Bir yanda düşmanlığın, sevgisizliğin, ırkçılığın sürdürüldüğünü görürken bir yanda da bu ülkenin “Atatürk gibi” evlatları olduğunu görmek insanı ağlatıyor.
Evet, dün Vatan’ın ilk sayfasının göbeğinde Alper Uruş ve Burak Kara’nın gönderdiği haberde yüzü (tanınmaması için) buzlanmış Mehmetçiğin “Çekme abi, annem beni Erzurum’da sanıyor. Ben sınıra kendi isteğiyle gelenlerdenim” sözlerini okuyan birçok vatandaşımızın benim gibi göz yaşlarını tutamadığını biliyorum.
Onlar canını vatanları için teröriste karşı siper eder, ölümü hiçe sayarak sınıra koşarken aramızda bunu bile milliyetçilik olarak adlandıranlar, şehitlerimize yardım kampanyasına katılan veya maçtan önce asker selamı veren Milli Takım’ı bile milliyetçilikle suçlayanlar var. (Bu arada, en önemli miraslarımızdan olan Kaz Dağları’nı altın arayacağız diye acımasızca, umarsızca delik deşik edenlerden sonra Milli Takım’a da Fethullah Hoca’nın elinin uzandığını duymak çok üzücü. Uğraşacak konu arıyorlarsa buna eğilsinler.)
Bu kahraman askerin sözlerini okuyup göz yaşlarımı silerken Irak Dışişleri Bakanı Zebari’nin Başbakan Erdoğan’la görüştükten sonra “Ben istediğimi aldım” demesi, Irak’a döner dönmez PKK’ya yaptıkları “Ülkeyi terk edin” açıklaması, daha sonra Erdoğan’ın “Kuzey Irak’taki bütün PKK kampları dağıtılsın, yoksa...” şeklindeki çıkışları geçti aklımdan.
Barzani’nin aylardır Türkiye tarafından defalarca yapılan benzer çıkışlara karşı her seferinde savurduğu “ABD arkamızda, bir şey yapamazsınız” tehditlerini düşündüm.
Yine bir oyalama, zaman kazandırma planıyla mı karşı karşıyayız, bu arada Kuzey Irak’taki teröristleri korumak için planlar mı yapılmaktadır yoksa duyduklarımız gerçek midir bilmiyoruz. Hangisi doğrudur, neye inanmak lazım bilmiyoruz.
Zebari ne istedi ve ne aldı onu da bilen yok.
Asıl üzücü olan, her yanlış planın Mehmetçiğin hayatıyla ödenecek olması. Umarız Türkiye’yi yönetenler rahat mekânlarında, saltanat odalarında bunları düşünüyorlardır.
Kuzey Irak operasyonuyla ilgili merak ettiğiniz birçok soruyu bugün öğleyin 12.15’te Star’da tartışacağız.
İzleyebilirsiniz.
Güneydoğuluların asıl korkusu!
Gönderdikleri haberlerden de fark ettiğiniz gibi VATAN’ın iki gözüpek ve usta habercisi Alper Uruş ile Burak Kara şu sıralarda Güneydoğu’dalar. Bazı sorular sormak için telefonla aradığımda Kurt Dağları’nda olduklarını, Irak’a 3.5 kilometre mesafeye kadar indiklerini söylediler.
‘Durum nasıl oralarda, neler görüyor, neler duyuyorsunuz’ diye sordum.
“Cizre ve Şırnak’a da gittik, olumsuz bir şey yok” dedikten sonra devam etti:
“Diyarbakırlı aydınlar PKK’nın silah bırakmasını istiyorlar. Gabar Dağı eteğinde sıcak çatışmaların sürdüğü söyleniyor, mayın taramaları da devam ediyor...”
‘Halkın Kuzey Irak’a askeri operasyon için ne düşündüğü’ soruma verdiği cevap ise şöyle:
“Operasyon istemiyorlar ve bunun en önemli nedeni de ekonomik sıkıntının ortaya çıkacağı korkusu... ‘Kalbimiz Türk askerinde, onlar için ağlıyoruz ama aklımız ekonomide’ diyorlar. Cizre’de anlatılanlara göre 1994-95’te PKK’yı Cizre’den çıkaran silah değil, Habur olmuş. Bu kapı açıldıktan sonra mazot ticaretinin başladığını, bölge insanının Irak’a gidip mazot aldığını, ekonomi düzeldikçe terörün ortadan kalktığını anlatıyorlar.”
Alper Uruş karşılaştığı vatandaşlarla yaptığı konuşmaları yorumlarken “İnsanlar ekmek bulduğunda örgütle ilgilenmiyor. Onları bu yöne iten yoksulluk ve sefalet. Güneydoğu için devletin acil ekonomi paketi hazırlaması gerekiyor. Öncelikle yatırım yapılmalı” diyor.
Yarın devam ederiz.
Bugün çıkmak istemiyorum!
Üzerimde bir baskı var... İlk kez güçlü bir baskı altında olduğumu hissediyorum, neden bilmem!! Onun için bugün ısrarlara, baskıya inat dinlenmek ve evimden hiç çıkmamak istiyorum.
Zaten ülkemin içinde bulunduğu “ahval ve şerait”, gazeteleri okuyup, gördüğüm, moralimin düştüğü durum (ki ben asla böyle hissetmedim şimdiye kadar) hiçbir yere kıpırdama isteği de bırakmıyor.
Zorla kıpırdamamı sağlamaya çalışanlar ve gelecekte bu zorlamaların bizi nerelere sürükleyeceğini görüyor olmak ise bu isteği iyice sıfırlıyor.
Onun için bugün her zamanki görevlerimi yerine getirmek dışında evimden kıpırdamayacağım. Hiç değilse baskıya boyun eğmediğim ve nedenini anlamadığım eylemlere hizmet etmediğim için kendimi kutlamak istiyorum.
Bugüne kadar yapılanların ötesinde bana evimde kalmayı tercih ettiğim için maddi/manevi yeni bir baskıcı uygulama yapılabileceğini de hiç sanmıyorum.

