Meryl Streep bence dünya sinemasının tüm zamanlarının en yetenekli sanatçılarından biridir. Her ne kadar son filmi Hours (Saatler)'da başrolleri paylaştığı Nicole Kidman'la (beklenmedik şekilde) oyunculuk açısından karşılaştırılır durumda ise ve bu gece Oscar'ı büyük ihtimalle ona kaptıracak gibi görünüyorsa da bugüne kadar onun oyununu gölgeleyebilecek az sanatçı izlenmiştir. Bir sinema tutkunu olarak ona hayranım ve Cennet Mahkemesi filminin de bu hayranlığım içinde önemli bir yeri vardır. Olağanüstü güzellikte bir filmdi Cennet Mahkemesi, daha sonra video kasetini veya DVD'sini bulmak için epeyce araştırmama rağmen nedense hiçbir yerde bulamadım. Hikayenin başında erkek kahraman arabasında müzik bandını değiştirmek için bir saniyeliğine gözlerini yoldan ayırır ve bu hata hayatına malolur. Büyük bir aracın altına giren arabada yaşamını yitirir. Bir sonraki sahnede beyaz kıyafetli adamlar yine beyaz kıyafetli yeni konukları (öbür dünya oluyor burası) tekerlekli sandelyelerde odalarına götürmektedir. Bu odalarda bir süre kalacak, mahkemeleri görüldükten sonra ya cezalandırılacak veya ödüllendirileceklerdir. Ödüllenenlerin yeri belli; Cennet. Cezayı asla tahmin edemezsiniz... Yeniden dünyaya gönderiliyorlar. İşin asıl ilginç tarafı bu geçiş süresinde Cennet'te göreceklerinden çok küçük örnekleri görenlerin hiçbiri bu cezayı istemiyor ve geri dönmemek için mücadele veriyor. İşte adam, aşık olacağı kadınla bu ortamda karşılaşıyor. Cennet Mahkemesi ni hatırlamamın nedeni, öbür tarafa transfer olanlara dev ekranlarda çocukluklarından başlayarak dünyada iken yaptıkları hataların izletildiği sahneler. Hakim durumundaki meleklere karşı kendilerini savunuyorlar. O dev ekranda hatalarını gördükleri zaman yüzlerindeki hayret ifadesi anlatılır gibi değil...
Hesap Günü
Tabii filmin öyküsünde derin bir felsefe var. Hatasız insan olamayacağı gerçeğinden hareketle belli ölçüde insani hatalar affediliyor. Ancak bağışlanamayacak gibi olanlar için ise taviz yok. Hakimler son derece katı. ('Bizim dinimizde günahların sadece Allah tarafından bağışlanacağı'nı yazanlar olacaktır, biliyorum. Bu hikâye elbette bir fantezi ve hakimler de belirlenmiş kurallara göre karar veriyor, söylemiş olayım.) Dönelim dev ekrana... Her ülkede yönetimlerin bilerek ya da bilmeyerek toplumlarına karşı hata yapmaları mümkündür. Ama Türkiye'de bilerek yapılanların, bütün o yolsuzlukların, parti ve çıkar hesaplarıyla milyonlarca insanın geleceğini karartmaların eşine pek az ülkede rastlanır. Öyle olaylar gördük, duyduk ve görmeye devam ediyoruz ki sanki bu insanlar "hesap günü" nün geleceğini hiç akıllarına getirmiyorlar. Varsa yoksa menfaat dünyası... Çıkarların kazanılması için herşey mubah. Türkiye'nin selâmete çıkması için tek çözümün hükümet üyelerinin siyaset dışı'ndan seçilmesi gerektiği, ancak böylece ülke çıkarlarını siyasetten ayıracakları ve ülkenin bilen insanlar tarafından yönetilebileceği sık sık gündeme geliyor ve gerçekten de başka türlü yürümeyecek gibi görünüyor. Ama öte yanda bir de "belediye başkanları" meselesi var. Onların da hepsinin gözü "Bir gün mutlaka siyaset..."te.
Onun için de milletin kaynaklarını siyasi yatırımlarına aktarmaktan çekinmediler, çekinmeyeceklerdir. Şu sıralarda yine bazı 'başkan'ların DYP ve Genç Parti gibi yakın gelecekte yıldızının parlayacağına inandıkları partilerle anlaştığı söylentileri hızla yayılmakta. Ortaya attıkları her yeni projeye, yapılacak her ihaleye sırf bu nedenle şüpheyle bakılıyor. Hükümetler gibi başkanların da siyasetle ilgisi kesilmedikçe bu ülkede yanlış hesabın, israfın sonu asla gelmeyecektir. Belediyelerde bir yıl içinde buharlaşan paraların kaç milyar dolar olduğunu keşke birileri bize açıklasa. Ve keşke bu fakir milletin tek kuruşuna dokunurken siyaset hesabı yapanlar, "Cennet Mahkemesi ni izleyebilseler! (Not: Özellikle başka partilerden başkan seçilenlerin gelecekte iktidar olacağına inandıkları partilere yönelmeleri akla 'dünyada hesap günü'nü önleme çabasını da getirmiyor değil!)
Cennet Mahkemesi
Meryl Streep bence dünya sinemasının tüm zamanlarının en yetenekli sanatçılarından biridir
Haberin Devamı

