Bu yazı başlığının bana ait bir görüş olmadığını söylememe gerek yok. Okurlarım benim böyle akla mantığa sığmaz bir görüşü dile getirmeyeceğimi iyi değil, çok iyi bilirler.
Peki kim söylemiş bu anlamsız cümleyi?
Dünkü yazımda anlatmış ve yazıyı "Türkiye'de ceza kanunlarını hazırlayanların zihniyetini göstermesi açısından Prof. Doğan Soyaslan'ın TV. konuşması tam bir ibret tablosuydu" diyerek bitirmiştim.
O program için hazırlayan ve sunan Melih Meric'e teşekkür borçluyuz. TCK koca bir toplumun yaşantısını bire bir ilgilendiren, düzenleyen yasaların toplamı olduğuna göre sanıyorum vatandaşların çoğu aynı duyguyu paylaşmaktadırlar.
Adalet Bakanlığı Komisyonu üyesi ve o komisyonda Bakan'in danışmanı olarak da Bakanlığı temsil eden Prof. Soyaslan bir kadın hukukçu için "Bakın siz ne güzel okumuşsunuz, avukat olmuşsunuz, daha az dindarsınız" benzeri bir cümle kullandı. Ne yazık ki bu önemli söz konuşmacılar tarafından o anda fark edilerek anlamı sorulmadı. Oysa Türk Ceza Kanunlarına son şeklini veren 8 kişiden biri (7 erkek, bir kadın üye var dikkatinizi çekerim) olarak Profesör'ün ağzından çıkan böyle bir cümle büyük önem taşıyordu.
Doğurun!
"Çalışan kadının daha az dindar olduğunu" imâ eden bir anlayışın Necmettin Erbakan anlayışından farkı yoktur. O da kadınlara asıl görevlerinin "evde oturmak ve bol bol çocuk doğurmak" olduğunu, dinin onlara bunu emrettiğini söyler dururdu. Kadının toplum yaşamında geri plâna itilmesini, ikinci sınıf insan muamelesi görmesini "erkeğin eline bakan, emrine tâbi" hale gelmesini sağlayan ve bu durumun mümkün olduğunca uzun yıllar sürmesi için elinden geleni yapanlara ait bu zihniyet 21. yüzyılda hâlâ ve üstelik üniversitelerde ders veren, gençlere görüşlerini aşılayan, TCK'yı hazırlayan profesörlerin kafasında karşımıza çıkmaktadır.
2001 yılında Medeni Kanun Komisyonu'ndaki MHP'li Orhan Bıçakçıoğlu ve onun gibi düşünen birkaç isim de benzer bir anlayışla çok önemli maddelerin hatalı şekilde çıkmasına neden olmuşlardır.
Tarihi önem taşıyan cevaplar
Bu itirazları yaptığımızda, gerçeklerin ortaya çıkması için çalıştığımızda bizi dava edeceklerini söyleyerek -basını- susturmaya çalışıyorlar. Oysa bir toplumun bundan sonraki 50-100 yılını şekillendirecek kanunlar için kimsenin kimseyi susturmaya hakkı yoktur. Sadece 'hukuka törelerin yön vermesi gerektiğini' söyleyenler değil herkes konuşmalıdır ve her konuşma dikkatle dinlenmelidir. Karar verdim, beni dava edeceklerse ben de onları insan haklarına aykırı yasalar çıkarmak istedikleri, "Çalışan kadın daha az dindardır" gibi bütün çalışan kadınların en özel "Allah'la kul arasında" konularında yanlış görüşler açıkladıkları için kadınlar adına dava edeceğim.
"Tecavüz eden sapık değil midir?" sorusuna "Sapık olan var, olmayan var" cevabını verdikten, tecavüzcüler için "Aslında bunlar sorunlu adamlar" dedikten iki dakika sonra;
"Önlerinden çekilin de kadınlar tecavüzcülerle evlensinler. Bu Türkiye'nin gerçeği" diyen, çocuk tecavüzlerinde çocuğun "rızası"ndan söz eden bir hukuk profesörünün hakkında zaten normal olarak kamu davası açılması gerektiğine inanıyorum.
Melih Meriç Pazar gecesi yayınlanan programın tekrar gösterilmesini sağlarsa çok iyi olur.
Bu konu kapanacak gibi değil!
"Çalışan kadın daha az dindardır..."
Bu yazı başlığının bana ait bir görüş olmadığını söylememe gerek yok. Okurlarım benim böyle akla mantığa sığmaz bir görüşü dile getirmeyeceğimi iyi değil, çok iyi bilirler
Haberin Devamı

