Çağlayan Mitingi öncesinde “mitinge bombalı saldırı düzenleneceği” telefonları gelmişti, bütün diğer mitinglerden daha görkemli olacağı tahmin edilen İzmir Mitingi öncesinde korkuyu daha somut bir şekle dönüştürme çabası görülüyor.
Bornova’da bir pazar yerinde bomba patlatıldı ve 14 kişi yaralandı, 1 kişi öldü... Bugünkü miting için bir gün öncesinden göz dağı mı acaba?
“Her an, her şey olabilir ona göre” endişesi salmak mı?
Oysa halk haftalardır en demokratik hakkını, en saygın şekilde kullanarak ülkesinin rejimi için duyduğu endişeyi ortaya koyuyor.
100 bin değil, 300-500 bin değil, milyonlar çıkıyor meydanlara.
Çağlayan’da hiç kimse korkmadı, bayrağını kapan geldi, İzmir’de de hiçbir etkisi olmayacaktır.
Hele de tüm tepkilerinin üstüne, kendilerine kısa süre önce Hükümet’in başı tarafından yapılan “gavur İzmir” haksızlığını unutmamış olan İzmirliler için böyle bir etki söz konusu bile değildir.
Bugün yine yüzbinler, bu kez üzerinde “çehresini daha da çok çatmış birer hilâl” bulunan bayrakları ellerinde Türkiye’nin “laik kalacağını” haykıracaktır, hiç şüphesiz.
Mitinglerden rahatsız olanların -her kim iseler- Türk halkının kararlılığını küçümsememek için bu ülkenin tarihini tekrar incelemeleri gerekiyor.
Halk seçimi ve 5+5
Başka çare kalmadığını, ülkenin krize sürüklendiğini görünce birçoğumuz “cumhurbaşkanını halka seçtirin, rejimi tehlikeye sokmayın” dedik ama elbette bu “gerekli düzenlemeleri yapmadan, oldu bittiye getirerek, hemen ertesi gün Anayasa’yı değiştirin” demek değildi. Şok bir şekilde bu yapıldı. Sanki her şey önceden planlanmış bir senaryo ile bu noktaya getirilmiş gibi...
Şimdi, bir de “5+5”i kabul ettikleri için “Beni halk seçti, istediğimi yaparım” gücü verilecek cumhurbaşkanı gerekli önlemler alınmadan, belki belli yetki kısıtlamalarına gidilmeden geldiği takdirde 10 yıl orada kalabilecek.
Bu süre içinde kendi siyasi görüşünden olmayan hükümetlerle “tam yetki” kriz yaratabileceği gibi (örneğin Erdoğan-Baykal), aynı partiden bir hükümetle tüm yetkilerin “aynı elde toplanması ve sınırsız uygulama” durumu ortaya çıkacak.
Yunanistan’ın 76-86 yılları arasında yaşayıp olmayacağını görünce Anayasa değişikliği yapmak zorunda kaldığı durumun aynısı yani...
5+5 durumunda ayrıca cumhurbaşkanının bugüne kadar “tarafsız” zorunluluğu olan konumunun “halka veya siyasi partilere hoş görünme” zorunluluğuna dönmesi de kesinleşmiş olacak.
O zaman cumhurbaşkanlığı seçiminden önce “halka seçtirme” ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması ve “5+5”te cumhurbaşkanlığı konumunun siyasallaşmasını önleyici denge mekanizmalarının kurulması mutlaka şart koşulmalı değil midir?
Kafalardaki bu soruları da yine bu sabah 11.50’de Her Açıdan programında; Milletvekili Bülent Tanla, Dr. Cengiz Aktar ve Siyaset Bilimi Profesörü Nurşen Mazıcı ile tartışacağız. İzmir Mitingi’nden naklen yayını da unutmayarak...
Tabii zamanımız yettiğince...

