadıklarımızın, çektiklerimizin bir benzerini yaşıyor.

Hiçbir konuda; hatta yakında büyük bir deprem bekleyen İstanbul'da bile en ufak bir önlem almayıp sonra da ölecek onbinlerce kişi için "Takdir-i ilâhi" demeyi bekleyen sorumsuzları o "ilâhi takdir e havale etmek lâzım. Haklarından biz gelemiyoruz, o gelsin bari...

Küçücük bebekler, çocuklar; anaları, babaları gitmiş.

Analar, babalar; yavrularını, canlarını, ciğerlerini yitirmiş.

Kopuk kollar, bacaklar yine etrafa saçılmış. Ve ekranları, gazeteleri başında ağlayan, kavrulan, içi yanan bir toplum.

Bu ülkede artık basın da görevini zamanında yapmadığı, gerçekleri tüm açıklığıyla ortaya koyacağına iktidar şakşakçılığını tercih ettiği için hiçbir konu halledilemiyor.

Ve iktidar, yazan, gerçekleri haykıran medya mensuplarına da "hayret ediyor".

"Neden yazıyorlar, neden onlarla uğraşıyorlar?"

Bu kutsal görevin anlamını idrak etmiş olanlar her dönemde, her hükümet için yazdılar oysa... Yazmaları ne yazık ki halkı uyarmaktan, uyandırmaktan başka işe yaramadı. Her şey "eski tas, eski hamam devam.

Bakan istifa etmeli!
İnsanlar treni "en güvenli yolculuk şekli" olduğu için tercih ederler. Fransa'yla İngiltere arasında, Manş'ı da denizin altından geçen tren dahil hızlı trenlerin çoğu da güvenlidir.

Neden? Çünkü alt yapısı hazırlanmadan, her detay hesaplanmadan böyle tehlikeli bir sistemi kimse açamaz, açarsa bunun hesabını sonsuza kadar sorarlar, onun için.

Bizde, Çernobil faciasından sonra radyasyonlu çayları içerek "Bakın bana bir şey olmadı" diyen bakanların yaşadığı cinnet vatanımızda ise bilim adamlarına kulak asılmaz. Onlar "yapmayın, etmeyin" dedikçe inadına yapılır. Ve hatta o tehlikeli trene binilerek kahvaltı fotoğrafları çektirilir:

Sarsıntısız kahvaltı"!!

Al sana sarsıntısız kahvaltı.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım derhal istifa etmelidir. Bu olay bir batı ülkesinde olsaydı (aslında "herhangi bir başka ülke"de desek daha doğru) şu ana kadar çoktan etmişti.

Bakanlıktan istifa ile kalmamış, siyasetten bile ayrılmıştı.

"Aydın Hoca'nın keyfi için tren durduramam" diyen TCDD Genel Müdürü'nün de o anda işine son verilmişti.

İstifa yetmemiş, yargıda bunun hesabını vermeye başlamıştı. Bizde de vermeliler.

Toplum artık bu olayın peşini bırakmamalı. Susmamalı...

Sustukça sıra susanlara geliyor.

Güzelim ülkeyi "dar ettiler" zavallı vatandaşlarına!

Yakınlarını kaybedenlere Allah'tan sabır diliyorum. Onlara ve hepimize!

Kara tren gelmez ola!
O kadar içli, o kadar güzel okur mektupları geliyor ki, gözyaşlarını, içe akıtılan damlaları görebiliyorsunuz sanki...

İşte Süveyda Bayraktar'ın sözleri:

"Hiçbir zaman güvenmedik kendi ülkemize, vatandaşlarımıza. Bilime inanmayan ve saygı duymayan, bas bas bağırarak uyarılarda bulunan bilim adamlarının söylediklerini kulak ardı eden kişileri başa getirdik(...) Ama biz ne yazık ki Türkiye'den bahsediyoruz. Hani şu dokunulmazlıkların olduğu, insan hayatının kıymetinin olmadığı, cinayet işleyenlerin serbest bırakıldığı ama yanlışlıkla tarlaya patates eken ninenin hapse girdiği ülke(...) Sanırım bizi anlatacak tek bir cümle var: 'Üzülüyorum ama akıllanmıyorum!'.. Saygılarımla"

Ve Rotterdam'dan yazan Yavuz Nufel:

"Trenli kaç türkü bilirsiniz?

Tren gelir hoş gelir, odaları boş gelir'

Odaları boş değil, ölülerle, yaralılarla dolu.

Ölenlerin son çığlıkları, yaralıların feryatları var odalarında trenin(...)

Trenden gelen haberler, türküde adı geçen KARA TREN'in renginden de kara...

Vinçler vardı raydan çıkan treni kaldırmak için... Bu vinçlerin gücü mezardan 'ölenleri kaldırmaya' yeter mi?

Hızlı Tren'den söz edebiliyorsak, o halde annesini babasını hızlı trende kaybeden o küçük çocuğa hemen, en HIZLI şekilde anasını babasını geri verin."

Haydi yapabiliyor musunuz?

Aynı sözleri yıllar boyu her felâkette, her ihmalde, hatada yazdık durduk:

"Bu faica, devletin vatandaşlarının yaşamına verdiği önemi (!) bir kez daha göstermiştir."

Biri de bu soruyu cevaplasın lütfen;

"Daha kaç kez yazmaya mahkûmuz?"

DİĞER YENİ YAZILAR