Çekin elinizi kadınların üzerinden

Haberin Devamı

Komedi filmine gerek yok” dedirtecek gelişmeler yaşanmakta yine... Deniz Baykal’ın çarşaflı yeni üyelerle çektirdiği fotoğraflardan, “İzmir’de de türbanlı yeni üyelerimiz var” gösterilerinden sonra Tayyip Erdoğan da “Bize de başı açık kadınlar geliyor” şovu yaptı.

Başı açık-kapalı kadınlar yerel seçim öncesi rekabette partilerin karaborsasında... İki büyük partinin ikisi de kadınlar üzerinden yürütüyor reklamı, sonuçta kadınlar ne belediye başkanlığı ne milletvekilliğinde adam yerine konurlar ve hatta seçilenlere bile “tombaladan çıktı, sussun” benzeri hakaretler yapılır ama olsun. Köprüyü geçene kadar iyi oluyor işte... Kadınlar baş tacı (!)...

İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde Tayyip Bey’le yaptığım bir röportajı hatırladım şimdi, ona aynen şu soruyu sormuştum:

‘Adil düzen dediğiniz düzen gelirse kadınlar çalışabilecek mi?’...

“Kadınlar bizim başımızın tacı, hiç onları çalıştırır mıyız” cevabını vermişti, “Biz çalışacağız, onlar oturacak.”

Zaman değişti, onlar değiştiklerini iddia ettiler ama nedense hiçbirinin eşleri çalışmıyor hâlâ...

Meclis’teki partileri toplasan hepsi birlikte yüzde 10’un altında kadın milletvekili var TBMM’de hâlâ... Medeni Kanun Mal Rejimi bir türlü değiştirilip tüm kadın nüfusun hakkı korunmuyor hâlâ... Küçük kızlara ve kadınlara tecavüzde, cinayette bile ağır suçlu erkekler korunuyor hâlâ...

Ama olsun parti reklamında örtülü-örtüsüz kadınların baş tacı edilmesi yeter, onlar da “Neden bizim en doğal, en hayati haklarımız için kılınızı kıpırdatmıyor, üç cümle söylemiyorsunuz” diyeceklerine memnun mesut gülüyorlar, ağızlar kulaklarda...

Dön baba dönelim, başladığımız noktaya gelelim.

Deniz Baykal hâlâ çarşaflı üye açılımında ne kadar haklı olduğunu, gelen eleştirilerin ise ne kadar haksız olduğunu anlatmakta... Anlatamadığı bir tek şey var üye olarak aldığı çarşaflı ve türbanlı kadınların, CHP’nin de savunduğu laik rejim gereği parti yönetimine giremeyecekleri, milletvekili veya örneğin kadın kolları başkanı olamayacakları...

Artık iyice anlaşıldı ki: tepkilerin “toplumdaki örtülü kadınları yok farzetmek”ten değil, “türban-çarşaf ile siyasi reklam yapmayı CHP’nin de kullanmış olduğu”ndan çıktığını, bunun da “Aman ayırımcılık yapmayalım, kimseyi dışlamayalım, CHP böyle tanınmasın” derken asıl ayrımcılığa, son yıllarda dozu iyice arttırılan “Müslüman kadın türbanlı, çarşaflı olur” ayrımcılığına hizmet ettiğini şu anda görmek istemiyor.

Diyelim ki her kesimi kucakladığını göstermek ve AKP’nin bugüne kadar yaptığı siyasi etiğe sığmaz “Biz dindar partiyiz, onlar değil” propagandasını yalanlamak adına siyaseten buna gerek duymuştur, kaldı ki AKP’nin başı açık kadınlarla yaptığı benzer gösteri belki de “din istismarı partiler tarafından paylaşılırsa etkisini yitirir” görüşünü doğru çıkarmaktadır.

BAYKAL TESETTÜRLÜ SAYIMINDA!

Ama iki gün önce gelen mektuplardan birini kendisine duyurmak isterim, şöyle diyor:

“Bu aslında Müslüman kadının zaferidir. Sen beni istemiyorsun ama ben olmadan iktidar olamazsın ikazıdır. CHP başörtü ve çarşafı kabul etmek zorunda kalmıştır.”

Verdiği mesajın bu olduğunu da iyi düşünmesi gerekiyor. Acaba tek çözüm “aynı yoldan yürümek” miydi, topluma bu “kadın kıyafeti ve din üzerinden bölmenin, istismarın yanlışlığı” anlatılamaz mıydı?

Deniz Baykal “Bizim çarşaf ve kravat makbul sizinki değil” söylemi yanında, bugüne kadar sürdürülen “kadınların yüzde 60’ı tesettürlü” reklamını da yüzde 70’e çıkarmaktan çekinmemiş. Demek ki kendi sayımına göre “yüzde 60” eksik kalıyor!

Sonuç şudur ki bazı sosyologların ve sosyolog kesilen siyasetçilerin papağan gibi tekrarlayıp durdukları “Dışlanan toplumsal kesimler AKP’de kendini buldu, onu iktidar yaptı. Diğer partiler onları ciddiye almıyordu” teranesi artık CHP tarafından da benimsenmiştir. Bunun lâmı cimi, kıvırtması yok.

Dürüst, doğru, akılcı politikalarla yükselmenin “imkansızlığı” kabullenilmiştir.

İyi de bu “dışlanan kesimler” acaba Refah Partisi’nin yüzde 21.3, ANAP’ın 19.6, DYP’nin 19.1, DSP’nin 16.6 oy aldığı 95 seçiminde, DSP’nin birinci, MHP’nin ikinci olduğu 97 seçiminde oy kullanmamışlardı da hepsi 2002’yi, 2007’yi mi beklediler? O yıllarda onları dışlayan kimdi?

Bence her iki parti de “kadınlar ve din” üzerinden siyasetle takiyye yapmaktalar.

Kadınları umursamadıkları halde onları kullanıyorlar, olay budur!

DİĞER YENİ YAZILAR