Çaktırmadan takiyye!

Nedir takiyye dediğimiz? "Gerçekleri gizlemek, saptırmak, olduğundan farklı bir tablo çizerek yanıltmak" değil mi?

Haberin Devamı

Nedir takiyye dediğimiz? "Gerçekleri gizlemek, saptırmak, olduğundan farklı bir tablo çizerek yanıltmak" değil mi?

İşte bu yapıldığında elbette yazıyoruz, basının görevi doğruları ortaya koymaktır. Ama nedense her dönemde ve (Tansu Çiller döneminde olduğu gibi) yoğun şekilde bu dönemde siyasi muhataplar bu işe fena halde bozuluyorlar.

Onlara göre medya sadece hükümetlerin olumlu eylem ve uygulamalarını yazmalıdır. Bir siyasetçi veya topluca hükümet yanlış içindeyse ve bunu dile getiriyorsanız, siz "onlara karşı" olduğunuz için bunu yapmaktasınızdır.

Neden karşı olduğunuzu, neden onlan "yıpratmaya çalıştığınızı" bir türlü anlayamaz ve fırsat doğarsa sorar dururlar.

Örneğin; Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Sezer'in açıklamasına verdiği cevaplar...

Tümüyle takiyye; o laiklikten söz ederek bunun nasıl farklı anlamlara çekilmek istendiğini anlatıyor, yurt çapında olup bitenleri işaret ederek irtica tehlikesinden söz ediyor, Başbakan ise "Dindarları siyasetten uzak tutmak istiyorsanız, halk sizi affetmez" gibi tümüyle alâkasız ama seçimde kendisinin ve partisinin işine yarayacak bir cevap veriyor.

Bakın şu takiyyelere:

"Sırça köşklerinden dışarı çıkmayan anlayışlara takılmadan hedefimize yürüyeceğiz."

Duyunca insan önce "hedefe takılıyor, gidiş pek doğru bir gidiş olmadığı, Türkiye cumhurbaşkanı ile İran'ınkinin karşılaştırmasının yapılabildiği günler yaşadığımız için "hedef dediği ne acaba" diye düşünüyorsunuz.

Takiyye ise "sırça köşk"te. Cumhurbaşkanı'nın yaşadığı Pembe Köşk'ü kastediyor olmalı. Aslında hangi köşkü kastederse etsin farketmez. Bugün başta Tayyip Erdoğan olmak üzere hükümet üyeleri altlarında bir değil birkaç adet son model, Avrupa ülkeleri başbakanlarında olmayan Mercedeslerle (hiçbir dönemde bu kadar çok sayıda süper lüks makam aracı olmamıştı ve Avrupa hükümetlerinde de yok) dolaşıyorlar. Türkiye'nin en lüks otellerinde tatil yapıyor, bugüne kadar görülmemiş şekilde siyasi seyahatlere bile aile boyu çıkıyorlar.

Krallar gibi...
Yaşamlarının kral yaşamından farkı olmadığı, teknelerde gezip çocuklarına şehzade düğünleri yaptıktan ve altınları sandıkla topladıkları halde üstelik de çocuklarını (yine siyaset tarihinde görülmemiş şekilde) iş adamları okutuyor.

Evlerinin "sırça köşk" ten bir farkı olduğunu da hiç sanmıyorum. Serveti milyon dolarlarla ölçülen, çocukları, kardeşleri denizcilik, yumurtacılık şirketleri kuranların evinin sözü mü olur?

Peki o zaman bu "sırca köşklerinden çıkmayanlar" lâfına ne gerek var?.. Var çünkü bu söylenince "halktan" olunuyor, mağdur havasına giriliyor... İşte takiyye budur.

Ve takiyye "din istismarı" açıklamasını, Başbakan gibi "Dini yaşamadan yaşayanlar arasında siyaset yapıyorsanız..." şeklinde açıklamaktır. Başbakan AKP dışındakilere "dini yaşamamak ama yaşıyor gibi görünmek" etiketi yapıştırıyor ve anında kendisini halkın gözünde dindar, diğer siyasetçileri ise dinle ilgisiz hale getiriyor.

Aslında zahmet edip "din istismarı" tarifi yapmasına gerek bile yok, din istismarı bu yaptığının ta kendisidir.

Dürüstlüğe, Müslümanlığa, insanlığa, siyasi etiğe, kısacası mevcut her değere aykırı, saygıdan samimiyetten uzak bir konuşma tarzı bu...

Takiyye diye buna diyorlar!

DİĞER YENİ YAZILAR