Sevgili Ö-kurlarım... Bundan sonra size 'okurlarım' yerine 'ökurlarım' diye hitabedersem lütfen şaşırmayın, dünden beri o kadar çok tekrarladım ki öyle çıkabilir yani...
Nasıl olduğu konusunda başta ben olmak üzere Yazı İşleri Müdürü'muz dahil kimsenin bilgisi yok. Zira son dakikaya kadar orada 'O' harfi durmaktaydı. Fakat yazıların ilk harflerini büyüttükleri için bazen O yerine Ö basılıyor ve bu ekranda görülemiyormuş. Ancak gece çalışan arkadaşlar baskıdan sonra gazetede farkına varabiliyorlarmış.
Bana ise şok üstüne şok yaşamak kalıyor. Son günlerde (umarım artık son olur) arka arkaya öyle çok şaşkınlık yaşadım, öyle can sıkıcı, öyle abuk olaylarla karşılaştım ki bu üstüne tüy dikti desem yeridir... Sanırım "okurlar" ı görünce siz de tüyü farketmişsinizdir.
Herneyse, gelelim bugünkü konumuza...
Önce gece hayatını ve mekânlarını iyi bilen Arto ile Fatih Ürek yaptılar uyarıyı... 14-15 yaşlarından başlayarak gençlerin kontrolsüzce, sabahlara kadar gece yaşamının içinde olduğunu söyleyerek ailelerin çocuklarıyla ilgilenmeleri konusunda uyardılar.
Aradan bir kaç gün geçti, Bodrum ve İstanbul'da restoranları, gece klüpleri olan Celal Çapa girdi konuya... Aynı şekilde gençlerin içkili mekânlarda kontrolsüzce sabahlara kadar zaman geçirdiğini, ailelerin çocuklarının sorumluluğunu taşımadığını vurguladıktan sonra bu sorumluluğun "gece klübü işletmecilerine ait olmadığını" söyledi.
Anne babalardan gelen mektuplar Çapa'nın sözlerinin nihayet onları düşünceye sevkettiğini gösteriyor. Bazı anneler ise gençlerin geldiği noktada medya yayınlarının, magazin programlarında ve gazetelerde gençlerin gece hayatına özendiren açıklama ve görüntülerin büyük rolü olduğunda, bunların kontrol edilmesi gerektiğinde israr ediyorlar.
Aslına bakarsanız Bodrum, Çeşme gibi turistik tatil beldelerine gidenler o yayınlarda gösterilen mekân ve şahısların çok kısıtlı sayıda olduğunu biliyor. Yani "bütün gençlik" veya "Bodrum'da, Çeşme'de her yer" böyle değil.
Bir kaç şarkıcı, artist, manken... Bir kaç zenginin sınırsız para ve özgürlük sunulmuş çocuğu...
Ama gerçekten de TV'lerde ve basında sürekli gençlere bu kesimin haberlerini pompaladığımızda inanılmaz bir özendirme oluşuyor. Sonuç; saçıyla, giyimiyle, davranışıyla o küçük ve kontrolsüz kesimi taklit eden daha büyük gruplar... Su gibi ana baba parası harcayan, içki içip sabahlara kadar evinin yolunu bulamayan 14-18 yaş arası gençler...
Medya suçludur. Kendi toplumunu, gençlerini kötü etkileyen bu gidişten vazgeçmek, sırf reklâmını yapmak için soyunup dokunup iskele pozları veren kadınları, günübirlik ilişki haberlerini, gece yaşamının değişmez kahramanlarını, sosyetikleri sık sık yayınlamaya son vermek zorundadır.
Öte yanda ana babalarda sadece medyayı suçlayarak bu sorumluluktan sıyrılamayacaklarını artık bilmeliler. Herkes kendi eğlencesine, kendi yaşamına dalınca çocuklar da en doğru yaşam tarzının bu olduğunu sanıyorlar. Elinde bol para, altında araba varsa ve hiç bir kural, kısıtlama da yoksa ne bekliyorsunuz ki?
Celal Çapa'nın sözlerini düşündünüz mü?
Sevgili Ö-kurlarım... Bundan sonra size 'okurlarım' yerine 'ökurlarım' diye hitabedersem lütfen şaşırmayın, dünden beri o kadar çok tekrarladım ki öyle çıkabilir yani...
Haberin Devamı

