Dünkü yazımda Sivil Toplum Kuruluşları'nın bugün Sepetçiler Kasrı'nda yapacakları toplantıdan sözetmiştim. Bıraktığım yerden devam ediyorum...
On gün kadar önce yazdığım 'Eğitim karambole getirilemez' başlıklı yazımdaki endişelerle STK'ların endişeleri ve soruları birebir örtüşüyor. O yazımda da ben bugün birçok üniversite yönetiminde öğrencilerin de yer aldığını, öğretim üyeleri ve öğrencilerin birlikte karar verdiği yönetimlerin özgür ve demokratik bir yönetim olduğunu düşünerek "demokratikleşme" ile neyin kastedildiğini sormuş ve 'halkı bilgilendirmeden eğitimle oyuncak gibi oynayamazsınız' demiştim.
STK'lar da aynı soruyu soruyor ve "Eğitimde 'çağdaşlaşma', 'demokratikleşme' adı altında yapılmak istenenlerin takipçisiyiz. Kavram kargaşası yaratarak zihinlerin bulandırılmasına seyirci kalmayacağız" diyorlar.
AKP Hükümeti'ne çağrı!
Önemli bir istekleri var Hükümet'ten: TBMM'ne sunulan hükümet programındaki "Eğitim politikalarının belirlenmesinde 'özel sektör ve STK'nın insiyatif ve katılımları sağlanacak" maddesine uygun olarak eğitimde yapılması düşünülen her türlü düzenlemeden önce:
1-) Konu ile ilgili bilimsel araştırmalar yapılarak bilimsel veri tabanı oluşturulmasını...
2-) Üniversitelerde, STK ve Özel Sektör'de çok sayıda toplantı yapılarak konunun tartışmaya açılması, sonuçların 'toplumun çağdaş gelişimi' açısından değerlendirilerek gerçek değişim ihtiyaçlarının tespit edilmesini...
3-) Cumhuriyet ilke ve geleneklerine, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti tanımına ters düşülmemesini istiyorlar.
Ve "Bu basamakları ve gerçekleri dikkate almaksızın 'reform' ve 'çağdaşlık' adı altında yapılacak herhangi bir girişimin 'toplumun çağdaş medeniyetler seviyesine taşınması' yolunda bir katkıda bulunacağına ihtimal vermiyoruz" diyorlar.
Eğitiminin uzunca bir kısmını İmam Hatip Lisesi'nde geçirmiş olan Milli Eğitim Bakanı ile STK'ların ve üniversite yönetimlerinin 'reform' ve 'çağdaşlık' anlayışının aynı noktada buluşabilmesi mümkün olacak mı, bunu da zaman içinde göreceğiz.
Sivil Toplum Kuruluşları'nın bugün saat 11:00'de Eminönü Sepetçiler Kasrı'nda yapacakları toplantı bu açıdan da çok önemli.
Şizofrenler!
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim öncesinden başlayarak demokratikleşmeyi, düşünce ve ifade özgürlüğünün önemini dilinden hiç düşürmedi. Yeri geldikçe hâlâ da düşürmüyor.
Seçim öncesinde sloganları bile "Halkla birlikte, elde" idi. Herkesi kucaklayacak, herkesi dinleyeceklerdi.
Şimdi ise "Davos aslında çok önem verilen bir toplantı değildir" gibi basit yorumlara bile tahammüllerinin olmadığı görülüyor. Örneğin Erdoğan, Davos hakkında olumsuz yorum yapanların "şizofren" olduklarını iddia ediyor. Yani pohpohlayanlar sağlıklı, olumsuz yorum yapanlar ruh hastası. "Aman ne müthiş bir gösteri yaptık, çok da iyi görüştüler. İyi ki oraya milyon kişilik bir kalabalıkla gitmişler" diyenler makbul, muhtemelen bizim gibi 'bu kalabalığa, eşlere, onca bakana, sağlık müdürüne ne gerek vardı' diyenler tukaka.
Konuşmasının arasına kalabalık gitmenin yararlarını sıkıştırdığına göre bu tür yorumlar da 'şizofren yorumu' oluyor mu bilmem. Üstelik parlamentolararası gezilerin süreceğini ve çok gerekli olduğunu' eklemeyi de unutmuyor. Demek ki 'Küba gezileri' ve benzerlerinin tekrarlanmasını da bekleyebiliriz artık. Hükümet yakında 'Buz ticareti yapabiliriz' diye bin kişilik bir ekiple kutuplara giderse şaşırmayalım diye söylüyorum.
Millet parasızlıktan inlerken neredeyse bir orası kaldı gidilmedik şimdiden...
Erol Evgin konseri
Onun konserlerini görünce veya duyunca "sakın kaçırmayın" derim, çünkü ben bayılıyorum. İnanılmaz bir keyifle, 'keşke hiç bitmese' diyerek izliyorum. Yalnız onun müziğini dinleyerek yetişen kuşak için de geçerli değil bu, yeni kuşak-yeni gençler de şarkılarını aynen, aynı zevkle dinliyor, ezberliyorlar (İnanmayan 16 yaşındaki kızım Yasemin'e sorsun.)
Şimdi 'billboard'lara dev posterleri asılmış Erol-Murat Evgin'in... Üzerinde "Ulusal savunmamız için" yazan posterler. İlk görüşte merak ediyor insan hemen, neden "Ulusal savunmamız" için? Bilmeyenlere açıklayayım, baba-oğul bu konseri "Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı" yararına veriyorlar. Milli savaş sanayiinin güçlendirilmesine harcanacak konserin tüm geliri. Konser 29 Ocak 2003 Çarşamba günü (bugün) Lütfi Kırdar'da. Biletleri sponsor firma Ulusoy'un ofislerinden temin etmek mümkün.
Geçen yıl 'Baba-Oğul konserlerini izlemiş, hayran kalmış ve yazmıştım. İzlememiş olanlar, hele de İstanbul'da yaşıyorlarsa aynı zamanda bir eğlence programı gibi olan bu konseri kaçırmasınlar.
Kaçırılacak olay değil ve aynca görüyoruz ki zamanı geldiğinde savaştan kaçış yok, harp sanayisine de destek lâzım. Haydi konsere koşalım!
Çarşamba günü önemli bir toplantı (2)
Dünkü yazımda Sivil Toplum Kuruluşları'nın bugün Sepetçiler Kasrı'nda yapacakları toplantıdan sözetmiştim. Bıraktığım yerden devam ediyorum...
Haberin Devamı

