Cansiperane savunmalar

Konya Numune Hastanesi’ndeki türbanlı (veya peruklu) kadın doktorlar olayında erkeklerin kadın doktorları haklı çıkarma çabası gerçekten takdire şayan

Haberin Devamı

Konya Numune Hastanesi’ndeki türbanlı (veya peruklu) kadın doktorlar olayında erkeklerin kadın doktorları haklı çıkarma çabası gerçekten takdire şayan.

Onların ayırım yapmayacağını, bütün olayın Uğur Dündar’ın yanlış haberinden çıktığını ve iddiaların tümünün şu anda yalanlanmış olduğunu öyle cansiperane savunuyorlar ki hani neredeyse olay anında orada olduklarını düşünebilirsiniz.

Böylelikle gazeteciler üzerinde de müthiş bir baskı oluşturuluyor; “Yazma, yazarsan karşındayız.”

Ben yazılarımı “böyle düşünen hemşire ve doktorların ne kadar ciddi sonuçlara neden olabileceğine, insanların hayatıyla oynanabileceğine inanarak” yazdım. Hâlâ aynı görüşteyim.

Özellikle Konya Numune Hastanesi’ndeki olaya kilitlenip kalmam gerekmiyor elbette ama bu tür olayların, böyle bir anlayışın 21. yüzyıl Türkiye’sinde asla olmaması, bunlara izin verilmemesi gerektiğine bütün içtenliğimle inanıyorum.

İstanbul’da büyük bir üniversitenin Hemşirelik Okulu’nun bitişiğindeki bir başka bölümde okumuş ve mezun olmuş okurlarımız benimle görüşerek 1994-95 yıllarında Hemşirelik Okulu’nda “erkek kadavra”ya dokunmak istemedikleri için okulla sorun yaşayan hemşire adaylarının sayısının hiç de az olmadığını anlattılar. O adaylar mezun olmayı başardılarsa bugün hemşire olarak çalışıyor olmalılar. Bu sadece bir üniversite, kimbilir kaç üniversiteden benzer anlayışta kaç hemşire ve doktor mezun oluyor. Peki “erkek kadavra”ya dokunmayanların canlı erkek hastaya dokunabileceklerini düşünebiliyor musunuz?

Dönelim Konya’daki hastane olayına; Uğur Dündar dün akşam Kanal D’de hastanın ultrasonunun iki kez kadın radyolog doktor tarafından çekilmediğine dair doktor raporunu olduğu gibi okudu ve haberini gerçeklere dayanarak hazırladığını anlattı.

“Bayan radyolog olması nedeniyle iki gün çekilemedi” diyor raporda. Sonradan kadın doktorların perukla ultrasonu çekmesinin anlamı nedir, bir tiyatro mu oynanmaktadır ve kimler oynamaktadır bunlar soruşturma sonunda herhalde ortaya çıkacaktır.

Tabii en büyük yolsuzluk olaylarında bile görüldüğü gibi örtbas edilmezse. İfadeler çarpıtılmazsa, değiştirilmezse... Asıl önemli olan bu kadar ciddi sorunları olan bir ülkede hâlâ “erkek hasta, kadın hasta, bakarım, bakmam” konularıyla uğraşıyor olmamız.Yazık oluyor Türkiye’ye!

*****

Demirel cevaplıyor
Bu Pazar programıma 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel konuk olacak ve 2006’nın olaylarıyla, 2007’deki muhtemel gelişmeler hakkındaki sorularımı cevaplayacak.

Demirel’in İstanbul’a hafta içi gelmesi nedeniyle program ilk kez bant yayını olarak çekildiği için size biraz ipucu verebilirim. Süleyman Demirel; Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsaydı nasıl davranırdı, AKP 2006’da hangi ciddi hataları yaptı, Turgut Özal ölmeseydi Türkiye’de siyaset nasıl değişecekti, cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz olmaması için ne yapılmalı, DYP’ye neden uzak duruyor gibi sorular ve daha birçoklarına çok ilginizi çekecek cevaplar verdi.

Her Açıdan’ın ikinci bölümünde ise ünlü tenor Dr. Ferhat Göçer Lâle Devri, Yastayım, Aşkların En Güzeli, Sessiz Gemi gibi en sevilen şarkıları seslendirecek. Hoşunuza gidecek bir program oldu, beklerim.

*****

Hadım iyi çözüm!
Tuğçe Baran’ın, hadım tartışmalarına karışamadım, o arada başka konulara dalmıştım. İki gün önce “Ruhat Hanım her ne kadar beni ciddiye almadıysa da ‘idam yerine hadım’ fikrim felâket bir şekilde destek gördü” cümlesiyle başlamış yazısına.

Estağfurullah, ciddiye almaz mıyım hiç ama bir şüphem var doğrusu, benim bu konuyu daha önce birkaç kez gündeme getirdiğimi farketmemiş demek ki... Avrupa ülkelerinde de tecavüzcülere uygulandığı haberi çıkar çıkmaz “Aman neden bizde yok” diye atılmıştım. Ve sonra aynı görüşü çok kişinin paylaştığını da yazmıştım. Hatta tecavüze uğrayan 17 aylık bebeğin annesinin bile hadım edilmesini isteyenler çıkmıştı.

“Erkekleri ölümden çok korkutacağı” fikrine de, diğer anlattıklarına da tümüyle katılıyorum. Eline sağlık Tuğçe Baran!

DİĞER YENİ YAZILAR