Çarşaflı polisler iş başında!

Dün bütün gazetelerde; "İran'da kadın suçluların sayısındaki artış nedeniyle mollaların kadın polis sayısını arttırma kararı aldığını" bildiren haber fotoğraflarıyla yer aldı

Haberin Devamı

Dün bütün gazetelerde; "İran'da kadın suçluların sayısındaki artış nedeniyle mollaların kadın polis sayısını arttırma kararı aldığını" bildiren haber fotoğraflarıyla yer aldı.

Kadınların ve hele de çarşaflara bürünmüş kadınların, ellerinde silahla tatbikat yapması erkeklere pek ilginç geldiğinden çok sayıda basın mensubu da izlemiş tatbikatı...

Doğal olarak; "Neden kadın suçluya mutlaka kadın polis gerekli" sorusu geliyor insanın aklına hemen... Nedenini de açıklıyor haber:

"İran'da erkek polislerin kadın suçluyu arama ve tutuklama yetkisi yok" ondan.

Yerim olsa fotoğrafı bir kez de ben koyacağım köşeye... Kafadan sarkıp yerlere kadar inen, vücuda dolanan kara çarşafı çıkarması da yasak polisin... Bırakın, "Her dine ve inanca eşit mesafede durma" zorunluluğu nedeniyle devlet kurumlarında din simgesi olan kıyafetlere laik devletlerde izin verilmemesini, laik olmayan, din kurallarıyla yönetilen devletlerde de belli görevlerin tek tip kıyafeti olmasının gerekliliği sadece bu örnekle bile ortaya çıkıyor. Tabiî "kadına-erkeğe dokunmama" kurallarının "imkânsız"lığı da...

1- Koskoca İran'da 400 kadın polis sembolik kalacağından suç mekanı yakınlarında kadın polis yoksa ve kadın suçlu kaçıyorsa erkek polis onu yakalayamayacak.

2- Kadın polis suçluyla karşı karşıya kaldığında veya bir boğuşma anında çarşaf kafasından sıyrılır ve saçları ortaya çıkarsa (din ve inancına ters düşeceği korkusuyla; her ne kadar bir çok İslam ülkesinin Müslüman lider eşleri ve vatandaşları başörtüsü takmadığı halde dine ters düşmüyorsa da) ve etrafta erkekler varsa, önce çarşafını örtme telaşına düşecek, belki o sırada canından olacak.

3- Kaçması veya kovalaması gerektiğinde, ayaklarına kadar inen, kollarına dolanan çarşaf bütün hareket serbestliğini önleyecek...

4- Erkek polisin bulunmadığı ve erkek suçluyla karşılaştığı anlarda kadın polis de erkek suçluya dokunamayacak.

Bütün bu anlamsızlıktan ve kadın polislerin hayatını da tehlikeye atma sorumsuzluğundan sonra da mollalar dünyaya "kadınları çalıştırdıkları ve hatta polis yaptıkları" mesajını verecekler. Dünya da yutacak.

Konu polislerle sınırlı değil, kadın doktorlar erkek hastaya (veya tersi) bakmayacak. Kadın cerrahlar ameliyata eline, koluna, bacağına dolanacak, kendisini sırılsıklam terletecek ve rahat çalışmasını önleyecek çarşafıyla girecek. Kadın öğretmen erkek öğrenciyle, erkek öğretmen kızlarla karşılaşmayacak. Onlara eğitim vermediği gibi konuşmayacak da...

Bu yönetimin bir adım ötesi olan Afganistan'da (şu anda ne kadar değişti bilmiyoruz), Taliban döneminde kadın doktorlara çalışmak yasaklandığı, aynı zamanda kadınların erkek doktora gitmesi de yasak olduğu için binlerce kadın tedavi olamadı ve yaşamını yitirdi.

İran'da çarşaflı polis timleri varmış artık. Kadınların haklarını da veriyorlar(!) demek ki... Ne mutlu onlara!

Mazereti olmayan TV kazası!
"Alışırlar, alışırlar" ile başladı olay, "unuturlar, unuturlar la devam etti. Son olarak aile şirketlerine bakanlıklardan, belediyelerden iş kapan bir AKP milletvekilinin "Bu konuda konuşmayacağım; unutulur, unutulur" dediğini duymuştuk...

Başka ülkelerde çözülür, önlenir bizde unutulurdu, daha da kötüsü reklâm olur, puan kazandırırdı çünkü, biliyordu...

İşte "temiz toplum, temiz siyaset"i sağlamakla, "yozlaşmak" arasındaki fark tam da budur.

Ata Demirer, benim de beğenerek izlediğim, yetenekli bulduğum bir güldürü sanatçısı...

Beyaz'ın programında "Kız arkadaşınız var mı?" sorusunu soran kadın hayranına, boş bulunarak "Verecen mi?" demesi ile bir anda yalnız o hayranında değil, kendisini beğeniyle izleyen birçok kimsede hayal kırıklılığı yarattı.

Hatayı yaptıktan sonra "Bir an kendimi canlı yayında, TV'de değil de sahnede zannettim. Yaptığımın mazereti olamaz" demiş. Bu cevabın sadece son cümlesini takdir ettim, tamir yeltenmiyor, itiraf ederek özür diliyor. İlk cümle ise neredeyse TV'de yaptığı hata kadar hata... Kullanılan kelime; "Verecen mi?" çok kötü bir argo olduğu kadar kadını 'veren', erkeği 'alan' şeklinde algılayan maço, geri kalmış bir anlayışın da reklâmı aynı zamanda.

Bu kelimeyi sahnede kullanması da "mazereti olamaz" bir hatadır bence... Çünkü gençler her meslekte, yükselmiş kişileri "model, örnek" seçiyorlar, onları bire bir taklit ediyorlar. Hiç şüphe yok bu söz, bugünden başlayarak gençlerin dilinde dolaşacak ve kız arkadaşlar için kullanılacaktır. O nedenle, "rol model"lerin sorumluluklarını hatırlaması önemlidir. Şöhreti taşımak, onu elde etmekten daha zordur.

Yine de, her ne kadar; konuşmada mağdur olan kadın izleyicinin duygularını anlıyor ve hak veriyorsam da, tek bir hatayla sanatçılarımızı silmenin, onları süründürmenin, hakarete varan tepkilerle üzmenin doğru olmadığını da biliyorum (Plânlı olarak, kişisel kazanç için Türkiye aleyhinde konuşan sanatçılar bu konunun dışında kalıyor!)

Ata Demirer, yeteneği ve zekâsıyla kısa sürede çok yol aldı. Ama Cem Yılmaz, Beyaz, Okan Bayülgen, Yılmaz Erdoğan gibi deneyimli sanatçıların her durumda saygı çizgisini aşmamaya dikkat etmesi de ona örnek olmalı.

Basit ve kaba bir dile ihtiyacı yok. Onun bundan sonra stand up ve güldürü sanatının çizgisini yükseltmeye çalışması lâzım.

Kısacası üzüldüm ama Demirer'in bundan sonra çok daha dikkatli olacağına da inanmak istiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR