Başbakan Erdoğan'ın Suudi Arabistan gezisine karaçarşaf damgasını vurmuş. Haberler "başörtüsü" diyor ama başörtüsü değil, artık bal gibi karaçarşaf!
Her şeyden önce kadınların "sözü kabul edilen, konuşması dinlenen" vatandaş kabul edilmediği, en basitinden herhangi bir açıklama için bile "kadının erkek yakınlarına başvurulduğu" bir ülkeye yapılan resmi ziyarette Emine Hanım'in ve koca bir grup kadının ne işi var, onu sormak lazım. Şimdiye kadar bütün başbakanlar, bakanlar bütün resmi gezilere eşlerini mi götürüyorlardı? Bu ekstra masraflar kimin cebinden çıkıyor?
Daha sonra da Emine Erdoğan'ın kendisinin ve korumalarının, Zeynep Babacan'ın karaçarşaftan farksız kıyafetlerine gelebiliriz.
Evet, Suudi Arabistan'da kadınların örtünmesi baskı ile mecburi tutuluyor. Ama hem onlar konukların buna zorunlu olmayacağını bildirmiş, hem de bu hükümet döneminde bizim heyetteki kadınlar zaten tesettürlü... Üstelik Arap ülkelerinin veya Pakistan, hatta Afganistan gibi ülkelerin kadınlarından da sıkı şekilde, "saçın tek teli görünmeyerek" örtüyor.
Arap ülkelerinden Türkiye'ye gelen kadın konsoloslar çağdaş kıyafetlerle gezerken onlar Araplar gibi giyiniyor. "Kimse kimseye karışmasın, herkes özel alanı içinde sınırsız özgürlüğe sahip olsun, demokrasi bunu gerektirir"... Ama burası onların özel alanı değil, Türkiye devletini, Türk insanını, Türk kadınını temsil ediyorlar... O zaman Suudi Arapları gibi giyinmemeleri, en azından Türkiye'de ne giyiyorlarsa onu giymeleri gerekir, değil mi?
Kraliçe Rania da Müslüman, üstelik eşi Hz. Peygamber'in soyundan geliyor. Ama o karaçarşaf benzeri bir kıyafetle, "abaya" ile çıkmamış ortaya... Korumalarını da öyle giydirmemiş. Şimdi onlar daha mı az Müslüman oldular?
Diplomatik heyetle gidenlerin çok iyi düşünmesi lazım!
Baykal sinir bozuyor
Pazar günü programda da söyledim; bugüne kadar iktidar partilerinin medyaya baskı yaptıkları sık sık görüldü, tamam. Hele maliyeyi ve tüm birimleri aynı anda göndererek bir televizyon kanalına baskı uygulanması tepki gösterilmeyecek bir durum değil ama muhalefet daha mı saygılı davranıyor?
Neredeyse bütün partiler yaptıklarını eleştiren medya kuruluşlarına hemen tepki içine giriyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bildiğim kadarıyla VATAN gazetesine küs... Bana küs, telefonlara çıkmıyor. Programa davet etsek sanki vatandaşı aydınlatacak değil de, bana iyilik yapacakmış gibi gelmiyor (Hangi yazıdan dolayı küs olduğunu bile biliyorum). Sonra da çıkıyor medyayı kışkırtmak için "Korkup pıstılar" diyor. "Hükümet üstlerine yürüdü, onları sindirdi" diyor. "Medyayı sorumlu
tuttuğunu" söylüyor.
Ben de diyorum ki "Medyayı kimse sindiremez. Biz televizyonda da, yazılanınızda da her tür baskıya ve her dönemde karşı çıktık. Bu nedenle çok sıkıntı çektiğimiz dönemler oldu ama yılmadık, yılmayız. Pazar günü Her Açıdan programında 'medyaya baskılar'ı dört gazeteci (Oktay Ekşi, Nazlı Ilıcak, Mine Kırıkkanat, ben) ve CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, telefonla da Tuncay Özkan'ın katılımıyla her açıdan, hiç çekinmeden tartıştık. Birçok gazete, gazeteci, yazar bu konulan yazdı, yazıyor. Bunları görmüyor mu? Görmüyor ve ilgilenmiyorsa bilmeden suçlamaktan vazgeçsin"...
Sinir bozmaya başladı çünkü... Biz de çıkıp "Türkiye'nin istediği gibi bir CHP'nin ortaya çıkamamasından onu sorumlu tutuyoruz" desek nasıl olur?
Ne hisseder, bir düşünsün!
Ermenice yerine İngilizce olmaz mı?
Ermeni belgelerini inceleyecek "Ermenice bilen" Türk tarihçi yokmuş. Bu nedenle Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu "Tarih araştırmacıları için Ermenice dil kursu açacaklarını" söylemiş.
Biraz uzun sürmeyecek mi? Bir dili "belge anlayacak kadar", "bilimsel inceleme yapacak kadar" öğrenmek yıllar alır. Oysa belgelerin İngilizce'ye çevrilmesi çok daha kolaydır.
Nitekim bildiğim kadarıyla Türk
arşiv bilgi ve belgeleri İngilizce'ye çevrildi. Demek ki Ermenistan bugüne kadar bunu yapmaya gerek görmemiş.
Zoryan Enstitüsü nün kendi kafalarına göre tarih yazdığı ve Amerika/Avrupa ülkelerine dağıttığı yüzlerce kitabından dolayı da gerek duymamış olabilirler.
Bizim tarihçiler oturup yeniden dil öğrenene kadar onların belgelerini İngilizce olarak ortaya koyması çok daha kolaydır. Bence bunu talep etmemiz gerekiyor.

